Geçenlerde yarı Türk yarı Kanadalı çok değerli bir genç dostum yıllık olağan Türkiye ziyaretini yaptı. Misafirim oldu. Benim o kitaba para vermeyeceğimi bildiğinden olsa gerek, Ahmet Sever’in yeni çıkan “Abdullah Gül ile 12 yıl” kitabını hediye olarak getirdi.

Her ne kadar kitap hakkında Abdullah Gül kendisinden beklenen “Benim vallahi hiçbir şeyle ilgim yok. Ben zaten Çankaya noteriydim. Arkadaş yazmış kafasına göre” tepkisini gösterse bile elbette bu kitap tesadüf kitaplardan değil bana göre.

Abdullah Gül, Cumhurbaşkanlığı yapmış olsa bile 2007’den beri Mesut Yılmaz kaderi yaşıyor. Bu kitaba rağmen bu kaderi kırabileceğinden şüpheliyim ben. Hürriyet Gazetesi bu kitabı alenen pazarladı ve tepki de gördü. AKP sevmeyenler ve hatta AKP çevrelerinden “Vay efendim bu saatten sonra Abdullah Gül mü pazarlanıyor?” şeklinde özetlenebilecek tepkiler hasıl oldu. Oysa Doğan medyası bir kapitalist holdingin parçasıdır. Bu kitap Doğan Kitap’tan çıkmış. Elbette pazarlayacaklar. Yoksa Abdullah Gül ile bitpazarına nur yağdırma refleksinin Aydın Doğan’ın dizini bile titretmediğine eminim ben.
Kitabın dili son derece basit ve kitabın hacmi pek küçük. Kitap 12 yıl iddiası ile geliyor ama sadece 12 günün hikayesine benziyor adeta. Bir belediye otobüsü yolculuğunda okursunuz ve sonunda “keşke başka bir şey okusaydım” dersiniz. Başka köşe yazarları, hatta bizzat Hürriyet yazarları Hürriyet’te yazdılar. Anlatılan anılar cidden karışmış. Gerçeklere uygunluğu tartışılır bir kitap sonuçta.

Kitabın ilk bölümü 2007 Cumhurbaşkanlığı seçimi hakkında olup o dönem yaşanan TSK’nın trajikomik 27 Nisan muhtırasını filan anlatıyor. Daima demokrasi dediğimiz için elbette o internet muhtırası karşısında demokrasiyi savunmak adına zamanında Abdullah Gül’ü savunmak zorunda ben de kalmış olabilirim. Lakin bu süreci atlatan AKP’nin şimdi paralel devlet diyerek kafamızı ütülediği cemaati kullanarak hemen ardından giriştiği Türkiye tarihinin en alçak ve en hain operasyonlarının bedeli ne zaman ödenecek? Elbette ödenecek de ne zaman ödenecek?

O tuhaf 2007 sonrasında bilindiği üzere önce Ergenekon davaları başladı. Ardından sayısız başka darbe davaları geldi. Bir internet sitesine bile darbe davası açıldı. Balyoz geldi sonra. TSK başta olmak üzere gazetecilerden iş dünyasına, aydınlardan akademisyenlere, hukukçulardan kilise zangoçlarına kadar dalga dalga operasyonlar yapıldı. Araya üç beş tane gerçekten suçları olan birkaç isim eklendi ve koskoca Türkiye 5 yıl boyunca resmen enayi yerine konuldu. Bizzat gazetemizin genel yayın yönetmeni Merdan Yanardağ sırf Pennsylvania çetesi hakkında yazdığı için tutuklandı ve bu uyduruk davalara dahil edilip uzun bir süre özgürlüğünden mahrum edildi. Merdan Yanardağ neyse ki daha kısa süre ile yırttı. 4-5 yılını kaybetti nice insan bu ülkede sadece geçtiğimiz yıllarda… Hatta hayatını zindanlarda kaybeden insanlar oldu.
O dönem biliyoruz ki “Dokunan Yanar” dönemiydi. Pensilvanya çetesi olan Fethullah Gülen cemaatine dokunan herkes yanıyordu. Ahmet Şık bunu dillendirdi. Lakin aradan bir zaman geçti ve 17-25 Aralık geldi. Bir zamanlar AKP aygıtı olan malum cemaat AKP’nin bütün hırsızlıklarını, yolsuzluklarını her nedense belgeleriyle bütün dünyaya ilan etti. Ardından AKP iktidarı cemaat hakkında bir paralel devlet palavrası uydurdu. AKP iktidarı cemaate yakınlığı ile bilinen emniyet ve yargı mensuplarını tasfiye edip aklı sıra 17-25 Aralık yolsuzluklarını örtbas ettiğini sandı. İşin gülünç yanı halen aklandıklarını sanıyorlar.

Bu ülkede 2014’e kadar cemaate kim dokunsa gerçekten yanıyordu. Ne var ki AKP-cemaat ortaklığı bittikten sonra cemaate dokunmayı bırakın, Fethullah Gülen’i terörist ilan eden AKP nedense bir türlü yanmadı. Herkesi yakan cemaat Fethullah Gülen’in bedduasına rağmen AKP’yi yakamadı hala.
İşin doğrusu şudur ki başta Ergenekon olmak üzere, Balyoz ve diğer bütün o uyduruk davaların gerçek ve biricik sorumlusu AKP iktidarıdır. Cemaat dediğimiz şey suçu sabit olup sadece memurluk yaptı. Kısacası bu ülkede yüzlerce insanın yüzlerce yıllarını çalan, bazılarını zindanlarda öldüren bizzat AKP iktidarıdır. Şimdi Abdullah Gül gibi “bizim bir ilgimiz yok, kandırıldık” demeleri zaten suçlarını itiraf etmeleridir. Sanki AKP ‘artiz’ olmak için kandırılan saf bir Anadolu kızıdır.

Cemaate dokunan herkes AKP yüzünden yandı. Lakin artık nice masumları yakan gerçek sorumluların tek tek yanacakları zamanlara geldik. Hazır olsunlar yanmaya!
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.