banner87

GEÇTİĞİMİZ hafta, Trans-Anadolu Doğalgaz Boru Hattı TANAP’ın Eskişehir durağında resmi açılışı yapıldı. Azeri gazı, TANAP aracılığı ile Yunanistan’a bağlanmadan önceki nihai hedefi Edirne’ye henüz ulaşmamış olsa da, Eskişehir önemli bir yerel dağıtım noktası.
Enerji’nin ‘İpek Yolu’ olarak tanımlanan TANAP projesi ile ŞahDeniz-2 sahasından, yılda 16 milyar metreküp gaz getirilmesi, bunun 10 metreküpünün Trans-Adriyatik Boru Hattı (TAP) aracılığıyla Avrupa’ya ulaştırılması planlanıyor.
Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası, Avrupa Yatırım Bankası, Dünya Bankası ve Asya Altyapı Yatırımları Bankası tarafından finanse edilen TANAP Projesi’nin maliyeti 8 milyar doları bulmuştur. Bu dev proje, Avrupa ve Türkiye’nin enerji güvenliğini arttırması bakımından çok büyük öneme sahip. İlk aşamada, Avrupa’nın gaz ithalatının yüzde 3,5’lik kısmını karşılaması bekleniyor.
Türkiye ise, transit ülke olmaktan çıkarak, artık dev bir eserin önemli bir oyuncusudur. Rusya ve Iran gibi tedarikçilerine karşı bağımlılığını azaltarak, bir pazarlık ortamı sağlayabilmesi mümkün olabilir.

Dışa bağımlılık

2012 yılından itibaren, özel yatırımların zayıflaması ile büyüme yavaşladı. Düşük petrol fiyatlarından kaynaklanan enerji faturasındaki düşüş ile ihracattaki düşüş birbirini az çok dengeledi...
Dünya Bankası’nın, EM7* olarak tanımladığı, gelişmekte olan en büyük 7 pazardan biri olan Türkiye, grubundaki diğer ülkelere göre en bağımlı ülke. Bunun en önemli nedenlerinden biri gelişmiş bir sanayiye sahip olmasına rağmen büyüyen ekonomisi karşısında doğal kaynakları yetersizdir.
Türkiye’nin enerji üretimi kömür gibi fosil yakıtlardan ve hidroelektrik gibi yenilenebilir enerjilerden oluşuyor. Bu üretim ihtiyacının yalnızca dörtte birini karşıladığı için petrol ve gaz tüketiminin büyük kısmını ithal etmek durumundadır.
Bu nedenle, düşük maliyetli enerjiyle endüstriyel üretim yapması Türkiye’nin ekonomik büyümesini sağlayacak önemli bir etkendir. Bu durumda sürdürülebilir kalkınma için alternatif enerji kaynakları ve enerji çeşitliliği yaratmak zorundadır.
Peki, bu düşük maliyet nasıl olacak? 
Azeri gazının Türkiye’nin aldığı en ucuz gaz olacağı söylense de, transit gaz fiyatını, sınırdaki teslim fiyatını ve bu gazın yurtiçi nakil maliyetini hesaba katmalıyız.
Azeri SOCAR (yüzde 58) ve BP’nin (yüzde 12) hisselerinin yanında, yüzde 30 hissesi olan BOTAŞ’ın ortaklığından alacağı payın da bu hesaplamalar içinde göz önünde bulundurulması gerekiyor.
Eğer Azeri gazı söylenildiği gibi düşük maliyetli olur ise, piyasa rekabetini arttıracağı için ithalat fiyatlarında düşüş beklenebilir.

Enerji güvenliği

Enerji güvenliğini arttırmak için üzerinde durulması gereken bir diğer nokta ise depolama konusudur. Petrol ithal eden ülkelerde petrol üretiminde ani bir artış enflasyona yol açabileceğinden, Türkiye’nin enerji güvenliğini sağlamak için yıllık depolama kapasitesini yüzde 5’ten Avrupa ülkelerinde olduğu gibi yüzde 20-30’lara çekmesi gerektiği uzmanlarca belirtilmektedir.
Güney gaz koridorunun (SGC) en önemli ayağını oluşturan TANAP, aynı zamanda, bölgesel olarak hem dönemsel hem kalıcı istihdam yaratacaktır. Uzun vadede beklenen kapasite arttırımı ile ŞahDeniz-2 sahasının genişletilmesi başta olmak üzere, Sangacal (Doğu Azerbaycan) terminalinin genişlemesi ve Doğu Akdeniz bölgesinde yapılacak sondaj çalışmalarını da hızlandırması bekleniyor.
TANAP bölgedeki dengeleri yeniden şekillendirebilir. Uzun vadede kalkınma planları için, Türkiye stratejilerini güçlü temellere ve rakamlara dayanarak kurması gerekmekte;
Böylece, Levant bölgesinde bulunan doğalgaz kaynak rezervlerini Avrupa’ya taşıma söz konusu olduğunda, Türkiye üzerinden nakledilmesi kaçınılmaz olabilir.
Not: Dünya Bankası, “Paris Anlaşması”‘ hedefleri ile uyum içinde olmak için, 2019’dan sonra petrol ve doğal gaz aramalarını finanse etmeyi durdurma kararı aldı. Son zamanlarda kömürden vazgeçme konusunda örnekler görmeye başlasak ta, bu yönde ilk defa bir taahhütte bulunuldu.
Artık, enerji çeşitliliğimizi arttırırken sürdürülebilir bir dünya için yatırımlarımızı temiz enerjilere yönlendirmeliyiz.
*EM7 ülkeleri: GSYH’si dünya ortalamasının yüzde 1’inden fazla olan ülkeler: Çin, Hindistan, Brezilya, Rusya, Meksika, Endonezya ve Türkiye.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Cansu Akko 2018-06-18 11:22:36

Ellerinize saglik, bu onemli konu hakkinda cok bilgilendirici bir yazi sunmussunuz.
Herseyin otesinde, enerji soz konusu olunca, gelecek nesillerin ihtiyacini karsilamak icin Turkiye'nin yenilenebilir enerjiye yogunlasmasi gerektigi de bir gercek.