banner87

Çanakkale Savaşları'nın geçtiği coğrafyanın tam göbeğindeki Kocadere'de gerçekleştirilen Adalet Kurultayı'nda bizim de konuşmacı olduğumuz bölüm bittikten sonra 10 kadar genç etrafımı çevirdi. Gözleri çakmak çakmak, hepsi ayakta, çok şey konuşmak ister bir havada söze başladılar.

İnce uzun boylu olanı, "bize zaman ayırmanızı istiyoruz, birinci bölüm sohbet için, ikinci bölüm yayınlamak için" dedi.

Sohbet bölümünü paylaşmak isterim.

Sosyal medyayla tanışık olanların yakından tanıdığı bir grup; ekşi sözlük yazarları ve yaratıcıları... İstanbul, Ankara ve İzmir ağırlıklı... Her birinin uzun tatil için ayrı programları varmış, adalet kurultayı için iptal etmişler.

CHP'den çok şey bekliyorlar ama bunu çok somut elle tutulur adımlar olarak bekliyorlar. "Mesela" diye sorduğumda şunu önerdiler:

"AKP devletine ait hiçbir faturayı ödemiyoruz, deyin. Herkes, toplu halde bunu yaparsa ses getirir. Buna benzer adımlar dışında sözle sonuç alınacak dönem geçti..."

Bir başka genç söze girdi:

"Siz sandıkla sonuç alınabileceğini mi düşünüyorsunuz? O dönem geçti. Bu işi meydanlar, sokaklar çözecek..."

Araya girdim:

-Adalet yürüyüşü bir adım değil mi?

"Hah işte" deyip devam ettiler:

"Biz o yürüyüşün aynı aktiflik içinde devam ettirilmesi gerektiğini düşünüyoruz..."

Gençlerle 15 dakikalığına diye başladığımız sohbet iki saate yakın sürdü. Çevre ülkelerdeki iç savaş ortamının bize sıçrama olasılığından 2019 seçimlerine kadar her şeyi konuştuk. Yazı aramızda karamsar başlayan sohbetin mücadele şart havasında bitmesine sevindim. Daha çok görüşeceğiz...

... Ekşi sözlük ve beraberindeki ekşi siyasetçi gençlerle buluşmak bile başlı başına Adalet Kurultayı'nın güzel sonuçlarından biriydi.

***

Kurultay alanın içinde hafıza tazeleme bölümünden sergi çadırına kadar bir günü bilgi dolu geçirmek için her şey var. Bunun yanında adalet arayanlar da var. 1970'lerden bugünlere kadar uzun bir zaman dilimi içinde yaşanmış olayların yarattığı adalet sorunu AKP iktidarı döneminde çok ciddi bir boyuta ulaştığını kurultay alanı ortasındaki ana caddede görüyorsunuz, yaşıyorsunuz.

İki fotoğraf paylaşmak isterim...

30 yaşla 70 yaş arasında değişen bir grup yakalarında tutuklu olan yakınlarının fotoğraflarıyla sorunlarını dinleyecek kişiler arıyorlardı. "Halden anlarsınız" deyip yolumuzu kestiler.

Tümü ByLock nedeniyle tutuklanmış. Anlattıklarına göre cep telefonlarında da bu sistem yokmuş. Bunu kanıtlamışlar ama anlatacak mahkeme bulamıyorlar.

Telefonu Batı icat etti ama telefondan suç üretmeyi biz icat ettik. 

Türkiye'de en kolay kurulan örgüt terör örgütü. O kadar kolay ki, Google'a girerek bile ulaşabileceğiniz bir sistemi ülkenin her kurumunun başına bela olmuş bir örgütü de kullanıyor diye binlerce kişiyi hapse atmak en çok terör örgütünün işine yarar. Terörle mücadelenin ana koşulu, terör örgütünü yalnızlaştırmak, halktan koparmak, hedefi olabildiğince minimalize etmektir. 

İkinci örnek 1979'dan... Eşi 5 Temmuz 1979'da öldürülen Sevgi Aydemir o yıldan beri avukat eşiyle nefes alıp veriyor. Katilleri bulunmamış. "En azından unutulmamak" diyor. 30'lu yaşlarda tek kalınca anne babasının yanına gelmiş. Evlenmeyi hiç düşünmemiş. Sözlerinin devamı gözyaşlarının gölgesinde kaldı...

***

Tıpkı Adalet Yürüyüşü gibi Adalet Kurultayı da iktidarı rahatsız etti.

Kurultay alanının dışında çekilmiş alkollü ortamı kurultayın merkezine taşıyıp çamur atmaya çalışmak Türkiye'de adalete ne kadar çok gereksinim olduğunu gösteriyor.

Kampın dış alanını çevreleyen tel örgülere bira şişesi sıkıştırmaya kalkacak kadar alçalmanın tarifini yapmak bile istemiyoruz. Bir iktidar düşünün ki kendisi gibi düşünmeyenleri susturmak için her şeyi yapıyor. Susturamadığını da karalamaya çalışıyor.

Aslında bunlar biraz da aczin ifadesi...

Doğu'nun yetiştirdiği önemli düşünürlerden Beydaba'nın hükümet tariflerinden biri şudur:

Hükümetlerin en kötüsü, suçsuzu korkutandır.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.