banner87

Yeni siyaset arayışlarında sıra isimlendirmeye geldi.  AKP’de de, CHP’de de, MHP’de de, HDP’de de… Daha önce de yazdım. Genel Yayın Yönetmenimiz Veysi Şahin ve yazı işlerimiz ‘referandumun yıldızları’ diye bu tespitimizi sürmanşetten verdi. Sırada referandumun ‘bildik tanıdık’ isimlerinin rol paylaşımı var.  İlk olarak evet’in ‘tek sahibi’ Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşbakanı sıfatıyla FETÖ ile mücadele diyerek yeni siyasete çoktan arz-ı endam etti. Ve de AKP Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli’nin dokunulmazlığın kaldırılması yönündeki fezlekesi hemen ‘sümen altından’ çıkarıldı. Bu FETÖ ile mücadelede AKP içindeki siyasetçilere sıra geldi demektir. Sakın Şaban Dişli’nin FETÖ ile direk bağı olduğu yönünde bir yanlış kanıya kapılmayın. Hiç FETÖ’cü siyasetçi yok mu, sorusunda ‘kardeş kadrosundan’ bir simge haline gelmişti.

Asya Bank’ta parası olan… Gülen okullarında okuyan… Geçmişte Fethullah Gülen’e neredeyse selam veren herkes mercek altında iken, iktidar kanadı içinde hiç FETÖ’cü yok anlayışı haklı olarak tepki çekiyor. AKP içindeki çoban yıldızları arasında Başbakan Binali Yıldırım’ı saymış- tık. Tavrını yadırgasak da, şahsını tarihe ‘son başbakan’ olarak yazdırsa da, parlamenter sisteme karşı görevini eksiksiz yapmadığını söylesek de… Binali Yıldırım, Binali Yıldırım’dır. Kişilikleri ve becerileri farklı olsa da… Demirel’in Yıldırım Avcı’sıdır, Turgut Özal’ın Yıldırım Akbulut’udur. Erdoğan’a  ve AKP’ye ‘vefa adına’ sadece sadık kalmamış, fedakârlık da  yapmıştır. Baba oğula yapmaz. Kolay değil, sadrazam veya vezirlik dönemi dâhil, iktidar için kardeş kardeşi boğazlarken Binali Yıldırım kendisine yönelik bütün haklı eleştirilere rağmen geri durmasın bilmiştir.

Bu da erken mahalli seçimde Mehmet Müezzinoğlu, KİPTAŞ Başkanı İsmet Yıldırım ile birlikte ismini İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan aday adayları içinde en başa yazdırmıştır. Belki de üç ana bölgeye bölünmüş bir İstanbul Mahalli İdarelerin başına… Çünkü Ankara ve İstanbul AKP açı- sından tehlikededir. Tedavi edilmez yaralar açılmıştır.  Bu yaraları da belki  Binali Yıldı- rım’ın nezaretinde sarabilirler.  Ankara için de Abdullah Gül ve ekibinin önünü kesmek ve muhtemel parti içi muhalefeti bölmek için Ali Babacan ya da Cemil Çiçek düşünülebilir.  Ali Babacan da Cemil Çiçek de sadece ulusal ve uluslararası  siyasetin değil, Ankara yerel siyasetinin de önemli figürleridir. İkisi de Ankara çocuğudur… Kabinede yerini koruması garanti olan belki de tek isim Süleyman Soylu’dur.

Bir de Nurettin Canikli. O da çok özlediği Maliye Bakanlığı koltuğuna kavu- şabilir. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan önceliğini parti yönetimine verecektir. Belki de Mehmet Müezzinoğlu’nu örgüt başkanı yapacaktır. Aynı zamanda bakanlığını da devam ettirebilir. Çünkü partili cumhurbaşkanı ve AKP Genel başkanı sıfatıyla Erdoğan’ın örgüt ve kabine için ayrı ayrı iki koordinatör isme ihtiyacı vardır.

Bakanların yerini muhafazası ise öncelikle başta seçim bölgeleri olmak üzere referandum sonuçlarına ve performanslarına göre sıralanacaktır. Yeni sisteme adapte olma adına kabinede milletvekili olmayan bakanlara da yer verilecektir. Sadece İbrahim Kalın değil Hüseyin Yayman, Mehmet Uçum gibi isimler de öne çıkabilir. Bakanlık koltuğuna oturabilir. Çünkü Erdoğan bu modeli, bakan gibi danışman modelini epeydir uyguluyor.

Gelelim CHP’ye… CHP ezber bozmaya devam ediyor. Bizce Deniz Baykal yeni dönem ile ilgili bir talep açtı. Bu talep sadece CHP’yi ilgilendirmiyor. Asıl Erdoğan karşıtlarını ilgilendiriyor. Karar almaya zorluyor. Mesela Abdullah Gül’e, ‘ya şimdi konuş, ya meşgul etme hep sus’ diyor. Her ne kadar Muharrem İnce bu konuyu kişiselleştirse de Deniz Bey’in, Abdullah Gül’e oynayalım mesajı vermediğini, tam tersi Erdoğan karşıtı siyasete ‘gelin CHP’de yerinizi alın’ mesajı verdiği çok açık. Bu durum CHP Genel Başkan adaylığı ile tarif edilemez.  Deniz Baykal bunu yaparken bir yandan da CHP Genel Başkanı Kemal Kılıç- daroğlu’nu ‘aşmadan’ cumhurbaşkanı adaylığını ilan etmeye zorluyor. Peki, Baykal Genel Başkan adayı olur mu? Dedim ya, Deniz Baykal Erdoğan karşıtlarına ve de 80 milyona başkanlık mücadelesi için kolları sıvayın diye  bir talep açtı.  Kurultay için ise işin sırrı 650 kurultay delegesinde.  Ama sakın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve Deniz Baykal’ın kavga etmesini kimse beklemesin.  Çok yanılırlar. CHP’nin çoban yıldızlarına yarın devam edeceğiz.  Kılıçdaroğlu’nun Salı günkü grup toplantısında sert çıktığı ve ihraç mesajı verdiği ismi hiç kimse speküle etmesin. O isim Deniz Bey değil. Anlamadınız mı, Fikri Sağlar…

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.