Barış şehitlerini, ‘’gözyaşları’’ ile toprağa verdik. Diyarbakır ve Erzurum’da da üç şehidimiz vardı. Yıllar sürecek bir acı. Yıllar sürecek bir kırgınlıktır bu. Bazı olaylar vardır, sonuç sebebin önüne geçer. Cumhuriyet'in kurulduğu meydanda cıvıl cıvıl hayatlar söndü. Bu katliamda özellikle aileler açısından sonuç ortada. Ama bizim bu olayı irdelememiz, maddi manevi mağduriyetleri gidermemiz, azmettirici katillerin inine girmemiz namus borcumuzdur. Ant olsun ki; ne unutacağız ne de unutturacağız.

Türkiye zor bir dönemden geçiyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dün Malatya’da 11 gençlik kolları mensubunun naaşı başında kendisini tutamadı ağladı. HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, ‘’katil devlettir’’ sözü ile sadece maksadını aşmamış, haddini aşmıştır. Umarız bu hatasını düzeltir. Barış şehitlerinin tamamını HDP’li göstermek de büyük bir haksızlıktır. Bu imajın Demirtaş tarafından iması da. Kaldı ki hangi partili olursa olsun, ölen 97 can ve 100 bin insan Cumhuriyet’in kurulduğu alana ‘’barış ve kardeşlik’’ için koşuyordu. Kimden gelirse gelsin bu tasnif yanlıştır. Kaldı ki barış şehitlerinin en az 20’si CHP üyesi, 16’sı EMEP’lidir. Ve Türkiye’nin dört bir yanından gelmişlerdir. Barışa koşmuşlardır.

Alevi ayrımcılığı son bulsun
Bir konuda dikkatinizi çekmek isterim. Alevi kesimi her zaman ‘’barış ve kardeşlik’’ türküsü söylemiştir. Hiç Türkiye Cumhuriyeti toprakları içinde ayrı devlet isteyen bir Alevi grubuna rastladınız mı? Yoktur. Ellerinde silah var mı? Yok. Cumhuriyetin temel prensiplerine, Atatürk İlke ve İnkılaplarına  sıkı sıkıya bağlı olmuşlardır. Cumhuriyet ilkelerine o kadar bağlı oldular ki, başta Tayyip Erdoğan olmak üzere çeşitli kesimler tarafından CHP üzerinden Cumhuriyete bağlılıkları eleştirilmiş, bu eleştirileri tahrik boyutuna ulaşmıştır.

Peki, Aleviler ne istiyor? Sadece eşit yurttaşlık hakkı… Buna karşılık özellikle 13 yıllık iktidar döneminde eğitim, bürokrasi, hukuk, emniyet kadrolarında görmezden gelindiler. Açıkça  dışlandılar. Yok sayıldılar.

Oysa Alevi dedeleri, önderleri  hep barış ve kardeşlik öğütler cem evlerine. 12 Eylül öncesi Sivas, Maraş ve insanlığın yüz karası Madımak’tan sonra da bazı aşırılıkların dışında kaba kuvvete başvurmadı. Ellerine silah değil saz aldılar. Türkçemizi korudular. Kültürümüze sahip çıktılar. Ecevit’in Madımak şiirinde dediği gibi; ‘silahları sazdı, sözdü’…

Aleviler İslam’ın güler yüzüdür. İslam dininden de ayrı değildir.  Şah Hatayi, Seyit Nesimi, Pir Sultan ve Fuzuli’den feyz almaktadırlar. Öğretileri de ‘’haksızlığa ve ahlaksızlığa’’ başkaldırıdır. Buna karşılık ne oluyor? Yok sayılmaya devam ediliyor.

Ayırımcılık ‘’şehit cenazalerinde’’ bile sürüyor. Ülke bölünmesin diye şehit olanların, cem evlerindeki cenaze törenlerine devlet görevlileri gitmiyor. Gitmesinler. Hadlerini de aşarak cem evindeki bazı törenleri meydanlara taşıyorlar. Aynı durum barış şehitlerinde de oldu. Bırakın AKP yetkililerini mülkü amirler bile katılmadı. Varsa numune de olsa yansıtacağız. Söz.
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.