Türkiye Cumhuriyeti Toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde   İnsan haklarına saygılı   Atatürk milliyetçiliğine bağlı   Başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan   Demokratik   Lâik   Ve sosyal bir hukuk devletidir.   Bu 'sırasıyla' parçaladığım metin, Anayasa'nın değiştirilmez maddelerinin başında yer alan hükümdür. Bu yaklaşımları çok 'beylik' bulabilirsiniz. Ama izninizle açmak isterim.    Neresi? Türkiye.    Yönetim şekli ne? Cumhuriyet.    Neye saygılı? Halka ve insan haklarına.    Neye bağlı? Atatürk ilke ve inkılaplarına.    Bu ilkelere dayalı hangi hükümlere? Demokratik, laik ve hukuk devleti ilkelerine.    Kimin hukuku ne ile? Parlamenter sistem ile güçler ayrılığını 'yasama, yürütme ve yargı' denklemi içinde bir biriyle 'masa altından uzlaşan, aynileşen değil, birbirini yetki sınırları içinde denetleyen' tarif eden, Atatürk Milliyetçiliğine bağlı, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti.    Bu madde değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez. Ama biz değiştirmezsek de deforme etmeyi seviyoruz. İşimiz geldiğinde laikliği demokrasinin üstüne, ya da tersini yapıyoruz. Veya hukukun üstünlüğünü hepsinin üstüne ya da en alta atıyoruz. Gelişine göre...    Peki, bu 'güçler ayrımı’ var mı?    Bu sorunun cevabını aslında cumartesi günü Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, CNNTÜRK programcısı Hakan Çelik'e verdi. Dokunulmazlıkların kalkması ile ilgili geçici anayasa maddesi ve    Anayasa Mahkemesi’nin pozisyonunu çok güzel ve berrak bir dille anlattı.    Cevap kısaca çok net oldu: 'Türkiye'de güçler ayrımına ve hukuka güven çok zayıf'    Feyzioğlu, Anayasa'nın geçici anayasa maddesi ile 'eşit maddelerinin değiştirilemeyeceğinin' altını çizdi. Yargılama olmadan, kanuna karşı anayasa mahkemesine bireysel başvuru olamayacağını, bu anlamda 110 milletvekilinin başvurusunun gerekli olduğunu anlattı.    Bireysel başvuruların, ancak bir yargılama olması halinde yapılabileceğini, oysa mevcut durumda bir yargılamanın söz konusu olmadığını anlattı. Tam tersi,dokunulmazlıkların toptan kalkması ile milletvekillerinin hazırlık komisyonu, komisyon ve genel kurul ve anayasa mahkemesinde yapması gereken dört savunma hakkının elinden alındığını söyledi. Bunun da Anayasa'nın ilk üç maddesinin verdiği 'savunma hakkını' ortadan kaldırdığını da anlattı.       Buna karşılık 100 imza olmadan, Anayasa mahkemesinin bu kararı bozmasının 'imkânsıza yakın olduğunu' savundu. Dokunulmazlıkların tek tek incelenerek, TBMM'de oylanmasının savunma haklarının kullanılmasının anayasaya uygun olduğunu söyledi. Bu dosyaları biriktiren iktidarın 'mazereti' olamayacağını ifade etti.      Anayasa Mahkemesi'nin durumunu da 'sürekli penaltı kurtarmaya çalışan, ancak gol yemesi kaçınılmaz' kaleciye benzetti. Anayasa Mahkemesinin demokrasinin korunmasında 'son kale olduğunu' belirterek sık sık sınanmamasını istedi. Aksi halde elinde sıcak patates tutmak zorunda kalacağını anlatarak, bu kararın uluslararası hukuk sisteminde Türkiye'yi zora sokacağını, bu kararın PKK tarafından 'seçilme ve seçme hakkını bir bölgenin elinden alındığı' savunmasına sebep olacağını anlattı. Ve 'Türkiye attığı taşla kendi kafasını kırabilir' diye uyardı. Siyasetin 'yargının' yargının da 'siyasetin' çivisini sökmemesini istedi.                                                                                                       ***     Milletvekili dokunulmazlıkları 'toptan' kaldırıldı. Merak edilecek olan soru şu, yargılanma olacak mı? Olacak.     Peki, tutuklama? İlk etapta sanmıyorum. Çünkü bu noktada uluslararası hukuk devreye girecek.     Demirtaş boşuna mahkemeye gitmeyeceklerini söylemiyor. PKK zaten tutuklamaları bekliyor. BM'ye başvurup, belli bölgelerde seçme ve seçilme haklarının 'etnik açıdan' engellendiğini anlatacaklar. Bu zor.     Ya İstanbul, Ankara İzmir'de tutuklamalar olursa?     Ama asıl soru şu. Bunlara gerek var mı? Talimatlı hukuk kime yarar getirir?     Bence bu tartışma, Güneydoğu'da yaşanan olayların siyasi desteğinin önüne geçmeyi amaçlıyor.     Yolu bu mu? Bence değil.     PKK ile organik bağı ispat edersin, mahkeme karşısına çıkarırsın. O zaman Dolmabahçe gündeme gelecek.    AKP milletvekilleri de mahkeme karşısına çıkarırsın.    İş yine geldi yargının bağımsızlığına dayandı.   Alo, tarafsız hukukçular aranıyor!
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.