banner87

Biz çocukken ‘ne olacaksın?’ sorusuna çoğumuz doktor, öğretmen gibi klasik cevapların yanına bir de göğsümüzü gererek ‘milletvekili olacağım’ cümlesini de eklerdik.

Heyecan içinde, ideallerimizin peşindeydik. Yol arkadaşları ile yürüdük.

Doğru ya da yanlış, eksik ya da fazla ölümüne yürüdük.

Sosyalisti de, ülkücüsü de ‘yol arkadaşı’ ya da ‘yoldaşı’ için her sıkıntıya katlanırdı.

Şahsen hiç ‘iş adamı, zengin olacağım’ diyene rastlamadım dersem yanlış olmaz.

Türkiye çocuğuna ticareti yasaklayan merhum İnönü’leri, Menderesleri gördü.

Aradan yıllar, yıllar  geçti. 27 Mayıs, 12 Eylül, 70 muhtırası, 28 Şubat ardından 15 Temmuz FETÖ darbesi derken bir dizi kanlı ihtilal ve muhtıralarla kantarın topuzu kaçtı.

Devlet yüzde 51 büyük ortaklı Yönetim Kurulu Başkanlığı mantığı ile yönetilmeye başlandı. Çünkü siyaset için büyük mali kaynak gerekiyordu.

Para statünün, bilginin ve emeğin çoktan önüne geçmişti.  Ve çocuklar delege, ilçe, il başkanlığını hatta milletvekilliğini adeta ‘angarya’ görerek, ulaşacakları bir hedef olmaktan çıkardı. 

Ne olmak istiyorsun oğlum-kızım, sorusuna ‘CEO’ cevabı almaya başladık.

Yani profesyonel holding ve şirket yöneticisi. Hukukçu olacağım.

Ama hâkim veya savcı değil.

Niye?

Kasaba kasaba gezemem.

Deniz hukuku veya tahkim avukatının geliri çok iyi. İki büyük şirketin işini alırım, yatarım.

Bunları eleştirmek için söylemiyorum.

Dava arkadaşlığından, masa arkadaşlığını macerasını kısaca anlatmaya çalışıyorum.

Eskiden dava arkadaşları vardı, şimdi bir masa etrafında toplanan yetkili ve etkililerin masa arkadaşlığı var.

Masadan kalkmayacaksın, kalktın ise yandın.

O zaman masadan kalkmamak için sürekli taviz..

Şu ABD’ye baksana. Bir iş adamı yönetiyor ABD’yi. Ne olacak demeyin. Tabii ki iş adamları çok etkin olacak. Direk değil. Nitekim Trump üç ayda  bakan düzeyinde iki kayıp verdi. Umrunda mı? Önce Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn istifa etti. Robert Harward kabul etmedi. Herbert Raymond McMaster atandı. Ve İletişim Direktörü Mike Dubke de ayrıldı.  ‘Crossroads Media’ kuruluşun kurucusu olan adlı Deneyimli bir Cumhuriyetci startejist olan Dubke, Beyaz Saray’ın medya stratejisini yenileştirmek için Trump tarafından göreve atanmış 18 Mayıs’ta istifasını sunmuştu.

ABD iş adamı mantığındaki başkanlara alışık. Ama iş adamı başkanlara pek alışık değil. Yönetim-denetimhukuk- insan hakları  dengesi muntazam. Bu sebeple Trump’a sürekli soruşturma var. Seçimde Rusya desteği ve rüşvet iddiaları var. Dünya’da uyguladığı ‘vahşi kapitalizm ve hukuk dışı uygulamaların’ aksine iç kamuoyuna demokrasi olabildiği kadar üst seviyede. Kı- saca ABD’de arayış sürüyor. Ya Trump ABD sistemine uyacak, ya da azledilecek.

Türkiye’de özellikle 16 Nisan’dan sonra sistem arayışlarını hızlandırdı. Ama bir farkla, ‘önce bozarak, yerine yenisini ve iyisini  koymadan’ Göç’ü yolda dizmeye çalışarak. 

Atatürk ve din iki ayrı konudur

Türkiye gerek komşuları ile yaşadığı sorunlar, gerekse AB ile yaşadığı sorunlar yüzünden epey sıkıntılı günler yaşıyor. Maalesef daha da sertleşecek görünü- yor. NATO  üyesi beş ülke önümüzdeki yıl Türkiye’de yapılması kararlaştırılan toplantının Brüksel’e alınması teklifini verdi.  Muhtemelen önümüzdeki hafta oylanacak. Türkiye ekonomik olarak da zor günlere gebe. ABD’ye 8 milyar dolar tutarında tahvil satışı, tekrar tefecinin eline düşme tehlikesini gündeme getirdi. Oyun sertleşiyor. Erdoğan sertleştiriyor. Malum ekonomi sorunları artarken, siyasi kutuplaşmayı artırmak bir siyasi yöntemdir. Ama 2017 yılında bu çok riskli, bir yöntem. Açılımcı Erdoğan yerini AKP Genel Merkezine ve TBMM Grup toplantısına cumhurbaşkanlığı forsu açtıracak kadar sertleşen bir siyasetçiye bıraktı. Muhafazakâr Demokrat gitti, 1970’lerin MC’sini anımsatan milliyetçi-muhafazakâr ittifak geldi. 

Ama diğer yandan da Türkiye fotoğrafını en iyi okuyan, sıkıntıları bilen bir isim de Erdoğan. Bu çelişki değil, sadece bitmez tükenmez hırs, siyasi hırs. O kadar.

Yoksa ‘metal yorgunu’ olarak kabullendiği partisinin de kendisinin de çok yıprandığının farkında. O kadar ki, eski ile dönüşüm türkülerini söylüyor. Kim ne derse FETÖ Erdoğan ve AKP için büyük travmadır. Cemaat diye kutsandığı günlerde damat, gelin olarak eve girdi. Belediye Başkanı, Milletvekili olarak siyasete girdi. Ev ve parti ayrıştı. Bunun için FETÖ her yerde var algısını yaratmak için CHP’yi işin içine çekmeye çalışıyor. Türkiye’ye bir büyük sorun olarak mal etmeye de. 

Kemal Kılıçdaroğlu her şeyin CHP’nin lehine gitti- ğinin farkında. 16 Nisan ile AKP’ye iktidar için yüzde 40’ın yetmediğini de. AKP de CHP de yanına bir kurumsal yapı almak zorunda. Yüzde 15 hatta 20 kapasiteli bir yapı. Bu da HDP, DP ve SP içindeki AKP karşıtı tabandır. Kılıçdaroğlu TBMM Grup Toplantı- sında çok güzel bir konuşma yaptı. Müslüman ülkelerin okuma yazma oranının yüzde 37 gibi düşük bir oranda olmasından tutun da, ancak yüzde 5 ihracatla ancak yüzde 1,5 gibi  katma değer oluşturmasına kadar çok mükemmel bir konuşmaydı. Ama keşke konuşmasını Atatürk ile tamamlarken, sanki İslam dini ile Atatürk karşılaştırması yapıyor konumu çağrıştırmasaydı. Niyeti asla bu değil. Ama malum algı meselesi. Siyaset algıdır. Bunu hiç unutmamak gerekmiyor mu? Lütfen dinin karşısına Atatürk’ü koyuyorlar kara propagandasına karşı uyanık olalım.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.