Türkiye’de 2004 yılından bu yana elektrikte serbest tüketici uygulaması var. Nedir serbest tüketici? Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun belirlediği limitlerin üzerinde elektrik tüketen her abone, bulunduğu bölgenin dağıtım şirketinden elektrik almayıp, serbest elektrik tedarikçilerinin herhangi birinden hizmet alabilen abonelere deniyor. Kamu, bu uygulama ile piyasanın liberalleşmesini, tüketiciye alternatif sunmayı, rekabeti artırmayı ve sonunda da abonelerin daha ucuz elektrik kullanmasının önünü açmayı hedefliyor. Aslında hedef, limitin olmaması yani her abonenin bu haktan faydalanmasıydı ancak elektrik dağıtım şirketleri lobi yaparak “Biz özelleştirme ihalelerin milyar dolarlık teklifler verdik, limitleri hemen düşürürseniz bu parayı çıkaramayız” dedi. Devlet de bu bunun üzerine her yıl belli oranlar açıklayarak kademeli geçişin yolunu açtı.

2019 yılı itibarıyla da elektrikte yıllık 2 bin kilovatsaat olan serbest tüketici limiti, gelecek yıl için 1600 kilovatsaate düşürüldü. Yani aylık ortalama 67 lira ve üzeri fatura ödeyenlere serbest tüketici hakkı tanındı. Bu hak tüketicilere dağıtım şirketleriyle pazarlık yapma hakkı veriyor ve faturalarında ortalama yüzde 8 ila 10 arasında bir indirim sağlıyordu. Burada “dili geçmiş zaman” kullandım çünkü bu uygulamanın şu an piyasada bir karşılığı yok.

Kendimden örnek vereyim: Son limit düşmesiyle birlikte serbest tüketici hakkı kazandım, (zaten tek başına yaşıyor dahi olsanız bu hakkı yapılan son zamlardan sonra ister istemez kazanıyorsunuz. 2018 yılı başında 40 TL faturaya bugün 70 TL ödüyoruz). Madem yüzde 10’a kadar indirim kazanabiliyorum, serbest tüketici olayım dedim. Tüketicilere bu alanda hizmet vermek için kurulmuş olan siteler var; encazip, elektriksepeti vs gibi… Önce bu sitelere girip fiyat karşılaştırması yapmak ve teklif almak istedim. Kocaman bir “Teklif yok” uyarısı aldıktan sonra altında şöyle bir notla karşılaştım:

“Neden hiçbir tedarikçi teklif vermiyor?

2001 yılından günümüze kadar serbestleşme sürecinde olan elektrik sektöründe elektrik tedarikçileri, girdi maliyetlerinin sürekli olarak artması ancak satış fiyatlarının aynı yönde artmamasından dolayı çıkmaza girmiş, neticede elektrik tedarik şirketleri haklı olarak portföylerindeki tüketicilere daha fazla tedarik sağlayamayacaklarını bildirmek durumunda kalmıştır. Bunun pek çok nedeni olsa dahi çoğunlukla; üreticilerden aldığı elektrik enerjisini tüketicilere ulaştıran elektrik tedarik şirketleri, üreticilerin kendileri ile olan sözleşmelerini feshetmesi nedeniyle alamamakta, hal böyle olunca tüketicilere tedarik edecek enerjiyi bulamamaktadır. Tüm bunlar, piyasa koşullarının son durumunun ortaya çıkarttığı, ancak uzun süredir devam eden diğer piyasa koşullarının bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Herhangi bir değişiklik olması durumunda yeniden elektrik tedarikçilerinin tarifelerine geçiş yapabiliyor olacaksınız.”

Aynı sonuç diğer platformlarda da çıkınca birkaç hem üretici hem de tedarikçi olan birkaç şirketi aradım. Onlardan da “kusura bakmayın” yanıtı aldım. “Belki de elektrik faturamı düşük buldular, uğraşmaya değmez diye düşündüler” diyerek bu kez işyeri olarak ve çok daha yüksek bir fatura tutarıyla teklif almayı denedim, yine eli boş döndüm!

Piyasa kendiliğinden mi çöktü?

Türkiye’de 19 milyon 501 bin serbest tüketici niteliği taşıyan abone var, 2019 başında limitlerin düşmesiyle birlikte bu sayıya 4,5 milyona yakın abone eklendi; rakam 24 milyona çıktı. Şu anda kaç tane serbest tüketici var, EPİAŞ’ın verilerine göre Şubat 2019’da sadece 131 bin 813 abone!

Aralık 2017’de 4 milyon 706 bin olan serbest tüketici sayısı yok denecek kadar azalmış. Peki, piyasa kendiliğinden mi çöktü? Yanıt aranması gereken soru bu… Hesaplarını iyi yapmadan piyasa girenler elbette oldu, bir kısmını da dayanamayıp faaliyetlerini sonlandırdı haliyle. Ancak üretici kimliği olan şirketlerin de teklif vermemesi piyasada bazı işlerin yanlış yapıldığının kanıtı.

Sayıları 160’ı bulan ve elektrik santrali sahibi olmayıp, sadece üreticilerden aldığı elektriği tüketicilere satan oyuncular piyasadan ilk çekilenler oldu. Şu anda 90’a yakın şirketin varlığından söz ediliyor ama gerçek rakam 50 civarında. Ve bu şirketler bırakın yeni abone almayı, sözleşmesi biten aboneleriyle de ilişkilerini kesiyor.

Nedeni ise elektrik maliyetlerinin hızlı bir biçimde yükselmesi. Maliyetler yükselince de serbest piyasada elektrik fiyatları artıyor. Tedarik şirketleri de elektriği bu piyasadan alıyor ve kar edecek bir marjla satmaları gerekiyor. Oysa ülkede tek bir tarife uygulanıyor ve hükümet enerji maliyetlerini her yıl yapılan seçimler nedeniyle faturalara yansıtmıyor. Hatta 2018 yılında yapılan zamların bir kısmı, bu yılın başında yerel seçimler nedeniyle geri alındı ve yüzde 10’luk düşüş yapıldı. (Neyse ki az çok ekonomiyi takip edenler, seçimin hemen ardından her şeye olduğu gibi elektriğe de zam geleceğini biliyor.)

Enerji gibi kritik bir sektörde popülist politikalar uygulanınca ne milyonlarca lira yatırım yapan şirketler ayakta kalabiliyor ne de indirimli elektrik kullanma hayali kuran biz tüketiciler…

Böylece bir yapboz oyununu daha tamamlamış olduk, geçmiş olsun!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.