banner87
Dilek Doğan, gecenin kör karanlığında evini basan polislere “galoş giyin” dediği için bir polis tarafından göğsünden tek kurşunla vurularak “yargısız infaz” edildi.

24 yaşındaki bir genç kızın, yatak odası mahremiyetine masumca sahip çıkmasının bedeli ne yazık ki ölüm oldu…

Dilek Doğan’ın bir gece yarısı vurulduğunu duyduğumuzda hem bütün imkânsızlıklara rağmen hayata tutunmaya çalışan bir genç kız olması hem de ölümünde habercilik adına şüpheler duyduk. Yılların polis muhabirliği tecrübesiyle “böylesi baskınlarda olan sıradan bir ölümmüş gibi “ gösterilmeye çalışılan operasyonun bazı ayrıntılara alt alta dizince önümüze çok net bir biçimde çıkan şey; “Dilek Doğan’ın yargısız infaz edildiği” idi… Yazı işleri toplantımızda birçok editör arkadaşımın itirazlarına rağmen “yargısız infaz” diye başlık atmaktan çekinmedim ve köşe yazımda da “bu işin peşini bırakmayacağız” dedim.

Dilek’in infaz edilmesiyle ilgili birçok detay ve ayrıntıya Türk kamuoyu Yurt Gazetesi sayesinde ulaştı, haberdar oldu. Polis alelacele yaptığı açıklamalarla “direnme ve kavga, hatta saldırı var” dedi. Bazı gazeteler aracılığıyla olayı manipüle etmeye ve sözde delillerle yargısız infazı “meşrulaştırmaya” çalıştı…

Bir hafta boyunca komada yattığı hastanede en önemli delillerden olan vurulduğu an üzerinde olan kazak kaybedildi. Öldüğü gizlenmeye çalışıldı, öyle ki hastane yetkilileri öldüğün önce ailesi yerine polise haber verdi. Cenaze aileden kaçırılarak Adli Tıp’a götürüldü. Aileyi konuşmamaları için baskı yapıldı. Yurt Gazetesi olarak en büyük delil olarak bu tür operasyonlarda mutlaka yapılan video kaydının görüntülerinin nerede olduğunu sorduk, peşine düştük, takip ettik.

Dilek’i vuran polis sorgulansın istedik, bu işi faili meçhule dönüştürmeyin dedik. Neredeyse gün be gün bu yargısız infazı takip ettik ve… Gazeteciliğin, haber takibinin hakkını verdik… Yargısız infazı gerçekleştiren polis sorgulandı, suçu sabit görülünce savcı tarafından hakkında iddianame hazırlandı ve26,5 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı.

Emniyet güçlerinin Yurt’a yok dediği operasyonun ve vurulma anının görüntüleri ortaya çıktı ve dosyaya eklendi. Yurt sayesinde Türkiye bu görüntülerdeki yargısız infazı dehşet ve gözyaşlarıyla izledi.

Hemen hemen bütün gazetelerde ve televizyonlarda bu görüntüler haber oldu. Herkes Dilek’in masumiyetini gördü ve silah sesiyle sona eren son sözlerini işitti;

“Ya ne yapıyorsun!”…

Ne iddia edildiği gibi ne polise bir direnişi, karşı koyması ne de saldırısı vardı…

Onun tüm derdi mahremiyetini korumaktı…

Masumiyetinin kurbanı oldu…

Ne yazık ki bazı gazetelerin tavrı bu görüntülerle de değişmedi. Kızını vurulduğunu gören “annesi terlikle polise saldırdı” diye yazdılar utanmadan.

Silaha karşı terlik…

Hani nerede insan hakları?

Yaşama hakkı?

Dilek için üzgünüz hem de çok.

Ama gazetecilik adına sevinçliyiz. Gazeteciliğin görevi ve namusu da bu değil midir zaten? Biz zalime karşı mazlumun yanında olduk. Haksızlığa karşı haklının yanında durduk. Biz Dilek’in masumiyetini inandık ve susmadık. Haksızlığa karşı susan dilsiz şeytandır!
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.