Bu seçimlerde boykottan söz eden kim varsa, ya siyasi konjonktürün farkında değil ya da yerel seçimleri ve yerel yönetimleri önemsemiyor ya da her ikisi birden... Öncelikle, 24 Haziran Genel Seçimleri akşamı sandık güvenliği konusunda yaşanan hezimetin, bu boykotçuların eline önemli bir argüman verdiğini hatırlatalım, ancak o gün ve gece yaşanan tüm saçmalıkların, disiplinli ve özverili bir çalışmanın eksikliğinden ve bir grup insanın yanlışlarından kaynaklandığını da belirtelim. Yani eğer ki sandıkların başında her partiden sandık kurulu üyesi varsa ve yurtseverlerden oluşacak müşahitler yer alırsa, oy çalmak hiç de o kadar kolay değil. Ha her türlü yasadışı rezilliği yapabilirler ve bazı yerlerde çalabilirler ama bu da hemen ortala çıkıyor. Diyeceksiniz ki, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) zaten iktidar partisinin ortağı olarak çalışıyor ama o da bir yere kadar. Hele ki AKP-MHP ve destekçisi derin devlet ile mafyamsı örgütlenmelerin en zayıf olduğu bir süreçte, bu şer koalisyonunun oyları ve taban desteği erirken, oy çalmaları hiç de eskisi kadar kolay olmayacak. Yeter ki bu vatanı seven herkes sandık güvenliği için elinden geleni yapsın. Boykotçular gibi, ekran başından hiç bir şey yapmaksızın saçmalamasın!

İstanbul’u kaybedebilirler

Bu seçimde her zamankinden fazla demokrat muhtar adayı var. Aynı şekilde de muhtarlık azaları... Yani en küçük mahalli birimden başlayarak, muhalefet güçleri bir güçbirliği içinde çalışıyor. Aynı şekilde ilçe ve il belediyelerinde de genelde bir güçbirliği örülmüş görünüyor. Sadece belediye başkanı adayları etrafında değil, önemli ölçüde belediye meclisi listelerinde de... Bu da muhalif güçlerin daha etkin ve canla başla çalışmasını sağlayacak bir etmen. 

İstanbul’da büyükşehir belediyesini şimdilik bir kenera koyarsak, AKP en azından birkaç ilçeyi kaybedecek. Üsküdar, Küçükçekmece, Esenyurt, Tuzla bunların başında geliyor. Eyüp ve Beyoğlu da şu son birkaç günde hafif bir atılımla kazanılabilir. Büyükşehir belediyesi çantada keklik olmasa da artık başa baş gidiyor ve büyük olasılıkla AKP’nin agresif söylemleri sebebiyle kazanılması hiç de zor değil. Bunun yanı sıra, AKP adayının seçimlere pek de asılmıyor olması da bir başka etmen... Sebebi her ne olursa olsun!

Büyükşehirlerde eriyorlar

Ankara, Antalya, Bursa, Adana, Denizli neredeyse kesin gibi, AKP ve MHP’den alınacak. Balıkesir ve Manisa’da da güzel bir sürpriz olabilir. Yani şer ittifakı büyükşehirlerde de sapır sapır dökülüyor. Bu panikle AKP ve MHP kadroları meydanlarda söylemlerini iyice sertleştiriyor, onlar söylemlerini sertleştirdikçe oylarındaki erime de artarak devam ediyor.  
31 Mart Yerel Seçimleri tabii ki iktidarı değiştirmeyecek. Kaldı ki Türkiye’de demokrasinin ‘d’sinden bile söz edilemeyeceği için, her türlü hile ve hurda bir kenara her türlü provokasyona da hazır olmak gerek. Ancak, her ne yaparlarsa yapsınlar ki buna seçimlerin iptali ve yenilenmesi gibi bir rezalet bile dâhil, toplumun gözünde seçimi kaybedecekler. 
İşte bu sebeple, bu seçimde de ‘armudun sapı, üzümün çöpü’ deme lüksüne maalesef sahip değiliz. Beğenelim ya da beğenmeyelim, içimize sinsin ya da sinmesin, oyumuzu vermekle kalmayıp sandıkları ve sokakları boş bırakmamalıyız. Zira bu yoz, gerici, akıldışı rejimden bu ülkeyi kurtarmanın en önemli adımlarından biri bu yerel seçimler. Seçimlere bir haftadan biraz fazla bir zaman kalmışken, elinizden ne geliyorsa yapın. Zira bu sadece bir yerel seçim değil, vatanı kurtarma meselesi... İşte bu kadar net!   
 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.