banner87

CHP Kurultayı haberlerinin peşine
takıldık, gidiyoruz. Bu
arada 10 Kasım’ı ve Mustafa
Kemal Atatürk’ü unuttum sanmayın.
Atatürk tartışılmaz. Anlatmaya
da kalem kâğıt yetmez.
Geçen gün Yurt TV’ye gelen
saygın sanatçımız ve MESAM eski
Başkanı Ali Rıza Binboğa ile de gazetede
konuştuk. Söz Atatürk’ten
açıldı. Bir dostum, Atatürk’ün anlatılmasında
ve sevilmesinde Atatürk
karşıtlarının katkısından bahsetti.
Dedi ki; “Atatürk karşıtları, özellikle
1990-2000 yılları arasında o
kadar işi azıttı ki, gençler Atatürk
okumaya başladı. Meraklarını gidermeye
çalıştılar. Okudukça, anladılar.
Anladıkça da Atamız’ı
sevdiler.”
Masada bulunan başka bir dostum
da, “Vallahi gerçekten doğru.
Tayyip Erdoğan’a da teşekkür ederiz.
O da o kadar bahsetti ki, Atatürk’ü
bir avuç eski vatansever
asker, general ve yaşlı insanların
sevdiği lider olmaktan çıkardı” diye espiriyi patlattı
İşin latifesi bir yana bu tespitte
doğruluk payı büyük. Atatürk karşıtları
ya da siyaseten mesafeli
olanlar eleştirinin dozunu o kadar
abarttılar ki, milyonlarca genç okudukları
Atatürk’ü anmak için büyük
bir kalabalıkla her yıl muntazam
Anıtkabir’i doldurdu. Muhteşem
manzaralar oluşturdu. Duygulanmamak
mümkün mü?
Atatürk çiftliğinin bekçisi
Asıl beni şaşırtan Cumhurbaşkanı
Tayyip Erdoğan’ın tavrı. Ne
kadar samimi? Ya da ne kadar Atatürk’ü
anlamış. Zamanla göreceğiz.
1 Kasım’dan önce “Türkiye’nin yönetim
sistemi fiilen değişmiştir” dediğini
unutan Cumhurbaşkanı
Erdoğan, 10 Kasım’da “Artık rejim
endişelerini gündemimizden çıkarmalıyız”
diyerek şaşırttı. İslamcılar’a
‘yeter’ mesajı verdi.
“Cumhuriyeti savunurken, ne
Osmanlı’yı ne de Selçuklu’yu bir
kenara bırakamayız” diye de eski
mahallesine sempati attı. Sanki
Atatürk hayranları ve Atatürkçüler
Osmanlı, hele hele Selçuklu’ya karşıymış
gibi.
Söz Atatürk’ten açılmışken,
Beştepe’deki Cumhurbaşkanlığı
Sarayı’ndan söz etmeden de geçmek
istemem. CHP Lideri Kemal
Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı
Devlet Bahçeli saraya gitmemekte
diretti. Kendi takdirleri. Bu
inşaat nasıl yapıldı? Kaçak olduğu
kesin. Tepkiler de doğru.
Ama ben siyaseten bir şey söylemek
istiyorum. Atatürk’ün Çankaya’daki
tarihi köşkünü boşaltan
Erdoğan nereye gitti? Atatürk’ün
çiftliğine. Şahsi mülküne. Bir anlamda
sadece halefi değil, Atatürk’ün
çiftliğinin de bekçisi oldu.
Siyasetçi balık gibidir. Bulunduğu
ortama göre şekil alır. Kaderidir
bu. Genç siyasetçi büyük bir
şevk ile kendini halka adar. Adına
ister hakçı, ister demokrat de. Mücadele
eder. Mücadele ettikçe de
keskinleşir. Tavizsiz olur. Sertleşir.
İlçe ve il başkanı olur. TBMM’ye
girer. Milletvekili olur. Sistemi kavrar.
Devleti tanır. Yumuşar. Olaylara daha etraflı ve yanzsız
bakmaya calışılır. Hangi partiden olursa olsun,
kendisini devleti korumakla görevli
bir fedai sayar. Bu sebeple ben şahsen
hiçbir devlet görevlisini, siyasetçiyi
peşinen ‘hain saymam’, kızan
kızsın. Gafil olur, hesapsız olur.
Ama bilerek hain olmaz.
Siyasetçi balık gibidir dedik ya.
Neden mi? Siyasetçi hayatına
halkçı ve demokrat diye başlar
cumhuriyetçi olarak tamamlar. O
arada da cumhuriyetçi-demokrat
olan Atatürk’ü daha yakından
tanır.
Hele hele koltuğunda oturmuşsa
o ruh kendisini sarar. Balıklar
çoğunlukla hayatına erkek
başlar, dişi tamamlar. Siyasetçi de
cumhuriyetçi tamamlar. Erdoğan’ın
da akıbeti merhum Özal ve
Demirel gibi oldu. İyi bir akıbet…
Ancak bir uyarımız var Sayın
Erdoğan’a. Anemon, çipura, fener,
labrus balıkları öyledir. Erkek başlar
hayatını dişi bitirir. Sakın palyaço
balığı olmayın. Çünkü o
bazen dişi, bazen erkek olur.
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.