banner87
Türkiye, ehliyetsiz siyasiler nedeniyle hak etmediği bir konuma düştü…

Terör ve ekonomide baş aşağı gidiş sürüyor…

7 Haziran seçimlerinden sonra Türkiye’de bir koalisyon hükümeti kurulsaydı; terör bu derece artmazdı.

Rusya başta olmak üzere ABD ve AB ülkeleri, Türkiye’nin üzerine bu kadar gelip, oyunlar oynayamazdı.

Türkiye 2,5 milyon mülteciyle baş başa kalmazdı…

Dünya devleti iddiasındaki Türkiye Kasım ayında Antalya’da yapılacak G-20 zirvesine de sağlam bir hükümetle gidiyor olacaktı…

Ama gelin görün ki Türkiye belki de bu zirveye, kurulamamış bir hükümet tartışmalarının gölgesinde gidecek.

“Neden böyle oldu?” sorusuna cevap bulamayanların, “Belki sonuç değişir”i görmek inadına Türkiye’yi ikinci defa seçime götürenlerin bu durumu çok iyi düşünüp analiz etmeleri lazım…
Zira 1 Kasım seçimlerinin artık herkesçe kabul edilen sonucu da yine bugünküne benzer bir meclis tablosu ve buna bağlı aritmetik hesaplardır.

Artık ayrışıp ortadan ikiye bölündüğü aşikâr olan AKP’deki tarafların, asıl oyun öncesi ellerindeki kozların gücünü görmek adına yaptıkları hamleleri de bu doğrultuda iyi okumak gerekir…

Hüsranla sonuçlanan ABD ziyareti gösterdi ki Davutoğlu kendine bir ekip kurarak bağımsız hareket etmeye kalktı. Bunun için de temeli Dışişleri Bakanlığı dönemine dayanan bazı bürokratlar, uluslararası kuruluşlar ve yabancı ülkelerle işbirliği yaptı. Onlardan geleceğini düşündüğü güce fazla güvenince de siyasetteki acemiliği ortaya çıktı.

Güvendiği isimler arasında eski ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Davutoğlu’nun en samimi olduğu yabancı bakandı. İkilinin samimiyet algısı yaratma amaçlı ‘çak-çak’ fotoğrafları bile servis edilmişti medyaya. Ama Hillary Clinton geçtiğimiz günlerde Davutoğlu için ‘En dayanamadığı, tahammül edemediği kişi’ değerlendirmesi yapınca diplomatik çevrelerde Davutoğlu’nu mizah konusu oluverdi.

Davutoğlu bunun üstüne bir de ABD Başkanı Obama ile görüşemeden geri dönünce; aylardır Obama’dan randevu bekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekibi yeniden hareketlendi.

Son saldırı olayında da Cumhurbaşkanı Erdoğan ince bir manevrayla Davutoğlu’nu kamuoyu tepkileri karşısında tek başına bıraktı. Erdoğan’a yakınlığı ile bilinen Taner Yıldız “ses bombası” diyerek kanlı saldırıyı manipüle etmeye çalıştı. Gazetecilere el altından “saldırıda zaafiyet olduğu”nu yorumlayan AKP’liler oldu.

Çünkü AKP’nin tek başına iktidar olamayacağı artık AKP’liler tarafından bile kabul edilen bir gerçek. Bu da şimdilik koalisyonun büyük ortağı varsayılan AKP’de her hâlükârda önemli değişiklikler yaşanacağının göstergesi.

Söylenen o ki Davutoğlu, Erdoğan nezdinde kredisini tüketmiş durumda. Başbakanlık şansını kaybetti. İkili arasında karşılıklı uzatmalar oynanıyor.

Davutoğlu’nun en yakın çalıştığı kişiler olarak değerlendirilen MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile Dışişleri Bakanı Feridun Sinirlioğlu’nun seçim sonrası görevlerinde olamayacakları, Erdoğan’a yakın isimler ve kalemler tarafından sıklıkla ifade edilir oldu.

Merkel kime geliyor?

Davutoğlu’nun son ABD ziyareti ile ilgili de çok şeyler anlatılıyor Ankara’da... First Lady Emine Erdoğan’ın Brüksel’de mağaza kapatmasına karşılık, Davutoğlu kafilesinin de ABD’deki outletleri boşalttığı anlatılıyor “cık cık” sesleri eşliğinde…

Erdoğan Obama randevu vermediği için gidemediği ABD’deki BM Zirvesi’nde, Davutoğlu ve ekibi tarafından kendine kumpas kurulmaya çalışıldığı fikrinden vazgeçmiş değil. Davutoğlu Obama’dan randevu alamayınca derin bir oh çeken Erdoğan seçim öncesi Obama ile görüşüp “kontrol bende” demeye çalışıyor. Bunun için 1 Kasım öncesi yüz yüze olamayacağı belli olan Obama ile telefonla bile olsa görüşmeye razı.

Nitekim Japonya’ya giderken uçağına aldığı gazetecilere bu ihtimali beklediğini açıkça ifade etti.

ABD’den umduğunu bulamayan Davutoğlu ise Ali Babacan ve Mehmet Şimşek üzerinden AB liderlerinin desteğini arıyor. Kendi arzusu ile gelen, Alman Şansölyesi Merkel’in Pazartesi günü başlayacak ziyareti bu açıdan da önem taşıyor. Merkel, mülteci ve Suriye sorunu için geliyor gibi görünse de onun gizli ajandasında da “Türkiye’nin 1 Kasım seçimlerini yapıp yapamayacağını görmek” var.

Türkiye 1 Kasım seçimlerine girebilecek mi?

Avrupalılar bu soruyu soruyor. AB ülkeleri “Türkiye bu seçimleri erteleyecek mi yoksa hakkıyla yapıp altından kalkabilecek mi?”yi sorguluyor.

Çünkü AB’nin göçmen sorununa yaklaşımı ve çözüm biçimi de 1 Kasım’daki seçimin sonuçlarına göre şekillenecek. Avrupa, göçmen kamburundan kurtulmak istiyor. AB ülkelerinin sırtından bu yükü alabilecek tek ülke ise Türkiye.

Avrupalılar da 1 Kasım’dan sonra Davutoğlu’nun koltuğunu koruyamama ihtimali bulunduğunu görüyor. Davutoğlu’nun yerine “Binali Yıldırım’ın Başbakan olması büyük olasılık” diye seslendiriliyor.

Erdoğan’ı ve Türkiye’yi AB’de görmek istemediğini ve bunu Erdoğan’ın da iyi bildiğini söyleyen Angela Merkel’in ziyareti her açıdan önemli…

Satır aralarını ve dip notları iyi okumak gerek, roman orada…

Gerisi hikâye…
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.