Anayasa görüşmelerinin, ‘istikşafi bir hale döneceğini’ daha başlamadan bu sütunlarda sizinle paylaşmıştım.  Ve söylediğim gibi oldu, masa devrildi. İş uzamadan CHP masayı devirdi.  Doğru da yaptı. Keşke, hiç başlamasaydı. Sanki 12 Eylül Anayasasının değişmesini istemiyormuş gibi  bir algıya sebep olmuştu.

Ama bu haksızlık olur. CHP, TBMM’de olduğu her dönemde 12 Eylül Anayasasının değişmesi konusunda her zaman öneriler yapmıştır.  Ama iktidarlar buna yanaşmamıştır. Kendi istedikleri gibi kanunlar yaparak istedikleri değişiklikleri işlerine geldiği gibi düzenlemişlerdir.

Siyaset, artık günlük hayatımızın içerisine o kadar girmiştir ki; bakkalda, kahvede, manavda, berberde   herkes siyaset konuşuyor. Aslında, herkes siyaseti seviyor.  Ama siyasetçiden hoşlanmıyor. Emin olunuz ki, bu eleştiriyi yapanların yüzde 90’ı, fırsat eline geçtiğinde aynı şeyleri yapar.  Eleştirmek çok kolay bir iş. Zor olan, eleştirmek yerine yeni bir şey üretmektir.

Keşke, siyasetçilerimiz yaşadıkları olumsuzluklardan ders alsalar da, alsak da daha iyi işler yapabilseler. Ve Türkiye’nin sorunlarını çözmek için ‘ortak akılı’ kullanabilseler.

Ama ortak aklı kullanmayı bırak muhalefette iken ‘mangalda kül bırakmayanlar’ iktidara geldiklerinde söylediklerinin tam tersini yapıyorlar. Örneğin; YÖK’ün kaldırılması konusunda, rektör atamalarındaki uygulamalarında ya da devletin diğer kurumlarındaki atamalardan ve yönetim anlayışından dolayı ağzına geleni söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, iktidara geldikten sonra daha önce yapılanların on kat daha fazlasını yapmıştır. Yapmaya da devam ediyor. Bırakın YÖK’ü kaldırmayı, neredeyse bütün üniversiteleri YÖK üzerinden dizayn etti.

Valiler ve kaymakamlar başta olmak üzere devletin memurları iktidarın memuru oldu.  İktidar partisinin il ve ilçe başkanı, ya da yöneticisi gibi çalışıyorlar. Bazen, bulundukları konumlarını ve haddini aşan saçma sapan açıklama ve uygulamalarla bugüne kadar hiç olmamış bir partizanlık yapıyorlar. Bu kafa ve anlayış devam ettiği sürece anayasa değişse ne olur, değişmezse ne olur?

Asıl olan kafaları değiştirmektir.

Şimdi, tekrar konumuza dönelim.  CHP neden 7 Haziran’dan sonra  34 gün ‘istikşafi’ görüşmeler yaptı? Şimdi neden anayasa uzlaşma komisyonu masasından kalktı? Hatırladığım kadarıyla, her iki görüşmede de bulunan arkadaşlar var. Bu zamanlama hatasını yapanlar Genel Başkanımız  Sayın Kılıçdaroğlu’nu nasıl ikna ediyorlar? Genel Başkan, bu sürecin belirleyicisi mi, yoksa bazı arkadaşlarımızın verdiği yanlış bilgilerden dolayı mağduru mu, onu bilemiyorum.  Ama yanlışı yapanların yanına kar kaldığı ve  hesap vermedikleri de ortada.

Keşke, bu süreçleri doğru dürüst yönetemeyenleri Genel Başkan yanından uzaklaştırsaydı da, o zaman  yerine gelenler de yanlış yapmamaya çalışırlardı. Sadece delege hesabı ile parti, iktidara gelmez… Koltuklarını korumak isteyenlerin partilerini tarihin çöp sepetine attıklarını bütün dünya görüyor ve unutmuyor. Posası çıkmış o kadar siyasetçi var ki. Bir dönemin kartalları şimdi ‘karga’ gibi dolanıyorlar.

Şimdi, benim öngörüm ve önerim şudur: Hak etmeyen hiç kimse boşu boşuna, o önemli koltuklarda oturmasın.

Yeniden bir ‘kadro ve hedef’ hareketi  kurmak gerekiyor. Çünkü Türkiye çok gerilimli bir dönemi yaşıyor. Türkiye’nin sol ve sosyal demokrat iktidara ihtiyacı var. Çözüm  vatandaşlarımızın hem de komşularımızın, barışın, özgürlüğün, demokrasinin eşit ve  adaletli bir şekilde gerçek sosyal bir demokrat iktidar tarafından uygulanmasından geçer.    
 
Bu hedefe ulaşmak için de çaycısından genel başkana kadar herkesin yeni bir anlayışla iktidara nasıl geliriz, çabasının ve çalışmasının içine girmesi lazım.

Milletvekili, il başkanı, ilçe başkanı, belediye başkanı birbirlerinin ‘rakibi’ değil, ‘yoldaşı’ gibi hareket etmeli. Özellikle de yerel yönetimlerin partiyi ve partilileri mahcup etmemesi lazım. Burnundan kıl aldırmayan belediye başkanlarının  bir daha aday gösterilmemesi lazım.

Aksi takdirde, yerel yönetimler CHP iktidarının en büyük engeli olarak sorumludurlar.
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.