Türkiye 1 Kasım’da seçime gidiyor. Bu seçim sadece AKP değil CHP, MHP ve HDP açısından da hayati önem taşıyor.

1 Kasım seçimleri 7 Haziran’da olduğu gibi zaman zaman yanlış mecralarda tartışıldı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde yaşanan en büyük katliam bu dönemde yaşandı. 102 canımız gitti.
Yüreğimiz kavruldu.

Bunun en büyük sorumlusu da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a, ‘’kenara çekil’ diyemeyen AKP  Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’dur.

Ve tabi ki koalisyonu da kuramayan…

İddia ediyorum; Ahmet Davutoğlu’nun yerine Binali Yıldırım olsaydı erken seçim olmazdı. Erdoğan’ı ikna ederdi. Ya da başka bir isim... Erdoğan, Davutoğlu’nun bir koalisyonda ‘’dengeyi kuramayacağını’ gördü sanırım. Güvenemedi. Gemiyi kayalara çarpar diye korktu.

Erdoğan’ın, Davutoğlu’ndaki hayal kırıklığı için ‘’iç politikadaki başarısızlığının dışında’’ kendince çok geçerli sebepleri var. Özellikle dış politikada... Suriye ve Esad (ya da Esed !) ile ilişkilerin bozulması, Mısır’da Mursi ve Sisi çatışmasında kaybeden tarafta olması. AB ile ilişkilerin bozulması. Rusya ile aramıza giren mesafe. En önemlisi Ortadoğu’ya bir türlü bulaşmayan, yönünü hep Batı’ya çeviren  Osmanlı’nın aksine hem de ‘’Yeni Osmanlıcılık’’ diye uydurma bir teoriyle Türkiye’yi Ortadoğu bataklığına sürüklediği için… Osmanlı hep ileri gitmiştir. Ne geri, ne aşağı... Hep ileri...

Aslan kral gibi dolaşma

Sorarım size: Ahmet Davutoğlu’nun dış politikada Ermeni Soykırımı iddialarını paramparça eden Doğu Perinçek, Yaşar Okuyan, merhum Mehmet Gül kadar kişisel bir katkısı olmuş mudur acaba?  Davutoğlu şunu unutmamalı: “En geçerli mazeret bile başarının yerini tutamaz”…

TBMM Muhafız Alayı’nın önünde yazılıydı bu söz. Gerçi Muhafız Alayı taşındığı için o yazı oradan kalktı oradan. O yüzden Davutoğlu’nun bu yazıyı görebileceğini sanmıyorum. Biz buraya not düşmüş olalım.

Evet, Sayın Davutoğlu siyaset mazeret üretme yeri değildir. Çizgi film kahramanı Aslan Kral pozunda dolaşmayın lütfen. Siyasette kalıcı yol arkadaşlığı da olmaz. Hani nerede ünlü AKP Troykası? Abdullah Gül, Abdüllatif Şener ve son olarak Bülent Arınç... Siyasette makam sahibi iken koyduğunuz tavır önemlidir. Unutmayın mühür kimdeyse Süleyman da odur.

Aydın Doğan kavgasından sıkıldık

Seçimler tarihimizin en kanlı terör eylemi olmanın dışında adeta medya savaşı ile geçti.  Yok, Ethem Sancak şunu dedi, yok Aydın Doğan şunu yapmıştı… Gerçekten de kabak tadı verdi. Kim ne derse desin Aydın Doğan başarılı bir işadamı ve medya patronudur. Gerçi eleştirilecek bir yığın yanı vardır. Ama Aydın Doğan siyasetçi değil ki AKP onunla kava ediyor... 13 yıldır bu ülkeyi yönetiyorsunuz. Niye bu konuları seçim malzemesi yapıyorsunuz. Ve Siz Aydın Bey. Bu ‘’gariban’’ ve ‘’Yaranan Patron’’ görüntünüzden sıyrılın. Bu mesleği yücelttiğiniz yerler de oldu. Yaraladığınız da... Gazetecilik mesleğini itibarsız kılacak davranışlardan kaçının... Ertuğrul Özkök gidip sizin kavga ettiğiniz Melih Gökçek’in televizyonunda Osman Gökçek ile saatlerce konuşuyor. Ahmet Hakan ile anlamsız bir laubalilik. Ya Akif Beki’ye ne demeli? Her şeyi biliyor. Her konuda bir sözü var. Tek bir konu ve kişi gelince sessüzlük: Recep Tayyip Erdoğan.

Yoo hakkını yemeyelim. Bir de size ne saldırı geldiyse sizi savunmadı ama  aleyhinize tek satır da  yazmadı.

Siz Ethem Sancak Bey? Karar verin: Medya patronu musunuz? İşadamı mı? Politikacı mı?
Sosyalist olduğunuzu söylüyorsunuz. Belki eskidendi o. Siz sınıf atladınız. Sınıfınızın gereğini yapın o zaman. İyi bir medya patronu olun.

Muhalefete gelince. Rahmetli Erzurumlu Naim Hoca’nın dediği gibi: Onlara da sıra gelecek.

O ne mi demek?

Bilenler bilmeyenlere söylesin…
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.