banner87

Düşün yeteneğini kullanan insanda üç değerli gelişme imkânı bulur.
Vicdani gelişim, insani duyarlılığı ve kişiyi harekete geçirecek duygular.
Peki, günümüzde bu üç başlık nasıl yorumlanıyor derseniz?
Maalesef üreten, sorgulayan, düşünen insanlar azınlıkta kalmış durumdadır. En kötüsü de insanların vicdani gelişimini,  insani duyarlılığını ve duyarlılığını ve insani duygularını geliştirecek, en azından mevcudu koruyacak ortamın olmaması.
Tam tersi sistemin bu insani ve düşün duygularının gelişiminin önüne geçmesi çok acı bir durumdur.
Hal böyle olunca  kişilerin çoğu düşünmek üretmek yerine sadece sorgulayan insanlar işin kolayına kaçar ve toplumları yönlendiren odakları taklit etmeye çalışırlar.
Bu insanların çoğu düşünen üreten kimselerin karşısında yer alır, neredeyse bütün enerjilerini onların yollarını kesmeye çalışırlar. İnsanın bir vicdanı bir beyni ve bir de düşüncesi olması gerekir. Fakat bu vasıflara sadece düşünen insanlar sahip olabiliyorlar.
Kendilerini toplumun bir ferdi olarak gören kişilerin ise bir kısmı beynine bir kısmı vicdani duyarlılığa bir kısmı ise sosyal düşüncelere sahiptirler. Fakat inanç duygu ve davranış bütün sellik sağlayamadıklarından küresel kapitalizmin tuzağına kolayca düşebiliyorlar. Onlara bu zindanı bu karanlıkları yaracak kendilerine şafağı, aydınlığı müjdeleyen insanlardan hep uzak durmaları için sürekli kara propaganda yapılır.
Durup, küçük bir çocuk gibi ancak görebildiklerine duyabildiklerine itimat ederler. Kitlelerin bu zafiyetini bilen düşman, medya üzerinden düşün fırtınasına devam eder, algıya çalışır ve bizim ülkemizde, bizim ailemizde kendilerine taraftar edinmeye devam ederler.
Emperyalist odaklar medya aracılığıyla bütün dünyayı kontrol altına almakta ve mazlum toplumları kendi kültürlerine yabancılaştırmaya çalışmaktadır. Nitekim yapılan araştırmaların sonucunda, toplumumuzda kitap okuma oranının yüzde yirmi ile yirmi beş sınırların da kalırken halkın yüzde sekseninin medyayı aktif olarak kullandığı ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla toplumun büyük bir kısmının vicdanını, aklını ve iradesini harekete geçirecek kalıcı bilgilere meyletmiyor, bunun yerine magazinsel bilgilere eğilim gösteriyor. Fakat medya sanıldığı kadar masum değil, halkı yavaş yavaş dönüştürüp büyük illüzyonun kurbanı haline geliyor. Dönüşmek demek devinimsel değişim başka şeye geçmek ve başkalaşmak demektir. Kitlerin oluşturan fertler lehlerinde ya da aleyhlerinde olanı ayırt edemez hale getiriliyor. Bir zaman sonra tepki gösterdikleri şeyin kendi benliklerinden kaynaklandığını düşünmeye başlıyorlar.
Toplumda sosyal ve siyasi krizler hangi boyutta olursa olsun düşünen, üreten ve halkın savunuculuğunu yapan insanlar mutlaka vardır. Ve düşünen insanlar halkın gönlüne de yer edinen, onları düşüncelerinde bilinçlerinde inşa ettikleri bilgi ve duyguları kendi yaşamında yer verir düşün kalesinin burçlarına çekmeye çalışırlar. Bütün zamanlarını bilinçleri körelmiş kitlelerin uyanışı için harcarlar ve zor şartlarda mücadele ederler. Yaşam varlıklarını insanlığın mutluğuna adayan bu insanlar geçmişte olduğu gibi bugün ne kıyılara terk edilmiş ve yalnızlaştırılmışlardır. Ama düşüncelerini tavizsiz savunan bu insanları saygı duymamak saygısızlıktır.

 

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.