Erdoğan karşıtları, Türkiye ile Rusya arasında yaşananlardan, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Putin arasındaki, çekişmeye ve anlaşmazlığa bağlıyor. Elbette, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Putin arasındaki anlaşmazlığın karakterlerinden doğan  "kişisel boyutları" var.  Birbirine çok benzeyen Erdoğan ve Putin  önce, "kişisel dostluk" kurdu.  Aralarından su sızmadı.

Bu gerçek. Ama tek gerçek bu değil. Türkiye ile Rusya arasındaki zaman zaman düşmanlığa varan "hasımlık"ı Erdoğan ve Putin ile sınırlayabilir miyiz?  Elbette ki hayır. Rus ve Türk tarihi onlarca "düşmanlık" hikâyeleri ile doludur. Stalin daha dün denilecek bir tarihte, Ardahan, Artvin ve Kars'ı istediği için Türkiye NATO kapısında üyelik beklemedi mi?

Gelelim günümüze. Peki, Türkiye, "Senin Suriye'de ne işin var." diye niye sormuyor.

Ya da, “Sen ilgili olmadığın bir toprakta dolaşırken Türk topraklarına giren saldırgan uçağının düşürülmesi ve ölen bir pilotun kavgasını yapıyorsun da, peki bizim Suriye tarafından düşürüldüğü açıklanan uçağımız ve şehit olan iki pilotumuzun hesabını kim verecek." diye niye sormaz?
Amacım Türk-Rus düşmanlığının altını çizmek değil.

Sadece uluslararasındaki ilişkilerin dönemsel  değil, tarihsel ve stratejik açıdan da ele alınmasıdır.

İki konunun altını çizmekte fayda var. Türkiye'de iktidar, "ılımlı İslam" söylemleri arasında iktidara geldi. En azından dünya bunu böyle kabullendi.

Geçen zamanda sadece iktidar ve Erdoğan yıpranmadı. Siyasal İslam söyleminin havası da sona erdi.

İktidar açısından en kötüsü de Türkiye'de siyasal İslam söylemi sona erdi. İtibarı da, inandırıcılığı da...

Hatta Siyasal İslam'ı alternatif gören milyonlarca muhafazakâr, Atatürk ve Laiklik'i yeniden keşfetti. Hem de hayran olurcasına...

PKK terörü de Türklük tanımını adeta yeniden yaratıyor. Şu anda çok net değil, daha sonra belirginleşecek. PKK terörü Türk tanımını kültürel, coğrafi  bir birlik olmaya eviriyor. Arap, Gürcü, Çerkez gibi tanımlarla kendisini bu ırka ait hissedenler PKK terörü ile Türk tanımı ile adeta bütünleşti. Hatta milyonlarca Kürt vatandaşımız kendisini Türk üst kimliği ile tarif ediyor. Kürt kimliğini reddetmeden, kültürünü, ırki değerlerini kaybetmeden de Türk tanımından rahatsız olmuyor.
Tıpkı Arap ve Gürcüler gibi.

Bunları önümüzdeki günlerde daha geniş ve detaylı işleyeceğiz. CHP'nin ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun yapması gereken de Türk tanımından rahatsız olmadan, Güneydoğu ve Doğu Anadolu politikasını yeniden tarif ve tanzim etmesidir. Orta Asya ve Alparslan'dan beri süregelen bu kardeşliği ve birlikteliği Türk-Kürt tanımını yaparken de komplekssiz olmasıdır. Bu konuda da çok başarılı diyebiliriz. Ancak, söylemlerini geniş kitlelere anlatması şart. Tabii ki bu kadroyla ve MYK ile değil.

Putin için Türk tanımı önemlidir. Rusya hala kendisini Türk Cumhuriyetlerini düzenlemekle sorumlu ve yetkili görüyor. Bu normaldir. Türkiye’nin  Şangay beşlisine girmesini istedi. Hatta Nur Sultan Nazarbayev’e davet mektubu yazdırdı . Ali Babacan döneminde yazılan mektup halen Dışişleri arşivinde.

Kendisi de Erdoğan'a Türkiye'nin tüm borçlarını doğalgaz ve petrol karşılığı kapatma önerisinde bulundu.

Sonuç?


Türkiye doğru bir karar verdi. Özal olmaya oynayan Nazarbayev'in önerisini görmezden geldi. Rus Jeopolitiği yazarı Brenziski'nin Putin'e verdiği 'Türkiye bizim için partner değil, tarihi rakiptir" raporunu da hesaba katarak 'stratejik ortaklıktan" kaçındı.

Doğru da yaptı...

Aksi halde İslam Devletleri yöneticileri ile adeta kanlı bıçaklı olan İslami yönünün yanı sıra Türkiye, bir de Türklük konumunu da tartışmaya  açtıracaktı. Allah korusun.

Türkiye, yönünü Batıya dönmeyen bir Rusya ile stratejik işbirliği yapamaz.

Rusya da Türkiye kendisi ile stratejik ilişki kurmazsa dost olmaz. Sıcak denizlere inme hikâyesi.
Türkiye ve Rusya'nın ortak sorunu yıprandığını kabul etmeyen, dediğim dedik iktidarlardır. Daha doğrusu Cumhurbaşkanı ve Erdoğan ile Putin'in kendisidir. Türkiye kadar Rusya da yönetimsel sorunlar yaşıyor. Petrol ve doğalgaz gelirleri sürekli düşen Rusya'da ekonomik sıkıntılar nüfusunu en büyük zaafı haline getirmektedir. Rusya Türkiye üzerinden Batı ile ittifakları denemekten vazgeçmelidir. Bir an önce diyaloğa açık hale gelmelidir. Burada da İran Türkiye adına çok olumlu rol oynayabilir. Suriye ile de er geç iyi ilişkiler kuracaktır. İnşallah da öyle olur.
 
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.