Türkiye’nin bunca derdi var. Böyle bir konu için sizleri ve bu sütunu işgal ettiğim için peşinen özür dilerim. Ancak 40 yıldır TBMM’nin ‘’ itibarına” yönelik saldırı haline gelen bu yayınlar karşısında birisi de susmamalı.

Milletvekillerinin ‘’maaş ve sosyal hakları’’ hep tartıştırılmıştır. İktidarın 13 yıldır 1500 TL asgari ücret çok gördüğü bu halkın 20 bin TL’lik maaşlara tepkisi doğaldır. Hakkıdır da.  Çöpten evine “nafaka götürmeye çalışan’’ insanların, çocuğuna bir litre süt almakta zorlanan annenin, karısını en basit bir lokantada bile yemeğe götüremeyen eşin sıkıntısını anlıyor, tepkisine de hak veriyorum. Bu duyguların ‘’tahrik edilerek’’ adeta kullanılmasına dikkat çekmek istiyorum.

Başta Hürriyet Gazetesi olmak üzere özellikle Doğan yayın grubunu anlayabilmiş değilim. Yıllardır milletvekillerinin maaş ve sağlık giderleri ile uğraşıyorlar.  TBMM’yi  “itibarsızlaştırmaya çalıştıklarının’’ farkındalar mı? Sanıyorum farkındalar. TBMM’deki gazeteciler de aynı lokantada.  Sonra da gelsin ‘’ucuz yemek listeleri’’  ucuz yemek gazetecilere. Milletvekilleri misafirleriyle bir öğünü 200-300 TL’ye yiyor. 

Üstün irade kim?
Peki, bu niye? Medya diyor ki ey milletvekili sanma ki üstün irade halkın iradesidir. Yenisin. Üstün irade benim. Öğle bir iradeyim ki yediğin yemekten, aldığın maaşa, sağlık giderine kadar her şeyine karışırım. Lojmanlarını bile sattırırım. Sattırdın. Lojman saltanatı sona mı erdi?  Sattırdın Or-An'da 2 milyon liralık daireler oldu. Devletin cebine ne girdir? Bilmiyoruz. O dairelerde kimler oturuyor?  Yazamazsınız ki.

Hemen itiraz edeceksiniz.  Gücünüz yetmez. Gazetenize gelip kapınızı kırarlar. Yazarınızı döverler. Kim imdadınıza gelir? O misafirine, garip seçmenine ikram ettiği bir kap yemeği yazdığınız milletvekili koşar. Dokunulmazlık kalksın diye bağırırsınız. Kalksın da. O zaman  o milletvekili karakolda Ahmet Hakan’ı ziyarete rahat gidebilir mi? Ya da haksızlığa uğramış bir seçmeni. Tomanın arkasına bağlamazlar ama. Tokat atarlar. Atıyorlar da. Tartaklarlar da.

Boynukalın rövanşı mı?
Bir haftadır izliyorum. Hürriyet Gazetesi “Tarafsızlık mesajı” vermek amacıyla anlamsız bir biçimde birinci sayfasının sağ tarafını ya Tayyip Erdoğan’a ya da Ahmet Davutoğlu’na ayırıyor. Kılıçdaroğlu çift sütunda. Bahçeli ve Demirtaş mı? Eh olsa da olur, olmasa da.  Zaten baskının amacı da sindirmek değil mi?
Ya Ahmet Hakan davası? Dün ‘’Reis kim?’ diye ilk soran Yurt Gazetesi… Ya da benzeri bağımsız muhalif yayın organları.  Hürriyet bir gün arkadan geliyor. Zaten önemli tartışmalarda hep ‘’omuzdan ateş etmeyi’ huy haline getirdi. Bilinçli yapıyor. Peki, niye bu kadar tepkiliyim. Rusya ve ABD Türk topraklarında it dalaşı yapıyor. Türkiye’nin onca sorunu var. Kemal Kılıçdaroğlu dâhil muhalefet bindiriyor. Hürriyet ne yapıyor? Milletvekili seçilemeyen sayısı en fazla iki elin iki misli olan milletvekillerinin 32 saat mesai ile milletvekili haklarını elde etmelerini manşet ile duyuruyor. Abdurrahim Boynukalın'dan intikam desem, değil.

Dün sürmanşetinde ise herhalde ‘’tarafsızlık adına’’ yine Tayyip Erdoğan’ın sözleri vardı. Daha dün bu ülke için can vermiş olan Uzman Çavuş Ufku Demirel’in cenazesinin cem evinde kaldırılmasına devlet büyüklerimiz karşı çıktı. Meydanda kılındı. Alevi dernekleri karşı çıktı. Hürriyet’te bu konuda tek satır yok.

Orgeneraller 30 seneden beri öyle
Müsteşarlar da milletvekilleri ile aynı haklara sahip. Genel Müdürler de. Sanki onlar 30 senedir aynı görevde.  Seçim yapmışsın. Erken seçime gitmişsin. Türkiye’yi seçime götüren TBMM değil. Her sözünü keramet saydığın Tayyip Erdoğan.  Hüseyin Yayman Hürriyet’in yazarı idi. Danışmanıydı. Sizin deyiminiz ile 32 saat çalışan kısa parlamentoda AKP’den milletvekili oldu. Gelse işe alacak mısınız? Ya da Hüseyin Yayman ne yapacak? Hele muhalefet milletvekili ise, yandı.  Kara Kuvvetleri Komutanı da iki yıl görev yapıyor. Müsteşarlar da. Onlar da milletvekili ile aynı sosyal haklara sahip. Üstelik kanun yapan milletvekillerinin müstakil bir personel kanunu yok. İnanmıyorsanız. Yediği yemeği ucuz diye yazan, TBMM bünyesindeki sağlık hizmetlerinden faydalanan muhabirlerinize sorun.

Rusya ve ABD savaş uçakları hava sahamızda geziyor. Şırnak’ta sokaklar kazılan çukurlar ile köstebek yuvasına dönmüş. Okullara bomba konuluyor. Terörist diye toma arkasında boğazına ip atılan yarı canlı insanların vücutları sokaklarda parçalanıyor.
 
Dünya’nın her yerinde eğitimciler, istihbarat görevlileri, yargı mensupları iyi ücret alır. Alır ki  gözü dışarıda kalmasın. Siz hırsızlıkların üzerine gidin. Kötü yönetimleri eleştirin. Milletvekili iş takibi yapmasın. Yapanın sırtına binin. Haksızlıklara sırtınızı dönmeyin.

Senyör Sedat Ergin lütfen ama lütfen artık, ‘’32 saat mesai için 4 yıl pirim” türü masa başı yorumları haber diye manşet atmayın. O kanun çıktığı zaman gazeteciler görmedi mi? Parlamenter sistemi daha fazla yıpratmayın. Bu haberlerle “siyasete karşı toplumsal muhalefet” mesajını halk yutmuyor. Zaten maaşı olan o primleri dört yıl ödetmez. Ödetirse dört yılda en az 240-250 bin TL zararı olur. Bize inanmıyorsanız Enis Berberoğlu, Tuncay Özkan, Utku Çakırözer, Mustafa Balbay’a sorun. Hepsi Genel Yayın Yönetmeniydi. Maalesef o haberlere onlar da yol verdi. Yapmayın.
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.