Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ekvador gezisi biraz olaylı geçti biliyorsunuz… Erdoğan’ı Suriye iç savaşındaki rolü nedeniyle protesto eden kadınlar, konuşması sırasında slogan atarak eylem yaptı. Erdoğan’ın korumaları kadınları yaka paça dışarı çıkardı, üzerine bir de tartakladı. Kadınları korumak isteyen Ekvadorlu bir milletvekilinin burnu kırıldı. İnsan bu haberleri okurken düşünmeden edemiyor, Ekvador nire, Türkiye nire?

Önce bakalım, Ekvador neresi? Ekvador, Güney Amerika'da temsili demokrasi ile yönetilen bir cumhuriyet. Kuzeyde Kolombiya, doğu ve güneyde Peru ile komşu ve batısında Büyük Okyanus var. Anakaradan 965 kilometre batıda bulunan meşhur Galapagos Adaları da ülkenin sınırları dahilinde. Adını aldığı ekvator çizgisi ise ülkeyi ikiye bölmüş durumda. Ekvator çizgisi – ortaokul kitaplarından hatırlayacaksınız-  kuzey ve güney yarımküreleri birbirinden ayıran hayalî dairesel bir hat. Kuzey ve Güney kutup noktalarına eşit uzaklıkta olan noktaların birleştirilmesiyle elde edilen bir çizgi. Çoğunlukla yerlilerden oluşan halkı bağımsızlığına çok düşkün. Sömürgeci İspanyollara karşı ilk bağımsızlık savaşı veren halklardan biri Ekvadorlular…

Şimdi diyeceksiniz bu ülkeyle ne işimiz olur? Ben de baktım tabi, ekonomik olarak aramızdaki ilişkilere… Türkiye ile Ekvador arasındaki ilk ticari ve ekonomik ilişkiler aslında kısa bir süre önce, 2010 yılında başlamış. Ekvador Cumhuriyeti Türkiye’de bir büyükelçilik açmış, Ticaret İşbirliği Anlaşması ile Ekonomik ve Ticari Ortaklık Protokolü imzalanmış. Bundan sonra karşılıklı ihracat ve ithalat başlamış. Türkiye Ekvador’a genellikle demir-çelik ürünleri, sentetik kablo, kara ulaşım araçları, tekstil lifi, meyve-sebze, makine ve cihazlar ihraç etmiş. Hatta insan kanı, hayvan kanı, serum, aşı, toksin gibi ilginç ihraç kalemleri de var. Ekvador’dan daha çok meyve-sebze, kahve ve kakao ürünleri satın almış. Türkiye’nin Ekvador’a yönelik ihracatı 35 milyon dolar, ithalatı ise iki katından fazla, yaklaşık 77 milyon dolar. Cumhurbaşkanı Erdoğan da konuşmasında iki ülke arasındaki ticaret hacminin 500 milyon dolara, hatta 1 milyar dolara çıkabileceğini söylemiş. “Yeter ki bu siyasi irade mevcut olsun. 100’ü aşkın işadamımızla buradayız. Bu işadamlarımızın Ekvador’da atacakları adımlar inanıyorum ki süreci olumlu istikamette tetikleyecektir" demiş.  Bundan sonra olumlu mu tetikleyecek, olumsuz mu bilinmez ama coğrafi olarak binlerce kilometre uzaklıkta bulunan ve ulaşım imkanları son derece zayıf olan bir ülkeye iş bağlamaya giderken, hoşgörüsüzlüğünüzü de beraber götürür ve siyasi kriz çıkarırsanız, işiniz zor demektir…

Kanal İstanbul’un yeri değişiyor

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, uzun zamandır gündemde tuttukları Kanal İstanbul Projesi’nin yerinin değişeceğini açıkladı.  Gerekçesi de kanal güzergahında jeolojik yapılar, doğal sitler, tarihi sit alanları, yeraltı su kaynakları, meralar vs. olmasıymış.  Bu yüzden de güzergah konusunu yeni baştan ele almak ihtiyacı doğmuş. Biz aylardır yıllardır söylüyoruz, çevrecilerin de karşı çıktığı bu proje yarardan çok zarar getirir diye, şimdi mi aklınız başınıza geldi? Sözde, uzmanlar tarafından titiz bir çalışma yürütülmüş ve tereddütler doğmuş, bu nedenle güzergah değişebilirmiş. Ama iptal edileceğini sanmayın, Yıldırım  “Kanal İstanbul Projesi bizim çılgın projemiz, büyük bir proje, dolayısıyla bu projeye mecburen hız vermemiz gerekiyor” diye devam etmiş. Ancak vatandaşları da uyarmış; “Ben vatandaşlarımızın bu konuda çok aceleci davranmasını istemiyorum, bir hayal kırıklığı yaşamasınlar. ‘Şuraya kanal yapılacak, buraya hücum edelim’ falan diye düşünmesinler. Sonra bizi suçlamasınlar, bizim henüz ilan ettiğimiz bir güzergah yok. Bir takım güzergahlar havada uçuşuyor. Ne zaman ki ben çıkar derim, ‘güzergahımız budur’, bağlayıcı olan bizim için o güzergahtır” ifadelerini kullanmış. Bravo diyoruz Sayın Bakan, kendi tabanlarının zihniyetini ve rant anlayışını bundan güzel ifade edemezdi.

Oya Ünlü Kızıl’dan mektup var!

Geçen hafta ‘Koç gibi yas tutmak’ yazısıyla Koç Ailesi’nin Mustafa Koç’un ani ölümü karşısında gösterdiği tevekkülü ve ardından kamuoyuna yansıyan Rahmi Koç’un teşekkür mektuplarını anlatmıştık. Şimdi de Koç Holding Dış İlişkiler ve Kurumsal İletişim Direktörü Oya Ünlü Kızıl, nezaketin sadece aile üyelerine değil, Koç Topluluğu’nun bütün şirketlerine nüfuz ettiğini gösteren nazik bir teşekkür mektubu göndermiş. Belli ki acıları hala taze.  “Değerli çalışmaları, vizyonu ve liderliğiyle örnek bir insan olan Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın Mustafa V. Koç’u çok zamansız kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Mustafa Bey’in ardından bizleri yalnız bırakmayarak acımızı paylaştığınız için içtenlikle teşekkür ederken, Koç Ailesi ve Koç Topluluğu adına şükranlarımızı sunuyorum” demiş. Mustafa Koç, küresel bir dayanışma hareketi olan HeForShe programı kapsamında dünyadaki 10 şirket liderinden biri olarak seçilmişti. Bu 10 şirket arasında, gelişmekte olan bir ülkeyi temsil eden tek şirket lideriydi. Bu anlamda erken yaşta vefatı, Koç Ailesi’ni aşan bir kayıp oldu. 

ÜNLEM – SORU İŞARETİ

Göçmen işçi ölümleri de artıyor. Son 3 yılda çoğu Suriyeli 144, ocak ayında ise en az 5 göçmen işçi yaşamını yitirdi.
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.