banner58

Ana akım televizyon kanalları geçtiğimiz bahar aylarında, teröristlerle savaşan askerlerin hikâyelerini anlatan üç diziyi peş peşe ekrana sürdü. Kanal D’nin “İsimsizler”i, Star TV’nin “Söz”ü ve FOX TV’nin “Savaşçı”sı... Askerli dizilerin popüler bir hâl almasında Dağ filmi çok etkili oldu. İkincisi de çekilen ve çok iyi bir gişe başarısına imza atan filmin ardından adeta furyaya dönüştü iş. Dağ filminin kadrosu da TV için iş yapmaya karar verdi ve Star’da “Börü” adıyla bir dizi çekmeye başladı. Yakında o da ekranlarda yerini alır. İyi ama aynı tarihlerde 3 farklı büyük kanalda, konuları aşağı yukarı aynı olan bu dizilerin aynı günlerde ekranlara gelmesinin tesadüf olduğunu söylemek ne kadar mümkün?

Kitle iletişim araçlarının ideolojileri yeniden inşa etme ve pekiştirme gibi işlevleri vardır. En çok kitleye ulaşan ve en popüler kitle iletişim aracı da -malumtelevizyon… Milliyetçi damarlarımızı kabartan bu diziler neyi amaçlıyor olabilir peki? Milliyetçiliği arttırmak mı yoksa milliyetçiliği sömürmek midir amaç? Yoksa daha başka bir amaç mı söz konusu olan?

Türkiye’de dizilerin toplumun geneli üzerindeki etkisinden bahsetmeye gerek yok sanırım. Ülkemizde tamamen kurgu olan dizi/filmlerin gerçekmiş gibi algılanabildiği bir gerçek. Kurtlar Vadisi dizisindeki Çakır karakterinin ölümünün ardından gıyabında cenaze namazı kılındığını ve gazetelere taziye ilanlarının verildiğini nasıl unutabiliriz? Veya Ekmek Teknesi dizisinde Fırıncı Nusret Baba karakterini canlandıran Savaş Dinçel’e Fırıncılar Odası’nın ödül vermesi!

Mesele daha eskiye dayanıyor aslında. Tek kanallı yıllarda Amerikan drama dizilerini izleyip oradaki karakterlerin yaşadığı trajediye ağlayan, onlara acıyan bir geçmişimiz var. Kötü karakterlere hayat vermesiyle tanıdığımız Yeşilçam emektarlarından Erol Taş’ın sokaklarda saldırıya uğraması, bir filminin galasında sahneye çıkınca domates ve yumurta fırlatılması gibi vakalar da bu ülkenin tarihinde yerini almıştı. Yani kurguyu “gerçek zannetme” konusu Türkiye’nin garip bir hastalığı olabiliyor çoğu zaman.

Asker dizileri furyasının, 15 Temmuz’da itibarı zedelenen Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yeniden halkın gözünde eski değerini kazanması için başlatıldığını söylemek hatalı bir tespit olabilir mi? Elbette bu furya başladığında herkesin aklına ilk gelen buydu.

Peki, bu dizilerin -amiyane tabirle- “halkın gazını almak” için çekildiğini söylemek ne kadar yanlış olur? Şöyle ki… İçeride ve dışarıda pek de parlak günler yaşamadığımız malum. İnsanlar kahramanlık masallarıyla avutulmak isteniyor. Ve yine insanların gururlarının okşanmasına ihtiyaçları var. Kurguyu gerçek zannetme eğilimindeki yurdum insanı için de propaganda aracı olarak çok rahat kullanılan TV dizileri veya sinema filmleri bu açığı kapatıyor. Tıpkı 2003 yılında Irak’ın Süleymaniye kentinde Amerikan askerleri tarafından Türk Özel Kuvvetleri Bürosu’na yapılan baskınla, 11 Türk askerinin başlarına çuval geçirilip kelepçelenerek esir alınması olayında Kurtlar Vadisi: Irak filminin üstlendiği işlev gibi. Türk Rambosu(!) Polat Alemdar bu utanç verici olayda Türkiye’nin intikamını almış ve halkın rahatlamasını ve duygusal tatminini sağlamıştı. Sokağa çıkıp bu olayı hatırlattığınızda muhtemelen, “Polat intikamımızı almıştı” gibi bir cevapla çok sık karşılaşacaksınız!

Asker dizileri de, teröre karşı kahramanca mü- cadele eden ve hep galip gelen askerleri ve hep yenilen alçak teröristleri göstererek halkın tatmin olmasını sağlıyor. Aslında söz konusu olan duygusal mastürbasyondur.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.