Ve ABD Musul'a girdi...

Hem de tek başına...
Ne demişti Rusya Dış İşleri Bakanı Sergey Lavrov:
Türkiye aynı piyanoyu birkaç kişi ile çalmak istiyor, bu olmaz.
Peki, haksız mı?
Görünen o ki, ABD Musul'a girerek Irak içinde bir Arap-Sünni devletinin yolunu açacak.
Yönü İran'a dönük Bağdat merkezli bir Şii Devlet yapılanmasının da.
Ardından da Suriye'ye dönecek.
Irak ile Türkiye arasında ikili görüşmeler başladı..
Esad ve Suriye ile de yakında başlayacak. Suriye'de üç parça halinde duruyor.
Dış İşleri eski bakanlarından Şükrü Sina Gürel ile Şam seyahatimizde Esad açık açık Türkiye'den gelecek  mesajları almaya hazır olduğunu söylemişti. Biz de 16 Mart'ta Yurt'ta yayınlamıştık.
Aslında Başbakan Binali Yıldırım mesajı aldı. 
Gereğini de yapmaya çalıştı. Ama şartlar malum...
Türkiye sınırları komşuları değişirken, yeni devletlerin temeli atılırken ne yapıyor?
Dün de söyledik...
Gürsel Tekin'in dediği gibi FETÖ 81 ilimizin tam 79'unda imar rantından belki 200 belki 300 milyar dolar kazanmış. İktidar da öğretmenle, çoluk çocukla FETÖ ile mücadele adına uğraşıyor...
Oysa hemşehrisi Güneysulu kızın mağdur olduğu yönündeki serzenişine "mağdur falan dinlemem" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan bile kayıtsız kalamazken.
Mazlum mazlumdur... Gerçek de tektir...    
Sanki biz siyasal iktidarın her dediğini tasdik etmek zorundayız gibi bir beklenti var. Unutmayın biz olaylara muhalif bakan bir noktadayız. Tabii ki edebimizle...
Anlıyoruz dengeler hassas ama...
PKK ile mücadelede hala her gün onlarca şehit geliyor, açılımın adı da sanı da unutturuldu. Türkiye FETÖ ile mücadele edecekse, yurt dışında etmeli. Yurt içinde de paranın ve imar rantının izini sürmeli. Ama asıl Irak yani Kerkük ve Musul ile Suriye'de neler olup bittiğine yönelmelidir.
Bakın, Türkiye-Rusya arasındaki güvenin stratejik konumundaki yatırımlar-işbirliğinin, güçlendiği bir ortamda İran’ın bu tablo içerisinde yer almaması oldukça önemli. 
Örnek mi: İran, keza Irak'ın enerji bakanlarının, İstanbul’daki 9-13 Ekim'de yapılan OPEC üyesi ve üye olmayan petrol üreticilerini bir araya getiren enerji kongresine katılmayacaklarını bildirmesinin üzerinde düşünmek gerekmiyor mu?
Türkiye-İran-Rusya üçlüsünü her an farklı noktalara savurabilecek kritik bir süreçten geçiliyor. Bundan ötürü tarafların Musul üzerinden oynanan tuzağa dikkat etmesi gerekiyor...
İran zaman zaman araya soğukluk girse de bizim tarih boyunca barış içinde yaşadığımız ve bir birine güç veren iki ülkedir. Tarihi dostluğumuz  vardır. Türkiye'nin de çıkarları esastır. O yüzden, Türkiye ve İran’ın şu anki ortak tehdit üzerinden yeni bir işbirliği inşa etmesi kaçınılmazdır. 
Daha somut bir şekilde ifade etmek gerekirse, Türkiye ve İran içinde bulundukları ortak coğrafyada şu bulunmaz seçenek ile karşı karşıyadır: “Büyük Selçuklu Modeli”ni hayata geçirmek!
Bunun aksi olarak ise bu iki "akraba ülkeyi", Çaldıran’a itme stratejisini, Üçüncü Köprü'nün adını (neden örneğin "Kanunî Sultan Süleyman" değil de) "paket kargo" ile önümüze konduğu çok kuvvetle çağrışıyor olan "Yavuz Sultan Selim" koyup, Sultanlık-Halifelik hayallerini, iskorpit zokarına takılmış istavrit yemi gibi bize yutturarak, gündeme getirmek isteyen emperyal odaklar, çok belirgin olarak ortadadır. Eminim her iki ülke de bu resmin artık çok farkındadırlar.
Bölgede barış-istikrar ve refahın tekrar tesisi adına 21. yüzyıldaki uygulaması olacak yeni bir “Sadabat Ruhu”na ihtiyaç vardır. Hiç kuşkusuz Musul ve Halep bu bağlamda iki önemli sınav oluşturmaktadır! 
Unutulmamalıdır ki, Türkiye + İran birleşik güç olarak Rusya'yı tartmaktadır. Türkiye+İran+Rusya ise ABD'yi tartmaktadır.
Batı Emperyalizmi o nedenle, Türkiye-İran-Rusya Üçgeni'nin her bir kenarını ayrı ayrı kırmak zorundadır...
Oysa bu üçgen, bugün, tarihte hiç olmamış olduğu kadar olası görünmektedir...
Türkiye'nin Batı emperyalizminin pençesinden Rusya'nın tasallutuna düşmemesinin reçetesi ise İran'la güçlü ittifakı olacaktır.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.