Yerel tohumu korumaya çalışanlara yapılan en anlamsız suçlama, bitki ıslahına karşı olduklarıdır. Az da olsa bazı yerel tohum savunucuları, yerel tohumların hiç ıslah edilmemeleri gerektiği düşüncesindedirler. Yerel tohumların hiç yozlaşmadan, karışmadan saklanması gerektiği açıktır. Ancak bitki ıslahı gereklidir. Daha çok yöreye uyum gösteren, daha verimli, daha kaliteli, bazen de yola dayanıklı ve kaliteli tohumluklar ıslah edilmelidir. Islah yapılırken yerel çeşitler temel alınabilir. Aslında köylüler ve başta kadınlar, tarım devriminin başından beri, yani on bin yıldan bu yana bitki ıslahı yapmışlardır. Karşı çıkmamız gereken, son 50-60 yıldır bitki ıslahını tekellerine almış ve köylüleri, özellikle de kadınları bu alandan uzaklaştırmış bulunan şirket bitki ıslahçılarının yaklaşımlarıdır. 

Çiftçiler ve şirket bitki ıslahçıları bitki ıslahı yaparken her iki taraf da aşağıda belirtilen ayrı üçer ilkeyi dikkate almaktadırlar. 

Ülkemizdeki tohumculuk kanunu ile kabul edilen ve şirketlerin uyguladığı tohum ıslahı ve pazarlamasında geçerli olan üç ilke; farklılık, birörneklilik (kanunumuzda yeknesaklık denmektedir) ve kararlılıktır (kanunda durulmuşluk). İngilizceleri sırayla distinctiveness, uniformity, stability’dir. Bu sözcüklerin baş harfleri kullanılarak kısaca DUS ilkeleri denmektedir. Türkiye’de ise kanundaki sözcüklerle kısaca FYD ilkeleri denmektedir. Kanunda da belirtildiği gibi sadece çeşitler (varyete) açısından durum ele alınmaktadır. 

Farklılık; çeşidin bir veya daha fazla karakteristik (örneğin acı olup olmaması, renk, boy gibi) bakımından diğer bütün kayıtlı çeşitlerden farklı olmasıdır. 

Birörneklilik (veya yeknesaklık) aynı tohum yığınından çıkan bütün bitkilerin aynı olmasıdır. Örneğin patlıcanların renk, boy vb. bakımından birbirlerine benzemesidir. 

Kararlılık (veya durulmuşluk) takip eden ekimlerde elde edilen bitkilerin aynı olmasıdır. Örneğin bir önceki yılın bitkileri ile bir yıl sonrakinin bitkilerinin değişim göstermemesidir. Kanunumuzda bitki ıslahı dendiğinde de yeni çeşitler elde etmek düşünülmektedir. Oysa, çeşit (teknik terimle varyete) dışında köy popülasyonları veya evrimsel bitki ıslahı ürünleri de pekâlâ tohumluk olarak geliştirilip, kullanılabilir. Yasa bunları tohumluk olarak kabul etmemektedir. Bu DUS ilkelerinin biyolojik bir gerekçesi yoktur. Birörnekliliği empoze eden ve böylelikle çeşitleri birbirinden ayırmayı kolaylaştıran herhangi bir kişi muhtemelen birçok ülkede çiftçilerin aynı üründe heterojen yerel tohumlar ektiklerini ve bunların heterojen olmalarına rağmen belirli isimler ve karakteristiklerle belirlendiğini unutmaktadırlar. Bunlar üretimde kullanılmaktadır. Çünkü zaman içinde farklı, birörnek ve kararlı çeşitlerden daha kararlıdırlar. (Navdanya International, The Seed Law, 2013, https://www.navdanya.org/attachments/lawofseed.pdf)
Çiftçilerin ıslah çalışmalarında hangi ilkeleri ele aldıklarına geçmeden önce, bugün artık çiftçilerin ve eğitim almış bitki ıslahçılarının birlikte çalışmaları, katılımcı bitki ıslahı ve evrimsel bitki ıslahı yaklaşımlarını uygulamaları gerektiğini söylemeliyiz.  

Çiftçilerin binlerce yıldır kullandığı üç bitki ıslahı ilkesi ise çeşitlilik (biodiversity), dayanıklılık (resilience) ve kalite, tat, besin değeridir. Çiftçiler çeşitlilik için ıslah yaparken, şirketler birörneklilik için ıslah yapmaktadırlar. Çok değişik toprak ve iklim özelliklerine sahip olan bölge ve yerlere uyum gösteren çok sayıda çeşit veya popülasyonlarla büyük bir üstünlük kazanmış oluyoruz. İklim değişikliğinin getirdiği sorunlara karşı en başarılı cevap biyoçeşitliliktir. 

İkinci olarak çiftçiler dayanıklılık için ıslah yaparken, şirketler bu konuyu dikkate almamaktadırlar. Dayanıklılık dediğimizde, bir yıl için verim elde etmek değil, kuraklık, hastalık vb. birçok olumsuz koşullara rağmen azalarak da olsa kabul edilebilir düzeyde üretim elde edebilmeyi düşünüyoruz. Dayanıklılığın iki yönü vardır. Birincisi daha az zarar görme, ikincisi zarardan sonra çabuk toparlayabilmedir. Şirketler göreli olarak kısa bir araştırmadan sonra, en yüksek verimi aldıkları çeşitleri ele almaktadırlar. Tabii bu çeşitler ancak tarım ilaçları, kimyasal gübreler ve çoğu zaman da yoğun su vb. girdilerle ayakta kalmakta, birkaç yıl sonra gelebilecek kuraklık vb. zorluklar dikkate alınamamaktadır. 

Üçüncü olarak çiftçiler tat, kalite ve besin değeri gibi hususları dikkate alarak ıslah yaparken, şirketler uzak mesafelere taşımaya dayanıklılık ve endüstriyel işlemeye uygunluk gibi hususları dikkate almaktadırlar.

Kısacası yerel tohumlara dayalı ıslah gereklidir. Ancak yerel tohumlar bozulmadan korunmalıdır. Bu ayrı bir görevdir. Katılımcı ıslah ve evrimsel ıslah yaklaşımları kullanılmalı, başta çiftçi olmak üzere uygun paydaşlarla bitki ıslahçıları eşit koşullarda ıslah çalışmaları yapmalıdır. Islah edilen çeşitler ve tohumlar, paylaşılan (müşterekler) olmalı, fikri mülkiyet söz konusu olmamalıdır. Türkiye ve uluslararası tohum mevzuatında dayatılan DUS ilkelerinin hiçbir bilimsel temeli yoktur. Bunlar şirketlerin tohum egemenliğini halkın elinden almak için ortaya atılan dayatmalardır.   

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.