banner87

Prof.Dr. Necip Hablemitoğlu'nun suikast sonucu hayatını kaybetmesi, faili meçhul cinayetlerden biri olarak kaldı. Failleri hâlâ bulunamadı. Bugüne kadar yargı da cinayeti, ayrıntılarını saptayarak ele almadı. Eşi Prof. Şengül Hablemitoğlu bir gazeteci arkadaşımıza olaya ilişkin görüşlerini ve düşüncelerini açıklarken dosyanın ilk kez açıldığını söyledi...
Merhum Necip Hablemitoğlu tarih uzmanıydı.
FETÖ çetesini deşifre eden ilk kişiydi. Örümceğin ağında adlı kitabında,  Fethullahçı terör örgütünün gizlenmeye çalışanların yapısını, hedefini, oluşum şeklini açıklıyordu...
Hablemitoğlu Örümceğin ağındaki kitabında Fethullahçı  çetenin önce kendi sistemini oluşturduğunu, sonra da bu sistemin içine sağlık, kültür, eğitim ve teknoloji alanlarını kapsayan yığınla plan ve projeyi yerleştirdiklerini anlatan ilk ve tek kitaptır.
Prof. Dr. Necip Hablemitoğlu'nu bu nedenle ortadan kaldırdılar.
Çete, yargıyı hükmetmekle kalmamış, hukuku da kapsayan bir sosyal yaşamı gerçekleştirmeyi hedef haline getirdiler.                     
Zannedersem silahlı kuvvetlere sızmaları da hükmedilen edilen sosyal yaşam çerçevesinde düşünülmüş ve uygulanmıştır. Çetenin kendi sisteminde binlerce metrekare taşınmazları  dâhil ettiği nihayet ortaya çıkarıldı; FETÖ'ye ait tam 5 bin 401 adet tapuya el konuldu...
Şimdi ölçümler yapılıyor, taşınmazların sınırları -metrekare olarak- tespit ediliyor. Çetenin dört il dışında her yerde taşınmazı olduğu belirlendi, bir kısmı hazineye intikal ettirildi. Önemli bir kısmı da Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne… Aralarında üniversite, okul, hastane, yurt binaları, örgüt evleri, arsalar, araziler, hatta birkaç da tarihi bina var.
Hakkâri, Siirt, Çankırı ve Tunceli’de nedense toplu iğne bile edinmemişler. Devlete el koyma hazırlığı sürecinde izlenen, çeteye özgü sistemi kurmak, herhalde bunama sürecindeki FETÖ'nün işi değil.
FETÖ’ye, bu tür işler için özellikle de her türlü melanete aklı eren birileri tarafından yardım edildiği kesin. O birilerini de bulmak ve adalete teslim etmek lâzım.
Toplumu ayrıştırıcı olmaktan vazgeçmediler ve bir türlü birleştirici olamadılar.
Eğer bu mantık geçerliyse o zaman 15 Temmuz günü, hainlerin karşısına dikilerek canlarını veren sivil yurttaşlarımıza da şehit demeyeceğiz, bu mümkün mü?
Hakkâri’de patlama sonucu can veren siviller de şehit kabul edilmeli ve hatıralarına sahip çıkarak yakınlarına, öteki şehitlerin yakınlarına ne yapıyorsak aynen yapmalıyız.
10 Ekimi unutmayanlar ve bizler de ülkemizin birliği için ölenleri gerek dünkü yazımızda andık. Onlar her biri demokrasi şehitleri.
Unutmayanlar Ankara, İstanbul ve Bursa'da bir araya geldi ve Ankara Garı'nın önünde toplanan yurttaşların canlı bomba  teröristlerin patlattığı bombayla ölenleri anmak istediler.
Hem ölenleri anacaklardı, hem saldırıyı lanetleyeceklerdi...
Toplanan topluluk, ne can verenleri anabildi ne de menfur saldırıyı lanetleyebildi...   
Polis ‘OHAL var, bunu yapamazsınız’ diyerek kalabalığı dağıtmak istedi. Doğal olarak itiş kakış yaşandı, bazı yurttaşlar gözaltına alındı.
Benim bildiğim OHAL'in hedefi sadece terör ve teröristti.
Yasal haklarını kullanarak terörü ve teröristi protesto etmek isteyen ve hainleri lanetlemeye gelen yurttaşların bu hakkı neden güvenlik güçleri tarafından engellendi, toplananlar gaz ve tazyikli suyla dağıtıldı?
Sizi bilmem ama ben anlamakta zorlanıyorum!
Oysa bu hak kontrol altında kullandırılır, terör ve teröristler lanetlenir, canlarını vatan için kaybedenlerin  ruhlarına  dualar okunur ve olaysız dağılırlar.
Demokrasiyi aksine değerlendirenlere iktidarın katılması acıdır. Ve iktidar bu tür hatalara düşülmemelidir.
Unutmayın ne demiş Pir Ahmet Yesevi:
Kitabına eğilmiş çocuk, işindeki genç, aşını pişiren kadın, tarlasını süren çiftçi, tezgâhtaki sanatkâr fenalık düşünmeye vakit bulamaz.

 

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.