Dokunulmazlık namuslu siyasetçi için bir zırh değildir. Bir koruma kalkanı da değildir. Namussuz, hırsız, yolsuzluklara bulaşmış yaptığı alçaklıkları dokunulmazlık zırhına saklayanlar için önemlidir. Yaptığı, ‘pis işlerden’ ve ‘yasa dışı işlerden korkanlar’ için bir zırhtır…

Meseleye bu açıdan baktığınız zaman, kürsü dokunulmazlığının dışındaki dokunulmazlığın arkasına hiçbir haysiyetli siyasetçi sığınmaz.  Bir insanın doğru bildiğini söylemesi, inandığı değerleri savunması için milletvekili olmasına zaten gerek yok.

Siyaset tarihi işkence göreceğini, idam edileceğini bilerek sözünü esirgemeyen yüzlerce, binlerce insanla doludur.  Ve bunların yüzde doksandan fazlası da milletvekili değildi. Bu kural ve kavram sadece Türkiye için değil, dünyadaki bütün ülkeler için geçerlidir. Dünya’nın her yerinde özgürlük mücadelesi verenler ve inancını savunanlar idam sehpasında bile doğruları söylemekten geri adım atmamıştır.

Onun için, kafa karıştırmaya gerek yok.

Milletvekillerini de  dokunulmazlığa kavuştuktan sonra konuşan insanlar olarak değerlendirmemek lazım. Bu hem parlamentonun hem de parlamenterlerin üzerinde kara bir leke olarak kalır. Siyasetçilerin tamamı sanki dokunulmazlığa bürünmek için milletvekili oluyor algısına neden olur. Bu bağlamda, CHP’nin yapmış olduğu öneri doğru bir öneridir. Yararı olacağına inandığım için söylüyorum, dokunulmazlık kürsü dokunulmazlığı ile sınırlandırılmalıdır.

Şimdi aynı çağrıyı, Başbakan Davutoğlu’nun, MHP Genel  Başkanı  Bahçeli’nin ve HDP Genel Başkanı Demirtaş’ın da tekrarlaması lazım.

Aksi halde, şimdiye kadar olan dokunulmazlık dosyalarını TBMM Genel Kuruluna indirelim yaklaşımı milletvekillerine, ‘aba altından sopa göstermek’ olur. Bu dokunulmazlığı kaldırmak için değil, dokunulmazlığı kaldırmamak çağrısına dönüşür..

Yoksa Başbakan Davutoğlu, bu çağrısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bir mesaj mı göndermek istiyor?

Ama inanıyorum ki  Türkiye Demokrasisi bu dokunulmazlık tartışmalarıyla, çözülmesi gereken asıl sorunlardan uzaklaşarak başka bir bilgi kirliliğine sebep oluyor.
Sadece milletvekillerinin değil hâkim ve savcıların, MİT müsteşarı dâhil üst düzey bürokratların, belediye başkanlarının da dokunulmazlığı var.

Hatta sıradan bir memurun yargılanmaması için bir koruma kalkanı var.

Meşhur Memurun Muhakemat Kanunu.

İktidar işine gelmediği zaman herkesi yargının karşısına çıkarabiliyor.

Bugün gazetelerde okuduğum kadarıyla 54 adet hâkim ve savcı yargının önüne çıkarılabiliyor.

Dokunulmazlıkla ilgili değerlendirmem bu.

Asıl hedef başkanlık sistemidir. Kavga da onun üzerindedir.

Başkanlık sistemi ile ilgili değerlendirmem şu ki, asıl dokunulmazlık zırhını gelecek ile ilgili garantiye almak isteyen, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ısrarı ve isteğidir.  İnanıyorum ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gelecekle ilgili kişisel kaygılarıdır. Cumhurbaşkanlarının vatana ihanet suçundan ancak yargılanabileceği açıkken bile kendisini güvende hissetmeyişidir.

Katmerli bir dokunulmazlık istiyor. Çünkü maalesef parlamentoya güvenmiyor.  İnisiyatifi dışında bir hükümet değişikliğinde sıkıntıya düşeceğini düşünüyor.
Bu kaygılarında haklı mıdır? Evet…

Yarın  olabilecek bir parlamento değişikliğinde,  yüce divana gidebilir.

Bunun sebebi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın  kendisinden önceki cumhurbaşkanları gibi etliye sütlüye dokunmayan bir tablodan çıkmamasıdır. Oslo görüşmeleri, çözüm süreci ve Suriye bataklığı, hesabını zor vereceği, 17-25 Aralık gibi problemleri var.

Kendini köşeye sıkışmış hissediyor.

Özal’ın ve Demirel’in yaşadıkları gibi bir sıkıntı ile de karşılaşmak istemiyor.

O da biliyor ki, hepimiz de biliyoruz ki; AKP’nin aldığı oyların yarıdan fazlası Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şahsi oylarıdır. 

Eğer Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Başbakan Davutoğlu ile arası açılırsa AKP’nin oy oranı yüzde 25’leri asla geçemez. O yüzden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın acelesi var. Bu sene içinde Anayasa’yı değiştirecek bir parlamentoya ihtiyacı var. İçeride ve dışarıda bunca sıkıntıya rağmen, Türkiye’yi seçime sürüklüyor.

Buradaki en büyük kozu da, HDP ve MHP’nin baraj altında kalacağına olan inancıdır.

CHP’yi  ikinci planda tutuyor.

Belki bu tablo CHP’nin de itiraz etmeyeceği noktalarda duruyor.

Onun da işaretleri yok değil.

Genel Başkan Kılıçdaroğlu, kendisiyle görüşmeye gelen birçok insana bu sene içinde bir erken seçimin olacağını fısıldıyor.

İster dokunulmazlıklar kalksın, ister erken seçim olsun hiç kimse Türkiye’nin gidişatından memnun değil. İster ekonomik açıdan, ister siyasi açıdan bir karamsarlık ve umutsuzluk var. Ve çözüm bekleyen bir terör var. Biraz bunlara yoğunlaşmakta fayda var. Bunu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da, Başbakan Davutoğlu’nun da muhalefet partilerinin oturup gözden geçirmesinde fayda var.
 
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.