Gündemin hızla değiştiği bir ülkede yaşıyoruz. İki hafta önce Amerika’ya gidecek Cumhurbaşkanı’mızın yakın korumalarının ABD’ye giderlerse tutuklanacakları bilgisi üzerine gidemedikleri, Rusya ile yapılan savunma füzeleri antlaşması nedeni ile gerginleşen ABD Türkiye ilişkilerinin Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ABD Başkanı Trump görüşmesi sonrası düzeldiği açıklandı. Birçok gazete iki başkanın el sıkışan fotoğraflarının altına “ Hiç olmadığı kadar yakınız” diyerek manşetler attılar. ABD elçiliğinde görevli iki tercümanın gözaltına alınması ve birisinin tutuklanması… Tutuklama kararı sonrası ABD’nin ülkemiz vatandaşlarına koyduğu vize engeli ve buna karşın Türkiye’nin ABD vatandaşlarının tüm vizelerini iptal kararı ile gerginleşen ilişkiler. Türkiye, Rusya ve İran Kazakistan’ın başkenti Astana’da Mayıs ayında yapılan görüşmelerde Suriye’de oluşturulacak çatışmazlık bölgeleri ve gönderilecek asker sayıları konularında mutabık kalmışlardı. İdlib ve komşusu Lazkiye, Halep ve Hama bölgelerinde devriye gezmesi için üç ülke kendi güvenlik güçlerini gönderme kararı alan üç ülke bu şehirlerin sınır bölgelerinde kontrol ve gözlem noktaları oluş- turma konusunda da antlaşmaya varmışlardı. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin (İKYB) bağımsı- zlık için halk oylaması kararı alması ve bu karardan ABD, Türkiye, İran, Irak, Rusya’nın uyarılarına rağmen vazgeçmemesi bölgedeki gerginliği arttırmıştı. Halk oylaması sonucu Irak Merkezi Hükümeti oylamayı tanımadığını ve oylamayı organize edenler hakkında tutuklama kararı almıştı. Oylama sonrası Türkiye, Astana’da alınan kararlar doğrultusunda İdlib çatışmasızlık bölgesine asker gönderdi.

Kuzey Irak’ta peşmergelerle Türkmenler arasında başlayan çatışmalar, Irak Merkezi Hükümeti’nin Kürt Bölgesel Yönetimi sınırlarına askeri sevkiyat yapması bölgede gerginliğin daha da artacağı sinyallerini vermekte. Kaderin cilvesi mi yoksa tarihi gerçeklerin ortaya çıkması mı diyelim yaşanan tabloya bakalım. Türkiye yıllarca komünizm tehlikesi geliyor diye sağ siyasetçilerin öcü gibi gösterdikleri Rusya ile sınırlarını korumak için Suriye’de ortak askeri operasyon yapıyor, Türkiye, Rusya’dan hava savunmasını güçlendirmek için S 500 füzeleri almak için antlaşma yapıyor, Türkiye, Rusya ve İran yapacakları yerel ticari işlemlerde dolar yerine kendi ülkelerinin paralarını kullanma kararını alıyorlar. Rusya ve İran’la sıcak ilişkiler içerisine giren Türkiye, NATO’da müttefiki ABD ile ülkelerinin vatandaşlarına karşılıklı vize yasağı uyguluyor. ABD Türkiye’nin eski Bakanı Zafer Çağlayan hakkında tutuklama kararı çıkartıyor, Halk Bankası Genel Müdürü Süleyman Aslan’ı Zarrab davasında tutuklayarak sanık durumuna sokuyor. İddianamede özetle “İran’a uygulanan ambargo devletin bankası ve hükümet üyelerinin bilgisi dâhilinde delinmiştir” deniliyor.

ABD yıllardır uyum içerisinde çalıştığı, iktidara gelmesini desteklediği, 2009 yılında Habur’da PKK’lılar için muhalefetin sert tepkisine rağmen seyyar mahkeme kuran, Kobani’ye PYD üyelerinin geçişine izin veren hükümete, Zarrab davasının savcısını dahi değiştirerek birlikte çalışma isteğini belirtiyordu. İstiyordu ama diğer yandan 2010 yılında HSK’nın yapısını değiştiren referandum sonrası, yargı-ordupolis içerisinde güçlenen Fetö terör örgütü ile gerçekleştirdiği operasyonlarla hükümete uyarılarda da bulunduğu son dönemlerde ortaya çıktı. Bunların en sonuncusu 15 Temmuz hain darbe girişimi oldu. İktidarı muhalefeti, demokratik güçleri ve halkın sahip çıkmasıyla bu girişim başarısız kılındı. Darbe girişimi sonrası ABD’nin PYD üzerinden PKK’ya silah aktarması, Kuzey Irak’ta kendi bayrağı altında PYD/PKK’lıları koruması, Türkiye’nin hava harekâtlarına izin vermemesi iki ülkenin çıkarları arasında ki çatışmanın ipuçları idi. Tüm bu gerginliklere rağmen hükümet sert tepki göstermiyor, hatta Ege’de Yunanistan’ın Lozan Antlaşması ile bize bırakılan adaları işgaline ve silahlandırılmasına sessiz kalıyordu. Peki, ne oldu da ABD birden bire Türkiye’ye vize boykotu uygulamasına başladı. ABD kendisini dünya lideri olarak görüyor ve uluslararası ticarette kendi para birimi “dolar” dışında para kullanılmasını istemiyor. Geçmişte bu yönde karar alan Saddam’ın yaşadıklarını biliyoruz.

Amerika, İran’la nükleer antlaşma yapsa dahi gerginliği azaltmak istemiyor. ABD’nin, İran’ın Devrim Muhafızları’nı yaptırım listesine alması da bundan değil mi? Amerika; Türkiye’nin, Rusya ve İran’la yerel ticarette kendi paralarını kullanma kararını ve İran’la ortak askeri operasyona girişmesinin, ülkesinin kırmızıçizgilerinin aşıldığı anlamı taşıdığını bize vize uygulaması ile göstermek istedi. İlişkiler nasıl düzelir, kapalı kapılar ardında neler konuşuluyor bilmiyoruz. Umarım vize krizi ulusal çıkarlarımız korunarak, diplomatik yollardan kısa sürede çözümlenir. Son yıllarda çelişkili ve bazı gerçekleri hesaplamadan uygulanan hatalı dış politikaların ülkemizi nasıl zor durumlara düşürdüğünü üzülerek gördük, yaşadık. Bundan sonra izlenecek politikalarda, gerçekçi olunması, yapılan hataların tekrarlanmaması, uzun vadeli ülke çıkarları düşünülerek gerekli adımların atılması, ülkemizin barış ve huzur içerisinde olması dileğiyle…

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
texas 2017-10-15 13:40:44

sizin gibi yazarlar oldugu müdetce bu ülkeye baris ve huzur zor gelir

Misafir Avatar
hukuk 2017-10-17 09:21:39 @texas

barış ve huzur getirmek benim bildiğim iktidarın sorumluluğunda.

Beğenmedim! (0)
Avatar
Ali Arslan 2017-10-15 11:49:12

Temennilerinize katılıyorum ve inşAllah diyorum.

Avatar
Ibrahim öztoprak 2017-10-15 13:19:27

İnşAllah

Avatar
FADIL ERKOÇ 2017-10-15 14:46:23

Yazılarınızı izliyor , yorum tesbit ve analizlerinin bir çoğuna katılıyorum. Emperyalistlerin uşağı olmayan her yurtseverler beğeniyordur. Başarılarının devamını dilerim.