Cihangir’de gerçekleştirdiği apart otel yatırımlarıyla dikkat çeken sanatçı Kenan İmirzalıoğlu, turizmin yaşadığı ekonomik krizden etkilendi ve iki otelini kapatmak zorunda kaldı. Cihangir’in Çukurcuma tarafına bakan sokaklarında çok sayıda apartmanı satın alarak yenileyen ve apart otele çeviren Kenan İmirzalıoğlu, dizilerden kazandığı paraları emlak-otel yatırımları ile değerlendiriyordu. İlk zamanlarda işleri çok iyi gitti. Otelleri tıklım tıklım doluyordu. İnternet üzerinden satış yapan uluslararası otel-rezervasyon siteleriyle çalıştığı için, özellikle Avrupalı turistler büyük ilgi gösteriyordu. Suriye’de savaş derinleştikten sonra Türkiye’ye ve İstanbul’a büyük bir Arap turist akını başladı. Savaş bölgelerinden kaçabilecek kadar parası olanlar, Avrupa’ya gitmeden önce gelip İstanbul’da uzun süreli konaklama yapıyordu. Kenan İmirzalıoğlu’nun otelleri de günlük değil, bir-iki hafta bazen bir ayı bulan sürelerle kalan Arap turistleri ağırladı. Sonra İstanbul ve Türkiye’nin büyük şehirlerinde bombalar patladı. Avrupa ülkeleri vatandaşlarını Türkiye’ye gitmemeleri için uyardı. Şimdi İstanbul’da Avrupalı turist görmek neredeyse imkansız. Zengin Arap turistlerin sayısı da bu dönemde azaldı ve var olan otellerin dolmasına yetmez oldu. Kendini çevirecek, masrafını çıkaracak kadar iş yapamayan, odalarını dolduramayan apart oteller de birer birer kapanmaya veya el değiştirmeye başladı. Kenan İmirzalıoğlu’nun da kapattığı iki oteli devredeceği, binaların konut olarak kullanılabilmesi için tadilata başlandığı konuşuluyor.

 

Birleşmiş Milletler dedektifi FETÖ’cü   diye atıldı

 

15 Temmuz darbe girişiminden sonra yaşananlar malum, birçok öğretim görevlisi, öğretmen ve kamu çalışanı toplu bir şekilde, toptancı bir zihniyetle görevden alındı. Şimdi yükselen itirazları duyuyoruz. Birçok kişi ‘Benim bunlarla ne işim olur, ben FETÖ’cü değilim’ diye isyan ediyor. Bunlardan biri de, 27 yıl devlete hizmet vermiş, Birleşmiş Milletler dedektifi olarak uluslararası görevler yapmış eski emniyet mensubu, öğretim görevlisi İsmet Nezih Abanoz. FETÖ’cü olduğu gerekçesiyle Uludağ Üniversitesi’nden atılmış. Mektubunda yaşadıklarını şöyle anlatıyor;

“Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksek Okulu’nda, Güvenlik Programı’nı kuran bir öğretim görevlisiyim. FETÖ/PDY soruşturması kapsamında, önce açığa alındıktan sonra 1 Eylül 2016 günlü Kanun Hükmünde Kararname ile meslekten ihraç edildim. Meslek hayatım boyunca bu yasadışı terör örgütü ile hiçbir bağlantım olmadı. 1988 yılında Polis Akademisi’ni birincilikle bitirdim. Ardından TODAİE’de kamu yönetimi, John Jay College of Criminal Justice New York’ta terör suçları ve ceza hukuku alanlarında yüksek lisans yaptım. Polislik mesleği sırasında, 1997-1998 yıllarında Bosna Hersek’te Birleşmiş Milletler Polis Gücü, İnsan Hakları Kuzey-Batı Bölge Koordinatörlüğü ve 2003-2004 yıllarında da Afrika Liberya’da Birleşmiş Milletler dedektifliği yaptım. Üniversiteye girdikten sonra Sosyoloji Bölümü’nde doktora yaptım.  Tez Danışmanım Atatürk’ün doktorunun kızı Prof. Fügen Berkay idi. Bu iddialar ona da bana da yakışmayan ve kabul edemeyeceğimiz kara leke gibidir. Oysa emniyetten üniversiteye geçme sebeplerimin başında cemaatin emniyetteki etkisinden kurtulma arzusu vardı. Üniversitede de FETÖ örgütüne karşı mücadele ettim. FETÖ’cü olduğunu düşündüğüm bazı kişiler beni verdiğim derslerde, ‘islam dinine hakaret ettiğim' iddiasıyla yönetime şikâyet ettiler. Üniversite bana uyarı cezası verdi. Ben bu hafif sayılabilecek cezayı bile kabul etmeyerek, Bursa 2. Bölge İdare Mahkemesi’nde iptal davası açıp kazandım. Kitap olarak da yayınlanan ‘Ekonomik Kriz, Kapitalizm ve Suç’ konulu doktora tezimde, Marx ve Mao gibi sosyalist düşünürlere atıflarda bulundum. Çalışmalarımla ilgili olarak Ulusal Kanal’da programa davet edildim. Aydınlık ve diğer gazetelerde haberlerim çıktı. Onlardan olmadığımızı gösteren bunun gibi birçok faaliyetim var. Yapılan ‘silahlı terör örgütü üyeliği ve yasadışı örgüte destek’ iddiaları çok haksız ve kabul edilemezdir. Çocuklarım ve ailemle birlikte, hiç hak etmediğimiz halde, büyük bir mağduriyet ve ‘darbe’ yaşıyoruz.”

 

Tarık Akan’a büyük saygısızlık

 

Türk sinemasının en önemli oyuncularından Tarık Akan, bugün son yolculuğuna uğurlanıyor. Tarık Akan’ın hayatını kaybettiğini öğrendiğimiz anda, toplum olarak büyük bir üzüntü yaşadık. Çünkü o bizim ailemizden, evimizden, mahallemizden biriydi. Böyle bir sevgi az insana nasip olur. Televizyonlar, internet siteleri, sosyal medya Tarık Akan’ın kaybından dolayı duyulan derin üzüntünün dile getirildiği kanallara dönüştü. İlk şok atlatıldıktan sonra cenaze töreninin ayrıntıları ortaya çıkmaya başladı. Herkes Tarık Akan’ı ona yakışır şekilde uğurlamanın planlarını yaparken, özellikle sağ kesimden, yandaş medyadan gelen eleştiri ve hakaretler canımızı sıktı. Öyle ki çocuk tecavüzcülerini bile koruyup kollamış sözde gazeteciler, ‘Biz hakkımızı helal etmiyoruz’ gibi ifadelerle ortaya düşüp dikkat çekmeye çalıştı. Bazı küçük isimler ‘Tarık Akan keşke kartpostal çocuğu olarak kalsaydı’ gibi yorumlar yapınca, rahmetli Can Yücel’i hatırladık. Nazım Hikmet’e kartpostal şairi diyenlere haddini kendi tarzıyla bildirmişti büyük usta, arşivlerde duruyordur…

Hayatı boyunca gericilikle mücadele etmiş Tarık Akan hakkında, İslamcı radikallerin ve yandaşların olumsuz yorum yapması neyse de, Kürt hareketinin içinde yer alan bazı isimlerin hiç beklenmedik bir şekilde saldırıya geçmeleri şok etkisi yarattı. Yıllarca haksız yere Silivri cezaevinde tutulan askerlerin hak mücadelesine destek verdiği için Tarık Akan’ı resmi ideolojiyi savunmakla eleştirenler sadece onu değil, onu sevenleri de incittiklerinin farkında değil. 12 Eylül öncesinde 1 Mayıs’a katılan sanatçılardan biri olan, darbeden sonra yargılanan ve hatta hapis yatan, Kürt halkının sorunlarına filmleriyle dikkat çeken Tarık Akan’ın yasında bile buluşamıyorsak, ne yazık ki çoktan bölünmüşüz demektir…

 

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.