Reyhanlı 'İhbar' ediyor

Aşağıda okuyacaklarınız, OdaTV sitesinden alınma. Onlar da  sosyal medyaya yüklenen bir videodan almışlar.

Reyhanlı sakini bir vatandaş, isimler ve adresler vererek anlatıyor:

“Bir gün önce belediyenin önünde bir araba duruyor. Kadınlar şüpheleniyor. Üst kattaki mülk sahibi Fikret Koyuncu aşağı iniyor. Polise telefon açıyorlar ve polisler arabanın yanına geliyor. Hiçbir beyanat vermeden, o araba oradan çekilmeden, iş ikinci güne bırakılıyor ve o bomba orada patlıyor.”

Daha patlamanın yol açtığı alevler sönmeden yayın yasağı getirildiği için sizler / bizler bunları duyamadık, öğrenemedik. Yayın yasağı kısa sürede kalktı ama bu arada “şipşak” açıklama geldi. Saldırganların yakalandığı söylendi. Böylece mesele kapanmış sayıldı. Medya da zaten “gelecek yıl üç sandık” tartışmasına daldı. Reyhanlı kenara bırakıldı.

Ama anlaşılan göz(lerimiz)den uzakta kaynamaya, tütmeye devam ediyor.

Reyhanlı videosunda söylenenler iddiadan öteye gitmiyor belki. Pek çok kez tanık olduğumuz üzere, bir dedikodu kulaktan kulağa gerçek gibi algılanmış da olabilir.

Önemli olan şu: Sadece Reyhanlı’da değil, Türkiye’nin her köşesinde ve hatta AKP cephesinde yüreklerde  bir kuşku var. Olayın kapatıldığı düşünülüyor. Açıklamanın aceleye getirildiğini düşünüyorlar. “1 Numara” denilen şüpheli hakkında ailesinin, yakınlarının söyledikleri de kuşkuları arttırıyor.

11 EYLÜL’Ü HATIRLATAN 11 MAYIS


Lütfen odaTV’de yayınlanan videoyu izleyin. Elbette sizlerin izlemesi önemli ama yetmez! Güvenlik ve istihbarat yetkililerinin izlemesi gerekiyor. İzlemesi, Reyhanlı’ya gidip iddiaların sahibini bulmaları, onun verdiği isimlerle konuşmaları, söylenenlerin izini sürmeleri gerekiyor.

Diyelim ki, patlamaların ardında gerçekten de El Muhaberat ve taşeron örgüt Acilciler var. MİT adım adım peşlerindeydi de… Vatandaşlar şüpheli arabayı polise ihbar etti de.. Ne oldu? Daha doğrusu neden olması gereken “olmadı”?

Gelin de 11 Eylül saldırılarına dair komplo teorilerini hatırlamayın. CIA saldırganları biliyordu.. Her adımlarını takip etmişti.. Ama nedense FBI’a haber verilmediği ya da “bir yerlerde istihbarat akışı tıkandığı” için saldırılar önlenememişti.

Videoda izleyeceksiniz.. Reyhanlı sakini, ilçelerindeki “çifte saldırının” tarihine dikkati çekiyor. 11 Mayıs tarihinin tesadüf olmadığını söylüyor. Ona göre, bu, El Kaide’nin imzası.

Gerçek ya da komplo teorisi. Eğer söylenenler sizi ikna etmemişse.. Aylardır yaşadığınız gerçek, size “El Kaide aramızda dolaşıyor” diyorsa.. Her an bir şeyler olacak korkusuyla yaşayıp, sonra gerçekten de bir şeylerin kurbanı olduysanız.. Kendiniz iz sürmeye başlarsınız. Komplo teorileri üretirsiniz.

Ve biliyor musunuz; kimi zaman o teoriler gerçek çıkar!

REYHANLI’DAN ANKARA’YA UYARI


Gazetecilikte ilk yıllarım olağanüstü olaylara denk geldi. Örneğin Kahramanmaraş katliamı… TRT Haber Merkezi’ndeydim. Ve şuna çok net biçimde tanık olmuştum. Belki üst düzey bir iki kişinin dışında Kahramanmaraş’ta neler olduğunu bizler bile bilemiyorduk. Bilgiye ulaşamıyorduk. Kahramanmaraş’ta neler olduğunu günler günler sonra anladık. Gerçeğe (ya da gerçeğin bir bölümüne) ise çok daha sonra ulaştık.

Oysa bugün öyle mi! İktidarın sahipleri istedikleri kadar yayın yasağı getirsin.. İstedikleri kadar gerçeğin üstünü örtsün.. Sahte dosyalar hazırlayıp akılları karıştırsın..

Bazen işte böyle bir video, adına sosyal medya dediğimiz ve milyonlarca muhabiri / editörü olan mecrada yerini buluyor. Görmek ve bilmek isteyene ulaşıyor.

O videodaki vatandaş da Ankara’yı böyle uyarıyor:

“Aramıza 60-70 bin insan getirdiler, hepsi silahlı. El Kaideci, Çeçen, Pakistanlı, Suudi  yer aldılar, satın aldılar. Başbakan çıkıp bunlar benim misafirlerim dedi. Ak Partili belediyelere, Emniyet’e baskı yapıp ‘siz bunlara yardımcı olacaksınız’ denirse ve bunlar kendi vatandaşını ezerse… Buradan eşya çalıp öbür tarafa kullanılmak üzere götürüyorlar. Hudut yok, sınır yok, gelip ticaret yapıyorlar. Ama şu bilinmelidir. Cenazesi olan insanlar bir hafta sonra sokağa döküldüğünde ölen birinin kardeşini susturamazsınız. Ne BM, ne NATO, ne Amerika ne de Tayyip’in buna gücü yeter artık.”
 

FLAŞ.. FLAŞ.. FLAŞ..

GAZETECİLERDEN BAŞBAKAN’A PROTESTO


Muhalif bir gösteriyi izleyen iki haberci, hükümet yanlısı eylemcilerin saldırısına uğradı. Polis seyirci kaldı. Meslektaşları da, Başbakan’ın katıldığı bir toplantıda olayı protesto etti. Ayağa kalkıp sırtlarını döndü. Bu çarpıcı eyleme katılan 10 kadar gazetecinin sırtlarına birer kağıt yapıştırılmıştı.. O kağıtlarda şunlar yazıyordu:

"Bugün gazetecilik. Yarın sizin karınız, kız kardeşiniz, kızınız. Sessiz kalmayın!"

Başbakan, beklendiği üzere bu eyleme sert tepki gösterdi. Gazetecilerin Başbakanlık akreditasyonlarının iptali için talimat verdi.

Tam yazıyı bitirecekken fark ettim. 5N1K kuralını ihlal etmişim. Olayın nerede geçtiğini ve haberin kahramanı Başbakan’ın kim olduğunu yazmamışım. Hay Allah!

Olay Ukrayna’da geçiyor. Haberin kahramanı da Mikola Azarov.

Aslında Türkiye’den söz etmediğimi tahmin etmişsinizdir zaten. Bizde gazeteciler sırtlarını Başbakan’a dönecek!!! Hem de bunu eylem niyetine yapacak!!! 10 gazeteci de olayı akreditasyon iptali ile atılacak, işten atılmayacak!!!



GÜNÜN SORUSU


CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, İçişleri Bakanı’nın yanıtlaması için bir soru önergesi vermiş. Önergenin gerekçesi, Ankara Metrosu Kurtuluş İstasyonu’nda yapılan şu anons: “Sayın yolcularımız, lütfen ahlak kurallarına uygun hareket ediniz.”

Milletvekili Gök sorularını sıralamış: Yurttaşların ahlaka uygun davranıp davranmadıklarını kim kararlaştırıyor? Böyle anons yapılması talimatını kim vermektedir? Metro görevlilerine verilmiş bir “ahlak ölçüsü” var mıdır?

Benim de bir sorum olacak. SAHİDEN BÖYLE BİR ANONS YAPILMIŞ OLABİLİR Mİ? BU NOKTAYA ŞİMDİDEN GELDİK Mİ?

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar