banner87

Yüzde 49 hayır öncelikle şiddete ve bölücülüğe yol vermeyen, AB normlarına ve  parlamenter sisteme dayalı  demokratik cumhuriyetçi cephe altında  büyük bir siyasal mücadele istiyor.

Mevcut hukuk sistemine de maalesef güvenmiyor.

İçinde MHP’lisi de, HDP’lisi de, Demokrat Partilisi de, Saadet Partilisi de vardır.

Ana gövdesini de  CHP ve tüm seçmeni oluşturmaktadır.

Bu yüzden CHP’de yaşananlar bu bloku ilgilendirmektedir.

Bunun açık adı da Cumhuriyetçi Demokrat Blok’tur.

CHP keşke Sine-i Millete dönmekle, Sine-i Millet’i tartışmayı karıştırmasaydı.

Kamuoyuna Erdoğan’ın karşısına nasıl bir adaydan önce referandum sonuçlarını tartıştırsaydı. 

16 Nisan ve sonrası bir hukuk mücadelesinden önce siyasi bir mücadele gerektirir.

İşe yüzde 52’yiz diye başlanmalıydı.

Geç de kalınmış sayılmaz.

CHP ilçe ve İl kongreleri rejimin bilim adamları tarafından tartışıldığı birer cumhuriyet kongrelerine her an dönüşebilir.

Sorunun başkanlık adaylığı ile sınırlandırılması yarışı peşin kaybetmek demektir.

CHP tam tersi öncelikle  cumhuriyet varlığının elden gidip gitmediği, kitleler önünde sürekli tartışmaya açılmalı.

Şimdi oyun kurma zamanıdır. Hukuk kadar, siyaset kurgusu zamanıdır.

Unutmayın, bu noktadan ‘eskiye dönüş’ mutlaka yaşanacak.

Parlamenter rejim yıllar sonra da olsa geri gelecektir. AKP ve Erdoğan kendi bildiği yolda yürüyor.

Tarih önünde iyi ya da kötü hesaplarını verecekler.

Ama daha önce karşıtı olduklarını söyleyenler içinde ‘gerekli mücadeleyi vermeyenler’ hızara gidecek.

Ne diye mi?

Bu siyaseti niye tanıdınız?

İşi sadece aday yarışı halinde sundunuz.

Niye tek torba kanunla geçmişte çıkarılan yasaları yok hükmünde sayacağız demediniz.

Bu referanduma niye hemen  legalleştirdiniz.

Cumhuriyet elden gidiyor mu? Bu en az on yıllık plandır. Parlamenter sistem hedeftedir.

Ancak, bu plan geri dönecektir. Umudunuzu yitirmeyin! CHP seçmeninin ana gövdesini oluşturduğu Demokratik Cumhuriyetçi Cephe üç ayaklıdır. Saadet Partisinin temsil ettiği Milli Görüş bu planı en iyi kavrayandır.

Temel Karamollaoğlu ve arkadaşları biliyor ki, İslam fikri her geçen gün yara almaktadır.

Gibilerin iktidarı, önüne gelen her değeri tüketmektedir.

Abdullah Gül, Bülent Arınç hatta Ahmet Davutoğlu ile  arkadaşları sadece Saadet Partisi çatısı altında ‘hain damgası’ yemezler.

Bu sınavdan Fatih Erbakan da ‘sorun çıkarmayarak’ alnının akıyla çıkmıştır. Dünün İslamcıları Laiklik ve Atatürk İlkelerini yeni keşfetmektedir.

Bu cephenin ikinci ayağı da kavga istemeyen laik ve yüzünü batıya dönen AB yanlısı HDP seçmenidir. Çok ilginçtir bu noktada MHP seçmeni ile buluşmaktadır. 

Devlet Bahçeli, ‘devletin bekası’ tabirini çok kullanıyor.

Sanırım bunun altında  Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uluslararası mahkemede yargılanmasını önleme çabası yatıyor. Bu mümkün mü? Sanmam.

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanını hiçbir kuvvet bu sebeple uluslararası bir mahkemede yargılayamaz.

Ama AKP bu kartı, Bahçeli’ye karşı iyi oynadı. O da zamanla fark edecektir.

Bu kargaşadan Meral Akşener Lider adayı olarak çıktı.

Meral Hanım parti kurma yerine her an yeryüzüne inmeye hazır bir sağanak gibi MHP’nin başında durmalıdır.

Bir anlamda ‘sanal bir parti’ kurmalı. MHP’nin ve Bahçeli’nin üstünde Demokles’in Kılıcı gibi durmalıdır. 

CHP bu kurultay çalışmalarını ister istemez hızlandıracaktır. Kemal Kılıçdaroğlu bu noktada en fazla katkıyı Deniz Baykal’dan görecektir.

Mevcut MYK Selin Sayek Böke’nin istifasıyla işlevini tamamlamıştır.

Peki, Kemal Bey yeni kurguyu kiminle kuracak?

Kızmasınlar da Veli Ağbaba ile mi, Tekin Bingöl ile mi, Haluk Koç ile mi?

Yoksa ÖDP’ye geçmesinden söz edilen Zeynep Altıok Akat ile mi?

Ya da 18-19  fireli bu PM’den cevval bir MYK çıkar mı? Çıkar diyenler varsa onlara diyecek bir sözüm yok.

Mutlaka hepsi kıymetli arkadaşlardır.

Ama PM ile Kılıçdaroğlu arasında her şeyden önce bir iletişim hatta güven sorunu var.

Yok mu?

CHP rejime karşı görevlerini unutmadan, ekonomik ve rejim sorununun üstüne basarak, referandum sonuçlarını hemen  siyasallaştırmalıdır.

Peki, Erdoğan ne yapmalıdır?

Şimdilik şunu söyleyeyim.

İnönü, demokrat partinin 1946 seçimlerinde haksızlığa uğradığını kabul edilince uluslararası platformda demokrat kimliğini pekiştirdi.

Erdoğan hiç kaybetmiyor. AKP de bununla övünüyor.

Unutmayın hangi iktidarlar kaybetmez?

Demokratlar sadece seçim kaybeder.

Uzun süreli kaybetmeyenler de giderken, getirdikleri anti demokratik  kuralların tamamını beraberinde bir siyasi tufanla alıp götürür.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Kaan karacaalp 2017-05-10 09:21:14

Ekmek için Ekmelettın i bze zorla c.baskanı adayı dıye sunan- yuce Atatürk ün ailesıne soven yayın organlarına yıllarca destek vermişbir adamı hemde- bir kafa var Ycehape nin başında.