27 OCAK tarihli yazımın başlığı “Hükümetin tüm hamleleri erken seçimi işaret ediyor” idi. Birkaç gündür köşe yazarları, gazeteciler, siyasetçiler arasında dönen “Ben demiştim, tarihi ben bildim” yarışına girecek değilim, ancak verileri doğru okuyunca erken seçimin kapıda olduğunu anlamak pek de güç değildi.
“Erken seçim vatana ihanettir” diye açıklama yapanların Başbakan Binali Yıldırım’dan bile gizli erken seçim kararı almalarının çok çeşitli nedenleri var elbette...
Hükümet sözcüsü Bekir Bozdağ’ın açıklamalarından anladığımız şu:
Türkiye üzerinde çeşitli hesaplar yapılıyor, 2019 yılındaki seçime kadar belirsizlik ortadan kalksın, bu oyunlar bozulsun vs...
Yıllardır “bir oyundan” söz ediliyor, bu sadece AKP iktidarlarının sarıldığı bir söylem değil; tarihimiz bunlarla dolu.
Araplar, İngilizler, Ruslar, iç ve dış komşularımız sürekli bize düşman...
Sığınacak, savunacak başka argümanlar bulunmadığı zamanlarda üçüncü dünya ülkeleri siyasetçilerinin sarıldığı, halkların da ‘yediği’ bir argüman...
Bu tür komplo teorileri erken seçim tarihi üzerinde etkili olabilir ancak esas nedeninin iki farklı gerekçe olduğunu düşünüyorum.
Birincisi ekonomik gerekçeler...
Zaten 27 Ocak’taki yazımda da erken seçimin nedeninin ekonomi olduğunu ifade etmiştim.
Zira hükümetin aldığı tüm ekonomik kararlar, ekonomi üzerinde kalıcı bir iyileşme yapmaktan daha çok birkaç yılı kurtarmaya dönük palyatif önlemler.
En son nisan ayında açıklanan projeye dayalı teşvik sistemi, bunlardan ayrışıyor ancak bu projelerin yapılıp yapılamayacağı konusunda ciddi endişeler var.
Proje isimleri açıklandı ama milyar TL’leri bulan bu yatırımların finansmanının nasıl sağlanacağı hala gizemini koruyor.
Bunun dışındaki diğer önlemler “zevahiri kurtarmak” dışında hiçbir işe yaramayacak.
Peki, hükümet neden bunları yapıyor?
Nedeni açık, uzun yıllardır halkın şikâyetçi olduğu konuların başında ilk kez ekonomi gelmeye başladı.
Sadece muhalefetin değil, AKP’nin yaptırdığı tüm anketlerde halkın “en çok şikâyetçi olduğunuz konu nedir?” sorusuna verdiği yanıt ekonomi...
Enflasyon yüksek, faizler yüksek, işsizlik yüksek, yeni istihdam yaratacak yatırımlar yok, piyasada borçlar nakit yerine takas sistemiyle ödeniyor uzun zamandır.
Dolayısıyla bir hükümeti iktidardan edecek en önemli neden, halkın geçim sıkıntısı çekmesi, ekonominin gidişatından memnun olmaması.
Bu sıkıntılar artmadan, şikâyetler daha da yaygınlaşmadan oldubittiyle bir seçim yaparak ülkenin yönetim biçimi değiştirilmek isteniyor.

Yerel seçim sonuçları da bertaraf edilecek 

“En erken seçim”in bir diğer nedeni de Mart 2019’da yapılacak yerel seçimler.
Yerel seçimlerin sonucu, halkın kasım ayındaki başkanlık seçimlerindeki tavrı üzerinde de etkili olacak.
Referandumda birçok büyük şehirde “hayır” oyuyla sarsılan AKP, kendisini iktidara taşıyan yerel yönetimlerin iktidardan da edebileceğini görüyor.
Birçok belediye başkanının istifa zorlanmasının yanı sıra artık meydanlarda bile yuhalanan AKP’li belediye başkanları, yerel seçimlerde oy kaybına yol açacaktı.
Yapılan anketler, AKP’nin İstanbul’u ve Ankara’yı kaybedebileceğinin sinyalleriyle dolu. Başkanlık seçimini öne çekerek, bir taşla iki kuş vurulmuş olacak.
İş dünyasının tavrına gelirsek her zamanki gibi “Bir an önce seçim olsun, ekonomiye odaklanalım, önümüzü görelim” şeklinde.
30 yıldır aynı şeyi söylemekten bıkmamış olmaları da ilginç...

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.