banner87

Dinler öncelikle sevgiyi ve hoşgörüyü emreder...

Siyaset de...

Ortak yönleri insana ve insanlığa hizmettir.

Maalesef 2017 yılını yaşadığımız bugünlerde her ikisinden de eser yok..

Hep bir mücadele, karalama boyutunu bile aşan rekabet, sevgisizlik almış başını gidiyor.

Sadece din adına kendisini patlatan  şuursuz insanların Ortadoğu yöntemi terör eylemlerini değil, Ortadoğu’nun bütün kötü özelliklerini de mi aldık? 

Sonunda, sapkınlık  boyutuna varan sözde İslami söylemler önce Ali Bardakoğlu’nu ardından da Mehmet Görmez’i bile çileden çıkardı.

Diyanet İşleri Eski Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu’nun Yüzleşme isimli kitabıyla Müslümanların özeleştirisi amacıyla tuttuğu aynadan sonra, çocukların camilere adapte olması için uygulanan programlara, “kerhane” benzetmesi yapacak kadar şaşkınlaşan sapık bakışa Diyanet İşleri Başkanı Prof. Mehmet Görmez de sert tepki gösterdi. 

Görmez’in bu tepkisini sosyal medya hesabından duyuran Cumhurbaşkanı Erdoğan da destek oldu. Ama bu yetmez!

Erdoğan bu tablonun, bu şımarıklığın sebeplerini de iyi düşünmeli.

15 yıllık iktidarın yaşattığı yamanma şımarıklığı değil mi bunlar?

Hala da devam ediyor…

Yaşananlar 90 yıl olsa da şunu gösterdi. Atatürk asla ve asla din düşmanı değil. Din sapkınlarının belalı- sıdır. İslam dostudur. O kadar ki, cebinden Kuran-ı Kerim meali yazdırmış, Genelkurmay ile aynı kanun içinde Diyanet İşleri Başkanlığını Şer-i Bakanlığı olarak kurmuştur.

Laiklik de 90 yıldan sonra daha geniş kitleler tarafından anlaşılmıştır. Özellikle mütedeyyin  dindarlar tarafından. Yani, yıllardır laiklik ve Atatürk mücadelesi verenler, yeni laiklere ve Atatürkçülere yer açın… Özellikle gençlere.. Sakın bu ülke adına umudunuzu kaybetmeyin. Atatürk’ü korumak için illa da kanuna gerek yok. Halk var. Gençlik var. Milyonlar akrabalarına milyarlar bırakmayan, belki padişahlık geri gelir diye bir çocuk bile sahibi olmadan, kendisini bu halka adayan Atatürk’ü her geçen gün daha iyi anlamakta, sevmektedir.

Türkeş, CHP’li başkan, hoşgörü

Gelelim siyasete…

Siyaset aynı zamanda hoşgörü demektir. 

Merhum Demirel’in geçtiğimiz gün vefat yıldönümü ile andığımız karikatürist Bedri Koraman’ın en acımasızca karikatürlerini Güniz Sokaktaki evinin duvarlarına asan ve Koraman’a “Ben olmazsam işsiz kalırsın” sözlerinin anlamını her geçen gün bira daha arıyoruz.

Ya da rahmetli Özal’ın,  Erbakan’ın o muhteşem hoşgörüsünü unutmak mümkün mü?

Sayın Erdoğan, Yıldırım, Kılıçdaroğlu, Bahçeli ülkeyi biraz de geren sizin tavrınız değil mi?

Biraz demek az kaldı ama...

Bu eleştiri özellikle iki lafının birine Eyyy CHP diye başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan için daha geçerli sanırım.

Nereye kadar?

Biraz empati lütfen.

Her şey siyaset mi?

Vefa ve empati nerede?

Devlet Bahçeli ile iyi olmayacaksın. Ama bir Alparslan Türkeş Üniversitesi olmayacak. Bırakın üniversiteyi bir AKP’li belediye bile bir parka bile bırakın Bülent Ecevit, Pir Sultan Abdal, Erdal İnönü ismini Alparslan Türkeş ismi bile vermeyecek.

Ya siyasetçi kimliğinin dışında çok başarılı bir bilim adamı olan Erdal İnönü?

Bolu Tüneli’nin fikir babası ve başbakan yardımcısı sıfatıyla Erdal İnönü ismini vermek niye kimsenin aklına gelmez. CHP’li ya da MHP’li milletvekillerinin aklına da mı gelmez. Silivri’de Alparslan Türkeş ismini bir parka veren CHP’li Belediye Başkanı Cem Kara kadarda mı empati yapamazsınız.

Ya gazeteciler?

Onlarca belki de yüzlerce gazeteci hapiste. 

Ya elinde kalem tutan gazeteciden terörist mi olur? 

O insanların birçoğu ile aynı cepheden bakmayan bir insan olarak söylüyorum. Toplam 200 bin tirajı bulmayan muhalif gazetelerden mi korkuyorsunuz? Ne yazacaklar ki? Ne yazdıkları ortada. 15 yıldır ne yazdı- larsa hala iktidardasınız. O zaman bu korku niye? Yoksa zayıf muhalefet güçlü gösterilerek iktidarınızı mı pekiştirmek istiyorsunuz? Biz değil Zaman, Bugün gazetelerinin temsilcileri bizim hiç binemediğimiz (binmek de istemediğimiz) iktidar adına devletin uçan saraylarında ağırlanmadı mı? Bir insan hayatını yazarak bazı meslektaşlarımız gibi 3-5 bin dolarlık elbiseleri nasıl giyebilir. Bu Sayın Erdoğan siz asıl onlara dikkat edin. Yanınızda görünenlere.

HSYK’nın yeni üyeleri, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ve Medyadan sorumlu Devlet Bakanı Numan Kurtulmuş’a buradan sesleniyorum. Tekzip müessesini düzenleyen kanun başta olmak üzere anti demokratik kanunları da hemen yeniden güncelleyerek düzenleyin. Yoksa dışarıda gazeteci kalmayacak. Sorumlu Yazı İşleri Müdürlüğü uygulaması yanlıştır.

En son Aydınlık Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İlker Yücel’in daha önce de Mehmet Bozkurt’un yaşadığı tekzipten doğan göz altıları düzenleyen uygulamayı kaldırın. Bir gazete sayfasına haberi koyan mekanizma genel yayın yönetmeni ve yazan muhabirdir. Sorunlusu da onlar olmalıdır. Ama tekzibi yayınlasa da sudan bahanelerle gazetecileri bir kaç gün olsa da içeride tutmanız, zaten bozuk olan medya sicilinizi daha  da bozacaktır. Ceza kesilen ücret patron tarafından ödenmedi diye gazetecileri içeri almak ilkelliktir. İlan gelirlerinden kesin gitsin. Ya da maaşından!

Unutmayın eline silah aldığı kesinleşmeyen hiç bir gazeteciyi orada tutmamalısınız. Zindanların boşaltılması umuduyla...

Unutmayın her muhalifi FETÖ torbasına dolduramazsınız. Özellikle eli kalem tutanları!

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.