Sözünü ettiğimiz yobazlar…
Yoksa inananlarla bir sorunumuz yok.
Yobazlar istisnasız sevgi ve cinsellik konusunda ciddi sıkıntılılar.
Kadını evine kapatıp dışarı çıkarmak istemeyenler onlar.
Cinselliği çağrıştıracak en ufak bir şey onları deli etmeye yetiyor.
Niye normal olamıyorlar?
Bunun kökenlerini ataerkil sistemin başlangıcına kadar götürebiliriz.
Bu ise nereden bakarsanız sekiz bin yıl önceye kadar gidiyor.
Ondan önce insanlar kısa fakat mutlu bir hayat yaşıyorlardı, ama böyle sorunları yoktu.
Bunu nereden anlıyoruz?
Halen bile örneğin Amazon ormanlarında çok az da olsa on bin yıl öncesi gibi yaşayan insan toplulukları var.
1930’larda bunlar çok daha fazla idi.
Onları inceleyen antropologlar çok değerli bilgiler ürettiler.
Örneğin bu topluluklarda tecavüz, intihar, depresyon görülmüyordu.
Kadınların statüsü oldukça iyi idi…
Çocuklara saygı gösteriliyor, baskı uygulanmıyordu.
Yani o zamanki insan bu günkü insandan oldukça farklı idi.
Bu anlamda onlara ilkel demek çok yanlıştır.
Tarımın gelişimi ardından ortaya mülkiyet, devlet ve yavaş yavaş dinler ortaya çıkmaya başladı.
Wilhelm Reich’ın kitaplarında açıkladığı gibi topraklarının ailenin dışına çıkmasını istemeyenler çocuklarına cinsel baskı yapmaya, evliliklerini bu amaçla yönlendirmeye başladılar.
Din de bu amaçla kullanılmaya başlandı.
Örneğin Tevrat’ta insanın ilk günahı yasak elmayı yemesiyle başlayan cinselliğini fark etmesi bu yönde yorumlandı.
Cinselliği baskılanan insan sağlıklı düşünme kapasitesini kaybeder.
Böyle bir insana tepeden inme, tartışmasına imkân vermeyecek bir buyurgan sistemi kabul ettirmesi çok kolaydır.
Bu nedenle bütün buyurgan veya faşist rejimler cinsel baskı uygular.
Faşist rejimlerin devamı için bu baskı kaçınılmazdır.
Yobaz çocukluktan itibaren bu baskı ile yetiştiği için cinselliğe düşman olur.
Cinselliğini normal olarak yaşayamaz.
Bu onun için sıkıntılıdır.
Bu nedenle yobazların normal yaşayamadıkları cinselliklerini tecavüzlerle hastalıklı bir şekilde yaşaması sık sık karşılaşılan bir durumdur.

Sıradan ve yobaz kadar sorunlu olmayan insanların bile küfürlerinde cinsellik çoğu zaman başköşeye oturur.
Bu da aslında toplumun genelinin az veya çok böyle bir kültürle yetiştiğinin en önemli göstergesidir.
Bu küfürleri düşünmeden sıralayan kişiler bilinçaltlarında cinselliğe ne kadar kötü bir gözle baktıklarını ve bilinçli olarak fakında olmadıklarını düşünseler iyi olur.
Yobaz, uygulanan bu politikaya alet olmakla aslında başta gençler olmak üzere toplumun çoğuna karşı bir şiddet uygular.
Gençleri bu konuda bilinçlendirmek yobazı hızla yalnız bırakacaktır.
Örneğin neden karma okullar konusunda yeterli mücadele yapılmıyor.
Gençlerin tamamına yakını bu mücadeleyi benimseyecektir.
Kız ve erkekleri sürekli ayırmaya çalışan kararların temelde sömürüye hizmet ettiği, ataerkil buyurgan sistemleri güçlendirdiği ısrarla vurgulanmalıdır.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Vatandaş 2018-01-06 00:40:49

CUMHURBAŞKANI YİNE KANDIRILDI!

Cumhurbaşkanımız geçen haftalarda TÜBA Bilim Ödüllerini vermişti (http://www.tuba.gov.tr/news/tuba-2017-odulleri-aciklandi/id/1904)

ve (http://www.canakkaledemokrat.com/haberdetay/COMUlu-Akademisyenin-Buyuk-Basarisi;-Odulunu-Bugun-Cumhurbaskani-Erdogandan-Aldi-/20598).

Fakat ne yazık ki bir sahtekara Cumhurbaşkanımız eliyle bilim ödülü verdirildi. Bu sahtekar bırakınız öğretim üyeliğinden çıkarılmayı devlet memurluğundan çıkarılma suçu işlemiştir ama Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Acer'in soruşturmaya müdahalesi ile bu sahtekar temize çıkarılmıştır.

Sahtekar Doç. Dr. Sermet Koyuncu'dur. Şimdi aynı üniversitenin Mühendislik Fakültesi Kimya Mühendisliği öğretim üyesidir.

Sermet Koyuncu aynı üniversitenin Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümünden mezun olmuştur. Mezun olduğu yere araştırma görevliliği başvurmuştur ama ÜDS Yabancı Dil Puanı 39 (otuzdokuz) olduğu için gerekli başvuru koşulunu sağlayamayınca ÜDS Belgesi üzerinde tah