banner87
Genel Yayın Yönetmenimiz Veysi Şahin’in, ‘Okul defterinde devlet sırrı olmaz’  başlıklı yazısında çok dikkat çeken unsular var. Veysi Şahin gene sinir uçlarına dokunmuş.
Ciddi devletler her görüşmeyi kayıt altına alır. Resmi belge haline getirir. Maalesef 10-15 yıldır bu diplomatik gereklilik, adeta ‘keyfi bir uygulamaya’ dönüştü.
Size iki örnek vermek istiyorum. Hikmet Çetin’den dinledim. Alparslan Türkeş, devlet görevi olsun olmasın, kendisini ziyarete gelen yabancı heyetler ile yapılan görüşmelerde yanında mutlaka bir ya da birkaç kişi bulundururmuş. Görüşme mutlaka bir tutanak altına alınarak, Dış İşleri Bakanlığı ve MİT Müsteşarlığına resmi yazı ile ‘dedi ki, dedim ki’ diye iletilerek, resmi belge haline getirilirmiş.
Hikmet abi bu örneği, kendi siyasi hayatında da uygulamış ve çok rahat etmiş.
Başka bir örnek de Dış İşleri Eski Bakanı Şükrü Sina Gürel’den.
Kıbrıs’tan da sorumlu Devlet Bakanlığı görevi sırasında diplomatik, bir o kadar da kararlı tutumuyla önce İngiltere’nin, sonra da AB’nin Kıbrıs Temsilcisi olan Lorda Hannay’ın, ‘Denktaş Kıbrıs konusunda tavizsiz bilinir, Ama onun kadar da sert olan birisi var. O da Şükrü Sina Gürel’dir’ dediği siyasetçidir. Gürel de bu tespitleri, kendisi için ‘büyük bir iltifat olarak’ kabul etmiştir. Şükrü Sina Gürel’in yaşadığı bu olay da diplomatik görüşmelerin, tutanakla belge haline gelmesi anlamında çok önemli bir örnektir.
Ağustos 1997… ABD’nin Kıbrıs sorumlusu Büyükelçi Miller Washington’da, Clinton’un Kıbrıs’tan sorumlu Başkan Danışmanı Holbrook ise New York’ta ayrı ayrı, aynı şeyi söylerler:
‘Siz, 1994 Aralığında Gümrük Birliği düzenlemesi yapıldığında, Kıbrıs’ın Türkiye’den önce AB’ye girebileceğini kabul etmişsiniz.’
Gürel’in de cevabı net olmuş:
‘Benim elimde devletimin arşivinde böyle bir belge yok. Yemeklerde verilen sözler varsa, bu benim devletimi bağlayacak bir resmiyete sahip değildir.’
Yemekte o sözü veren dönemin Başbakanı Tansu Çiller idi.
Bu örnek aklıma gelince, Şükrü Sina Gürel’i aradım. Teyit etti. ‘Peki, ne oldu?’ diye sordum. ‘Görüşmelerde bir daha bu konu açılmadı’ dedi.
Olay budur.

Yapılması gereken de şudur:

1- Her görüşmede bir Dışişleri Bakanlığı mensubu not tutar.

2- Bu tutanak, görüşmeyi yapan ilgiliye onaylatılır.

3- Bir ‘kripto’ düzenlenip, ilgili ve sorumlulara servis edilir.

Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu, lütfen bu konuda titiz olun. 2000’li yılların başında yaptığınız gibi dışişleri bürokratlarını dışarı atarcasına, çıkarmayın lütfen.
Bunu beklemek hakkımız.
Tarihi eksiksiz bilmek çocuklarımızın, torunlarımızın hakkı!
Ne dersiniz Dışişleri Bakanı Sayın Mevlüt Çavuşoğlu?
Dışişleri Bakanlığı’nda ve diplomatik görüşmelerde işler halen böyle mi yürüyor?
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu’nun görüşmeleri tıkır tıkır kriptolanıp ilgililere iletiliyor mu?
Öğrencisi olduğunuz Şükrü Sina Gürel’e ‘bu işler nasıl yürüyor’ diye sordunuz mu hiç?
Mutlaka biliyorsunuz, ama uyguluyor musunuz?
Yoksa ‘paralel avı’ Dışişleri Bakanlığı’nda bitmedi mi hâlâ?
Lütfen Sayın Egemen Bağış, Sayın Yalçın Akdoğan’ın tuttuğu görüşme tutanaklarını da devlet arşivine teslim edin.
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.