Anayasa değişiklik teklifinin ikinci turuna çeyrek kala ‘hesaplar’ devam ediyor. Bu değişiklik önerileri kimine göre ‘sistem’ kimine göre de ‘rejim’ değişikliğidir.


Bize göre de parlamenter sistemi adeta sonlandıracak, ‘tek adam’ yönetimidir.


Adı ister ‘başkanlık’ ister –ne demekse- Türk usulü cumhurbaşkanlığı sistemi olsun, tek adam yönetim şeklidir bu. Hiç kimse de bunu Osmanlı, hele hele Selçuklu ile bağdaştırmasın. Türk töresinde kamutay, kurultay ve sedaret makamları ile bakanlık ve başbakanlık sistemi vardır. Türkiye cumhuriyetten çoook önce de parlamenter sisteme geçmiş bir ülkedir.


Karşı olduğumuz öncelikle Tayyip Erdoğan değil, tek adam rejimidir.


Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da yönetim şeklini benimsemeyen bir insanım. Ama bu ikinci plandadır. Bu sistemi savunanlar ‘neden Abdullah Gül döneminde gündeme gelmedi?’ sorusunun cevabının yanı sıra, çok sevdikleri ABD’nin de kendi başkanlık sistemini sorgulamasına daha fazla kulak tıkayamaz, gözünü kapatamaz.


Daha önce de söyledim. ABD de sistemini sorguluyor.

Federasyon mu, konfederasyon mu diye tartışıyor. Türkiye de anayasa değişikliği konusunda kesin kararını yakında verecek. Kim ne derse desin ‘bazı maddeler sınırda geçecek’ diyen Devlet Bahçeli’nin MHP’sinin kafası hala çok karışık. En azından partili cumhurbaşkanlığı başta olmak üzere bazı maddeler 330’u çok zor geçebilir, hatta geçemeyebilir.


MHP tabanı büyük ölçüde partili cumhurbaşkanına karşı. Bahçeli son söyleyeceğini başta söyleyen bir isim, ‘tek oyum evet’ cümlesi de çok önemli. Bu, son anda TBMM’den sürpriz çıkabileceği anlamını taşımıyor mu?


Bunu yakında göreceğiz. Ama kesin olan MHP tabanı bu anayasa değişikliğine karşı durmada HDP tabanından daha sert. Bu değişikliğin gerçekleşmesi halinde Gürcan Dağdaş’ın deyimi ile Bozkurt’ların ölümünü yaşamaktan korkuyorlar. Bu değişiklilik teklifi geçerse, federasyonu da içeren ‘sil baştan’ yeni bir anayasa gelir endişesi büyük.


HDP tabanı ile AKP tabanının referandum sonrası Türk-Arap-Kürt Federasyonu hatta Konfederasyonunu
tartışması konusunda MHP tabanı adeta kabus görüyor.


Bu tartışmalar referandumun baş maddesi olacak. Yaşayıp göreceğiz.


Rakamların dili ise şunları söylüyor. Tayyip Erdoğan 10 Ağustos 2014 tarihinde 21 milyon 143 oy alarak yüzde 51.79 ile cumhurbaşkanı seçildi. Bu rakamın içinde MHP oyu yüksek. Hatta çok az da olsa Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığına kızan bir bölüm CHP seçmeni, HDP’ye hatta AKP’ye yöneldi. Büyük bir kısmı da oylamaya katılmadı.


Bunun yansıması 7 Haziran’da görüldü. Ancak 18 milyon 867 bin oy aalabilen AKP’nin oy oranı yüzde 40.87’ye düştü. Cumhurbaşkanlığı seçimi ile AKP arasındaki oy açığı iktidar partisi aleyhine 2 Milyon 200 bin seçmendi. Erdoğan’a teveccüh gösteren 2 milyon 200 bin seçmen 7 Haziran’da AKP’ye sırtını dönmüştü.


AKP 1 Kasım’da oylarını artırdı. Yüzde 49.50’ye çıktı. 23 milyon 681bin oy aldı. İlginçtir, AKP hem MHP hem de ‘hendek siyasetine’ düşen HDP’den çuvalla oy aldı. 1 Kasım’da 7 Haziran’a göre yaklaşık yüzde 9 oy artırarak 23 milyon 681 bin seçmene ulaştı.


Aradaki fark da yaklaşık 5 milyon gibi çok büyük bir rakamdı.


Referandumdaki sonuç da 18 milyon ile 23 milyon arasında gidip gelecek gibi görünüyor. Yeni ve genç seçmeni sayarsak bu oran artabilir, dengesizlik de. Sonuç da farklı olabilir. 


En azından MHP seçmeni için önümüzdeki soru şu. Bu değişiklik federasyonun yolunu açan yeni bir anayasa tartışması gündeme getirebilir mi?


Referandum meydanında Abdullah Öcalan’ın ‘cumhurbaşkanlığı sistemine selam’ mesajları okunabilir mi?

AKP adına tereddüt de şu. Referandum kabul olmazsa sıkıntı ne kadar büyük olur? Çünkü kim ne derse desin AKP de Erdoğan da 10 Ağustos 2014 ya da 1 Kasım 2015 şartlarına sahip değil. Daha kötü. İyi mi? Ekonomi de, terör de bumaltıyor. En rahatı CHP ve Kemal Kılıçdaroğlu. Net bir siyaset güdüyor. Referandum olsa bile bunu yaklaşan seçimlerin provası olarak kullanacak. Ya Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan? O da sahayı bilen tecrübeli bir siyasetçi. Çünkü referandumda cumhurbaşkanlığı sistemi değil Tayyip Erdoğan oylanacak. 2 ya da 9 Nisan’daki oylama Erdoğan’a güven oylamasıdır. Kendisi de bunun çok bilincindedir. Sürekli araştırma yaptırıyor. Bu sebeple de seçim kapısını aralık tutuyor. Kısaca her an her şey olabilir.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.