Olağanüstü haraketli günleri geride bıraktık EURO 2016 maceramızda. İlk iki maçında sıfır çeken A Milli Futbol Takımı'mız, primlerinin hesaplarına yatmasıyla ''yeniçeri'' kıvamında çıktığı Çek Cumhuriyeti maçını kazandı. Kazandı kazanmasına ama ezeli ve ebedi dostumuz İtalya'nın İrlanda'ya yenilmesiyle bir üst tura çıkma hayallerimiz suya düştü. Yani, on olasılığın biraraya gelmesiyle katıldığımız turnuvaya, bu defa olasıklıkların bize kıyak geçmemesiyle veda etik. İşte geldik gidiyoruz,şen olasın Fransa dedik bir nevi. Islıklanan Dünya yıldızı oyuncularımız, fırtına gibi esen Genel Direktörümüz, gece yarıları transfer açıklaması yapan Milli Takım oyuncularımız mazide hoş bir seda şimdi. Yıllardır bu turnuvaları izleyen meslektaşlarım benden daha iyi bilir herhalde ama ben kendi adıma son yıllarda bu kadar ''vukuatlı'' bir turnuvaya şahit olmadım Milli Takım bazında. Biri diğeriyle küsmüş, öbürü berikinin primini ödememiş, bilmem kimin menajeri, bilmem kimmiş, o niye yokmuş da bu niye varmış. Milli Takım Milli Takım değil, tımarhane sanki. Krizleri yönetmesiyle bilinen Terim'in, bu defa asayişi zapt- ı rapt altına alamamış olmasına şaşırdım şahsen. Başlarım sizin priminize, menajerinize deyip, mevzuya dalmaması hayrete düşürdü beni. Kim bilir, 20 gün boyunca neler döndü, neler yaşandı orada. Düşmüş bir uçağın kararkutusunu deşifre eder gibi edebilsek keşke. Çek Cumhuriyeti maçından sonra ''herkesten tek tek hesap soracağını'' söyleyen Arda ve devletin kanalı TRT'ye ''ayar'' veren Terim, Fransa'da fitili ateşleyen isimler oldu bence. Şimdi milletçe elimiz ayağımız titreye titreye Arda'nın ''Ulusa Sesleniş'' konuşmasını bekliyoruz. Kimden hesap soracaksınız Arda bey? Kişiliğinizi kim, ne diyerek rencide etti? Ettiyse elbette hukuki anlamda her hakkınız saklıdır, onu anladık da bu ''oraya gelirim, hepinizi al aşağı ederim'' ağızları kimseyi korkutmaz bilesiniz. Dünya'nın her yerinde başarısız süreçlerden geçen isimler sert eleştirilir. "Yıldız'' olmanın bedelidir bu. Kimseye de bişey yapamazsınız ayrıca, destur derler adama. Fatih Terim'e alıştı bu ülke bir yerde. Bugüne kadar kazandırdığı başarıların ve yaşadığı baskıların ağırlığı var üzerinde. Öyle bildik öyle kabullendik biz Fatih Hoca'yı. Ama bir Fatih Terim değilsiniz Arda bey. Öyle kazanılan bir maçtan sonra çıkıp, külhanbeyi gibi konuşamazsınız. Konuşursanız da kimse ciddiye almaz sizi. Çok cesursan ıslıklandığın maçtan sonra çıkar ''N'oluyor kardeşim'' dersin. Kazanınca ahkam kesmek kolay. Aslında Arda da bu değil elbette. Sadece futboldaki yeteneği değildir ,Arda'yı Arda yapan. İnanılmaz keskin bir zekası var Arda'nın. Esprili,kafası çalışan kendini geliştiren bir çocuk Arda. Belki de yapması gereken tek şey ''kaybetmeyi'' de öğrenmek. Sevgiyi kabul ettiğin gibi, nefreti de kabullenmek zorundasın Arda kardeşim. Kimse hepsini birden kazanamaz. Bunun çözümü de hesap sormak değil, bazen başını öne eğip gitmektir. Kimse "Arda cevap veremedi" demez, ''Helal olsun çocuğa cevap bile vermedi'' der, inan buna. Hep deriz ya neden kimse Mehmet Topal'a bişey demiyor, neden kimse yıllarca Ergün Penbe'yi hedef almadı. İşte bu yüzden almadı Arda. Hiç cevap vermediler. Hedef olmadılar. Açık hedef yapma kendini Arda. "Eyvallah" de geç. Bundan daha kötü olmaz emin ol. Sen kral bir çocuksun, bir kral gibi davran... Saygılar.
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.