Darbeci Kenan Evren’in de halk tarafından cumhurbaşkanı seçildiğini pas geçip, “Ben halk tarafından seçilen ilk cumhurbaşkanıyım” “Ben halkın cumhurbaşkanıyım” söylemini dilinden düşürmeyen Recep Tayyip Erdoğan artık kimseyi şaşırtmıyor…

Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal gibi, o da yaptıklarıma “alışacaksınız” dediği ve halk da buna alıştığı ve benimsediği için değil…

Türkiye halkı, Erdoğan’ın hangi olayda ya da hangi durumda ne diyeceğini artık kestirdiği için, kelimesi kelimesine tahmin ettiği için şaşırmıyor…

Halk aslında Erdoğan’ın konuşmalarını dinlemiyor, ne söylediğini de idrak edemiyor.

Durum böyle olunca da ya olur olmaz yerde anlamsız biçimde alkışlıyor, hülooooğğğ çekiyor…

Erdoğan’ın konuşmalarına anlamlı bir tepki vermiyor.

Son dönemlerde Erdoğan’ın mitinglerde ya da kapalı salonlarda söylediği/sorduğu ve dinleyenlerden onay istediği bazı durumlarda, halk başka manalara gelen alkışlı, ıslıklı ya da “eğveeeeet” nidalı tepkiler veriyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da “yok yok öyle değil” diyerek başka telden çalan halkın hatasını giderme çabasına giriyor.

Halk (yani cumhur), bir nevi durumu ve başkanı idare ediyor…

“Yav he he” modunda takılıyor…

Bin odalı saraya “danışman” sıfatı altında konuşlanan böyle durumlarda “kral çıplak” diyerek ortak akıl üretmek için devlet hazinesinden para ödenen yüzlerce zat-ı muhterem “yaşa var ol” nidalarıyla avuçlarını patlatırcasına alkış yarışına girip yaşananları seyrediyorlar…

Erdoğan’ın yerinde olsam; hepsinin kulağından tutup külliyenin kapısının önüne koyarım vallahi…

İşte bu derhal kapı önüne konulmaları gereken “külliyeli danışmanlar” görevlerini suiistimal ettikleri en azından 'ağır ihmal ettikleri' için “boğaz dokuz boğum, ona göre konuşması gereken” Erdoğan kendi bildiğini okuyor, aklına ve ağzına ilk geleni söylüyor…

Sorularıyla Erdoğan’a yol açıp hafiften de gaz veren Cumhurbaşkanlığı uçağının “kadrolu gastecileri” de bunları çarşaf çarşaf yazıp yayınlamayı “gazetecilik” sanıyor…

Muhammed Ali’nin cenaze töreninde isteği ilgiyi görmek bir yana her talebi geri çevrilip ters yüz edildiği için küserek geri dönen “Halkın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, “görevi halkı doğru bilgilendirmek olan bir gasteci” dönüş yolunda uçakta aynen şu soruyu soruyor:

“Bir siyasi partinin eş genel başkanı ‘Kendi savunmamızı kendimiz yaparız’ demiş ve daha sonra da bu hendek olayları meydana gelmişti. Şimdi bir benzer açıklamayı ana muhalefet partisi genel başkanından duyduk. Bir şehit cenazesindeki mermi atma olayı sonrasında, “Polise güvenmiyoruz, kendi güvenliğimizi kendimiz sağlayacağız” dedi. Sanki Türkiye’de yeni bir faza geçiliyor gibi. Türkiye’de bazı siyasi partilerin terör örgütleriyle aleni yakın görüntü vermesi bir Cumhurbaşkanı olarak sizi rahatsız ediyordur sanıyorum?”

Soru değil, siyasetçi demeci gibi. Bağlamaya bak. Ediyor mu değil, ediyordur...

Hafif gazla birlikte yolu açılan Cumhurbaşkanı Erdoğan cevap veriyor:

“Rahatsız etmemesi mümkün değil. Fakat bu zat biliyorsunuz bu safhaya gelmeden önce de, benzer açıklamaları yapmak suretiyle, terör örgütünün arkasında olduğu siyasi partiyle adeta eş hareket eder duruma girmişti. Eş hareket eder duruma girmesinden sonra, birçok yerde bazı eylemlerin olması bana göre bir başlangıç değil, bir sonuçtur, bir neticedir. Fatih’teki olay, şehitlerimizin oradaki yakınlarının tavrı. Tabii ki gönlümüz böyle bir şeyi her halükârda arzu etmez, istemez. Keşke öyle bir şey olmamış olsaydı. Keşke yani orada böyle bir boş kovanın konması yaşanmasaydı. Yapılanı tasvip etmek mümkün değil. Fakat tabii ki siyasetçi de, nerede ne konuşacağını gayet iyi bilmeli. Tahrikler tepkiye yol açabilir. Etki-tepki meselesi var. Yani siz, hele hele böyle şehitlerimizin arka arkaya geldiği bir dönemde, toplumun hassasiyetlerini göz ardı ederseniz, bu toplum size tepki verir. Toplumu tahrik etmemek lazım. Siyasilere düşen de budur. Fakat orada, bir gün önce yapılan açıklamalar, şehit yakınlarını tahrik etmiş olmalı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Ana Muhalefet Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik “hesap vereceksin, öldürüleceksin” anlamına gelen mermili saldırıyı meşrulaştıran dahası devamı için adeta tahrik ve teşvik eden bu sözleri bizi şaşırttı mı? Hayır…

Kendi yandaşlarını şaşırttı mı? Hayır

Peki, biz yandaşlarının şaşırmamasına şaşırdık mı? Yine hayır…

“Halkın Cumhurbaşkanıyım”
diyen makamın yapması gereken halkını bütünleştirmektir, memleket meselelerinde aynı yörüngede buluşturmaktır, birleştirmektir…

Ayrıştırmak, toplumsal farklılıklar ve ayrı düşünüşler arasına nifak sokmak değildir.

Cumhurbaşkanı, suçu meşrulaştıramaz, suça tahrik ve teşvik edici konuşamaz.

Ana muhalefet liderine 'o zat' diyemez, dememeli…

Bu tavra tepki koymamak, susmak, bu ülkeye kötülüktür, ihanettir...

“Halkın Cumhurbaşkanı” da halkına ve vatanına ihanet edemez!

Anlayana tabi ki!


Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.