banner87

Takip etmişsinizdir, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan önceki gün Sarıyer Hacıosman metro durağındaki ‘hayır’ çadırını ziyaret etti.

Diyalog açısından önemli bir hareket.

Ama ve ancakları bol olsa da.

Demek ki ‘hayır’ diyenler terörist değil.

Ev sahibi bir bayanın, ‘sizin hepimizin cumhurbaşkanı olmasını istiyoruz, bu sebeple hayır’ açıklaması 17 Nisan’a bırakacağımız en güzel yoldur.

Evet, haklı…

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu dâhil hiç kimse Erdoğan’ın seçilmiş cumhurbaşkanı olmasını tartışmıyor ki, tartışamaz da.

17 Nisan’da hayat sona ermeyecek.

Tam tersi sonuç ne olursa olsun özellikle AB, NATO, ABD ve Rusya ile geçilen bu zor süreçte birlik ve beraberliğe çok ama çok ihtiyacımız olacak.

Diyalog her zaman monologdan iyidir.

Erdoğan’ı bu hareketinden dolayı kutluyorum.

Ama işin bir de ‘ama’sı var…

Nedir?

80 Milyonun cumhurbaşkanı olmak üzere verdiği yemini yerine getiriyor mu?

Sürekli ‘ötekileştirme’ peşinde.

Bu ‘hayır’ çadırı ziyaretini ‘zıtlaşma ve kutuplaşma’ aracı olarak kullanmamalı.

Kullanılmasına da izin vermemeli.

Aslında çadır ziyareti geleneğini CHP başlattı.

Gürsel Tekin ve Enis Berberoğlu başlattı.

İyi de etti.

Bu ziyaret, Yenikapı buluşması gibi kutuplaşma siyasetine karıştırılmamalı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan dâhil bu hareket hakkında daha fazla yorum yapılmamalı.

Çadır baskınına dönmek üzere iken son anda sertleşmeye yüz tutan sohbet yanlış da olsa ziyaret iyi bir hareketti.

Ama ‘yalancı’ gibi tanımlar Alevi-Sünni gibi farklılıkların Cumhurbaşkanı’nın ağzından duymak doğru değildir.

Ev sahibesi kadına kimse yorum yapmasın.

O bir vatandaş, o bir seçmen.

Doğru da eksik de konuşabilir.

Kaldı ki hep söylüyorum; dünün mazlumları İslamcı ve Kürtlerdi.

Bugünün mazlumları Alevilerdir.

Bunu kimse inkâr edemez.

Bir ülkenin Cumhurbaşkanına da kendi mahallesini tanzim için bu sohbete katılması da izah edilemez.

17 Nisan bu farklılıkların ‘birincil olmadığını’ göstermesi anlamında da önemlidir.

Esas olan Laiklik, Atatürkçülük ve Demokrasi içinde hukuk devletidir.

Laiklik ve Atatürk vurgusuna en çok sarılan da dünün İslamcılarıdır.

Dinci faşistler ya da dinci teröristler hariç, milyonları bulan geniş bir muhafazakâr kesim Laiklik ve Atatürkçülüğü yeni özümsüyor.

Darısı muktedirlerin başına.

Bu arada 17 Nisan’da sonuç ne olursa olsun siyasi partilerde hareketlenme kaçınılmaz olacak.

HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a ‘bir mektubun ucunu yak’ demiştik.

O bir resmin ucunu yakarak kendisini gösterdi.

MHP’de Koray Aydın uzun süren sessizliğini bozmaya hazırlanıyor.

Meral Akşener de sahada.

AKP içinde de hareketlenme, yerini kıyasıya yaşanan bir mücadeleye bıraktı.

Kim ne derse desin en rahat Kemal Kılıçdaroğlu.

Şu anda rakipsiz...

17 Nisan’dan sonra kurultayını yaparak, kadrosunu takviye edecek.

Evet çıkarsa, sadece TBMM’nin yapısı değil, siyasi partilerin yapısı da değişecek.

Yeni dönem, belki de hemen seçim…

Ayrımların değil farklılıkların muhafazası koşuluyla, birlikte yaşama iradesi.

Hayır çıkarsa, Erdoğan önce “Binali Yıldırım mı?” sorusuna cevap arayacak.

Belki de yeni partiler doğacak!

Kim bilir?

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.