Referandum seçim getirecek mi? Bence evet. Hayır da, Evet de AKP tarafından erken seçimi gündeme getirecektir. En çok da "evet" sonucu seçim ihtimalini hızlandıracaktır.

Çünkü yüzde 50 bandındaki kıl payı "evet" de, "hayır" da Türkiye'nin düğümlenmiş sorunlarını çözmeye yetmeyecektir. Yetki ve yetkinlik tartışması devam edeceğinden, halk iradesine başvurmak kaçınılmaz hale gelecektir. Hayır sonucu erken genel seçimi daha da öne çekecektir.

Sakın atlamayın. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan sahaya indi ama beklenen siyasi tusunami etkisini yaratmadı.

Ve Erdoğan bir yandan, "hayır" mesajına saygı gösterip kabulleneceğini belirtirken, diğer yandan da bu referandumu bir güven oylaması olarak baz aldığını açık açık ifade ediyor.

Bu da seçimi işaret ediyor. Daha doğrusu Erdoğan AKP’li siyasetçileri seçimle korkutuyor. Siyasi tasfiyeyle korkutuyor. Hatta yargılama, tutuklama korkusu da salıyor.

CHP en rahat ve ne istediğini bilen bir parti konumunda. Yapabileceğinin azamisini yapıyor, anlatıyor, kararı halka bırakıyor. Evet de hayır da bizimdir diyor. Seçimi ağzına almıyor. Güven oylamasını da. AKP kurmayları ve Erdoğan gibi siyasetçiyi, siyaseti sandıkla korkutmaya çalışmıyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da çok sevecen ve kucaklayıcı bir tavır sergiliyor. Tarzı 1991 seçimlerinde merhum Süleyman Demirel'in "ödünç oy" çağrısını hatırlatıyor. Başarılı da.. Kılıçdaroğlu hayır çıksa bile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve başbakan Binali Yıldırım Hükümetinin parlamenter Rejim Sisteminin güçlendirilerek devamından yana olduğunu açık açık ortaya koyuyor. Bu noktada tavrı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin referandum sonrası parlamenter sistemin devamı noktasında örtüşüyor..

CHP ve Lideri Kılıçdaroğlu'nun bu başarılı politikası en çok Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'yi rahatsız ediyor. Başbakan Binali Yıldırım da kerhen bu koroya bazen solo yapıyor.

AKP ve MHP sahada yok

Rahatsızlığı ana kaynağı CHP kurmaylarının başta bir önceki genel başkan Deniz Baykal olmak üzere Gürsel Tekin, Akif Hamzaçebi, İlhan Kesici, Muharrem İnce, Haluk Pekşen, Enis Berberoğlu gibi kurmayların sahaya inmesi. Sahada dolaşan, halkın içinde dolaşan AKP bakanı, kurmayı yok denecek kadar az. İç İşleri Bakanı Süleyman Soylu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu gibi istisnalar hariç. Hep mizansen geziler. Mizansen çalışmalar. Bir de taşımanın ötesinde kadrolu miting izleyicilerinden oluşan kalabalıklar.

MHP de ise tepkilerin çok yoğun olmasına rağmen Mevlüt Karakaya gibi isimler nokta atışlarla sahada…

Bu manzara Başbakan Binali Yıldırım tarafından da tespit edilmiş olacak ki Kemal Kılıçdaroğlu'na sahada dolaşan CHP kurmaylarının gayretlerini genel başkanlık yarışı olarak sunmaya çalıştı.

Bu hem doğru değil, hem de haksız bir tespit. CHP kurultayını 80 milyon yapmayacak ki, birkaç bin CHP delegesi yapacak.

Bu haksız tavıra en güzel ve şık cevap Gürsel Tekin'den geldi.

Siyaset işsizi dediği Ahmet Davutoğlu örneğini göstererek Kılıçdaroğlu'nu, "siyaset çakallarına yem etmeye niyetleri olmadığını" belirtti. CHP de Genel Başkanlığın atamayla olmadığını ifade etti. Bu gezilerindeki amaçlarını da parlamenter sistem ve başbakanlık makamını korumak olduğunu söyleyerek dolayısıyla da Yıldırım için dolaştıklarını belirterek taşı gediğine koydu.

Binali Yıldırım,  yedek değildi

Tekin haklı. Ben bu sütunlardan hep Binali Yıldırım'ın başarılı bir bakanlık dönemi geçirdiğini, başbakanlık makamını doldurabileceğini söyledim. Zaten AKP içinde yapılan teşkilat yoklamalarında da Davutoğlu'nun çok önünde çıkmıştı. Yani Yıldırım sanıldığı gibi Davutoğlu'nun yedeği değildir. AKP Teşkilatının ilk sırada başbakan olarak görmek istediği isimdir. Ama bu referandum çalışmalarında çok mütevazı davranarak, bu yanlış algıların oluşmasını kendi diliyle perçinliyor. Tamam, vefa doğru da bir siyasetçi kendisini bu kadar daha dışına atar mı? Üstelik ortada daha sonra değineceğimiz iç sorunlar ve Davutoğlu örneği varken. Şu kadarını söyleyeyim. Evet ya da hayır çıksın sonuç değişmez. AKP içinde Yıldırım'ı tartışmaya açmaya çalışan yeminli çerçevesinde bir grup var. Hiç de vazgeçmeye niyetli değil.

Neyse, bu Sayın Yıldırım'ın kendi bileceği konu. Ama bir sorun var ki değinmeden geçmeyeceğim. AKP Diyarbakır İl Teşkilatı adına asılan Said-i Nursi pankartı. Yalanlama ile olmaz. Failleri mutlaka bulunmalı. Bulunmazsa fatura AKP'ye çıkar. İkincisi de 2 milyon Türkmen'in yaşadığı Irak'ın Kuzeyinde Türkçe'nin resmi dil olarak kabul edilmemesi.

Ne oldu Sayın Bahçeli?

İsrail'in ezanı hoparlörle okunmasına yasak koymasına karşı sustunuz. Kürt Bayrağının göklerimizde dalgalanmasını bir iki demeçle geçiştirdiniz. Peki, buna ne diyorsunuz. Yutacak mısınız? Yoksa gargara mı yapacaksınız.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.