O güne kadar ışıltılı alışveriş merkezlerinde gördüğümüz mağazanın adından ibaretti Flormar. Sonra kadınlar direnişe geçti, her şey değişti...

298 gün önce, dev fabrikaları, derin sömürü çarkı ve direngen işçileriyle bilinen Gebze'de bir direniş daha başlamıştı. Gebze’de kurulu, kozmetik üreticisi Flormar'ın patronu 125 işçiyi işten attı. 12 işçi sendikal örgütlenmeye önderlik ettiği için, diğerleri ise ilk atılan işçilere alkışları ile destek oldukları için işten çıkarılmışlardı. İşten çıkarılan işçiler OHAL koşullarına rağmen ''Ölmek var dönmek yok'' dediler ve fabrikanın önünde direnişe geçtiler. Çoğunluğu kadın olan direnişteki işçiler, bize ve de tüm dünyaya alışveriş merkezlerindeki ışıltılı mağazaların arkasında saklı derin bir sömürü olduğunu kanıtlayacaklardı. Artık Flormar değil, direnmenin güzelleştireceği gerçeğini herkese anlatacaklardı. Artık Türkiye'de Flormar'ın ve onun Fransız kozmetik devi ortağı Yves Rocher'nin tüm işçi düşmanlıkları gözler önüne serilecekti.


 

'KADIN İSTERSE BAŞARIR'
Geçtiğimiz yılın mayıs ayında kendilerini Flormar fabrikasının kapısında buldu işçiler. İçlerinde daha önce bırakın fabrika direnişi ya da grevine, herhangi bir eyleme katılan sayısı bile yok denecek kadar azdı. Direniş güzelleştirirken öğretti de. Sendikaya üye oldukları için tehdit edilip kovulan işçiler ''Ne sendikal hakkımızdan, ne de emeğimizden vazgeçeriz'' dediler. Direnişteki bir kadın işçi “10 saat çalışıyorduk, molaları bir dakika geçtiğimiz zaman hakaretlere maruz kalıyorduk, tepki gösterdiğimizde ise başka zor bölümlere sürüp tehdit ediyorlardı. Kendimiz istifa edelim diye çok baskı uyguladılar” diyordu. Bir başkası, çok fazla kimyasal madde soluduklarını, sürekli boğaz ağrısı çektiklerini, iş sonrası eve geldiklerinde yoğurt yiyerek kendilerine gelmeye çalıştıklarını söylüyordu. Bir başka işçi, eylemdekilere destek verdiği için işten çıkarıldığını “Ben çıkarılmadan bir gün önce müdürümden tehdit aldım. ‘Bir daha arkadaşlarını alkışlarsan sen de üzülürsün ben de üzülürüm’ dedi. Açıkçası bana yolu gösterdi. Ancak işten çıkarmalar devam edince biz yine alkış tuttuk. Sonra bizi de çıkardılar, sendikal örgütlenme gibi değil terör örgütü gibi yaklaştılar. Başaracağımıza inanıyoruz, mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Onlar reklamlarında hep söylüyor ‘Kadın isterse başarır’ diye. Biz kadınlar da inanıyoruz başaracağız inşallah, bu sendikanın bayrağını bu bahçeye dikeceğiz'' sözleriyle anlatıyordu. Flormar’da 11 senedir çalışan başka bir kadın işçi, kendisine sadece 30 lira zam yapıldığını anlatırken, 'üretim rekoru' kıran bir işçi ise kendisine sadece 20 lira zam yapıldığını belirtiyordu.

İŞKUR BİLE KABUL ETTİ
Kocaeli'de sendikalı oldukları için patronlar tarafından işten çıkarılan Flormar işçilerinin mağduriyeti İŞKUR'un inceleme raporuna da yansıdı. Kocaeli Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü tarafından inceleme sonucu hazırlanan raporda, sendikal baskının tespit edildiği ifade edilerek, "Bu işten çıkışların olmasının gerçekçi olamayacağı izlenimini müfettişliğimizde bıraktığı, işveren tarafından işyerinde işçiler üzerinde sendikal baskı kurularak işçilerin istifaya zorlandığı kanaatine varıldığı (...) işçiler tarafından açılmış davaların devam ettiği, çıkış sebeplerine dair nihai kararın yargı tarafından verilecek olması sebebiyle bu aşamada müfettişliğimizce işveren hakkında idari yönden yapılacak bir işlem bulunmamaktadır" denildi.


NÂZIM'IN DİZELERİ DİRENİŞTE
Flormar direnişi, bir anda ikinci TEKEL direnişi haline geldi. TEKEL direnişini hatırlayanlar bilir... İşçiler daha Ankara'ya girdikleri ilk gün, polisin saldırısına uğramış ve havuza sürülmüşlerdi. Sonra birden ellerinde battaniyelerle ortaya çıkan yurttaşlar TEKEL'ci işçileri sarıp sarmalamış, ''Ankara'ya hoş geldiniz'' deyip bağırlarına basmışlardı. Daha o gün, iktidarın ''TEKEL işçilerini havuza döktük'' deyip zafer kazandığı o gün aslında direniş ateşi tekrar yakılmıştı. TEKEL mücadelesi artık sadece direnişteki işçilerin meselesi değildi, ülke meselesiydi. Her yurttaşın gündemi haline geldi TEKEL, Ankara'da TEKEL Mahallesi kurarken işçiler, Türkiye'nin dört bir yanında da onlar için direnen binlerce onurlu yurttaş vardı...

Flormar'da da böyle oldu. Bu açıdan da eşsiz bir değerdedir Flormar direnişi. Onlar fabrika önünde direnirlerken Türkiye'nin dört bir yanında, yetmez; dünyanın dört bir yanında onlar için eylemde olan onurlu insanlar ortaya çıktı. Türkiye'de Flormar mağazalarının, ABD'de, Fransa'da, Almanya'da Yves Rocher mağazalarının önlerinde binlerce eylem yapıldı. Türkiye'nin 'koskoca' muhalefet partilerinin il başkanları gelip ''Patronla aranızı bulalım'' deyip bir daha ortalarda görünmezken ta ABD'den direnişi ziyarete gelenler oldu. ABD'li Sosyalizm ve Kurtuluş Partisi'nden temsilciler ziyaretleri sonrasında Flormar direnişini ABD'ye taşıdılar. Ünlü oyuncular, sanatçılar #FlormarDeğilDirenişGüzelleştirir dediler. Usta tiyatrocu Orhan Aydın 24 Haziran seçimlerinde oy verme işleminden sonraki açıklamasında, "Ben oyumu direnen Flormar işçileri ve kapı önüne konulmak istenen bin 400 konservatuvar öğrencisi için kullandım" dedi. Flormar işçilerine dayanışma ziyaretinde bulunan Oyuncular Sendikası, Mor Yapımcılar, Filmmor ve Mor Dayanışma, kamera önündeki ve arkasındaki kadınlar, Flormar işçileri sendikal haklarıyla işe geri dönene kadar Flormar’ı boykot edeceklerini söyledi. Ziyarete gelen kadınlar adına konuşan oyuncu Füsun Demirel, bu direnişin aynı zamanda bir kadın direnişi olduğu için çok önemli olduğunu söyledi. “Patronlar hakkını arayanı sevmez, örgütlenmesini istemez. Ben de 3 yıldır işimi, mesleğimi yapamıyorum. Ekranlar bana kapalı. Buradaki arkadaşlarımla duygum bir. Hakkınızı hakkımızı alana kadar birlikteyiz” dedi.

Flormar direnişi için belgeseller çekildi, şarkılar yazıldı. Direnişteki işçiler bu yaşananların hepsinin merkezindeydi, hepsinin aktif katılanıydılar. Öyle ki Yapıcılar Grubu, sözleri Nâzım Hikmet'in 'İkimiz' adlı şiirinden alınan şarkısına Flormar işçileriyle birlikte klip çekti. "Şarkıyı ilk dinlediğimizde bu duyguyu nerede bulabiliriz diye düşündük. Sürekli kavgaya çağıran ve birbirine mücadeleyi öğreten bir ruh hali bulmamız gerekiyordu. Bunu Flormar Direnişi'nde bulduk" diyen klibin senaristi ve kurgucusu Murat Akgöz, "Sanatçılarla işçileri buluşturmak istedik. Bunun yolu da direniş mekanında sanatçıları, sanatçıların mekanında da işçileri buluşturmaktı. Sanırım beğenildi ve bu duygu ortaya çıktı" diyordu. Direnenler, şarkılarını da kendileri söylüyordu:

''Öğretebiliriz dövüşmeyi, insanlarımız içinVe her gün biraz daha candan, biraz daha iyi sevmeyi''

GÜNEŞ BİLE YASAK
İşçilere kulak vermemekte ısrarcı olan firma, bunun yerine fabrikanın duvarlarına dikenli tel çekiyordu. Önce fabrika giriş kapısının üç metrelik bir branda ile kapatıldı, sonra fabrika etrafının dikenli telle çevrelendi. Direnişteki arkadaşına 'merhaba' diyeni işten atan fabrika yönetimi, bu 'merhaba'yı engellemek için elinen gelini yapıyordu. Daha birkaç gün önce işçiye güneşi bile yasaklamaya kalktılar. Direniş alanına bekleyen polisler, Flormar işçilerine, “Kaymakamlığın emri var, fabrika önünde direnmenize yasak getirildi. Bundan sonra fabrikanın karşı tarafında eylemlerinize devam edecekseniz” diyeceklerdi. İşçilerden yanıt:

"Güneşi görme hakkımızı neye göre elimizden alıyor? Flormar patronu güneşi de mi satın aldı."

AMİR İŞÇİNİN SAFINDA
Güneş görmeleri yasaklanan işçiler yağmurda halay çekerek direnişe devam ediyordu. Direnişe 33'üncü gününde katılan, 15 yılı aşkın süredir bu fabrikada çalışan bir vardiya amiri, işçilerin safına geçişini "Sendikalaşmayı duyduktan sonra, açık açık söylüyorum, tamamen işçileri baskı altına aldık. Sendikadan ayrılın, çıkın, işinizden olursunuz dedik. 33 gün içerideki bütün kötü niyetli arkadaşların bakış açısının içindeydim. Ben de dahildim. Gerçekliği dışarıya çıktığım zaman gördüm. Durum öyle değil, herkes hakkını hukukunu emeğinin karşılığını istiyor. 33'üncü gününde vardiya amirliği görevini bırakarak ben de arkadaşlarımın arasına katıldım. 10 kilo kaybetmiştim, yine aldım. Para her şey demek değil" ifadeleriyle anlatıyordu.

ASLA PES ETMEYİN
8 Mart’ı işten çıkarıldıkları fabrika önünde karşılayan Flormar işçileri, işverenin teklifinin kabul edilmesiyle 297 günlük eylemlerini sona erdirdi. Euronews'e 8 Mart dolayısıyla konuşan işçiler “Kadınların neler yapabileceğini gösterdik. Asla pes etmesinler” dedi. “Burada kadınların neler yapabileceğini gösterdik” diyen bir Flormar işçisi, kadınların fabrika önünde gösterdiği dayanışmanın örnek teşkil ettiğini belirtti. 297 gün süren eylemde birlik ve beraberliği öğrendiğini ifade eden diğer bir işçi ise kadınlara verdiği mesajında “Haklarını sonuna kadar savunsunlar, hiçbir zaman vazgeçmesinler” ifadelerini kullandı. “Biz güçlüyüz, bizim el attığımız her şey güzelleşir” diyen bir Flormar işçisi ise kadınlara seslenerek baskılara boyun eğmemelerini tavsiye etti.

Hayatlarında ilk defa emek direnişine katılmış onlarca kadın, Türkiye'yi hayran bırakan bir tablonun altına eser yaratıcısı olarak imzalarını attılar. 300 güne yaklaşan Flormar işçilerinin kararlı direnişi varılan anlaşma sonrası dün sona erdi. Bir süre önce patron tarafından direnişin bitirilmesi için atılan adımlar önceki gün karar bağlanmıştı. İşverenin son teklifi, uzun süren toplantı sonucunda Petrol İş Sendikası ve Flormar işçileri tarafından kabul edildi. İşçiler; kıdem+ihbar tazminatları, 4+12 maaş bekleme ve sendikal tazminat, 25/2 maddesinden çıkartılanlar başta olmak üzere çıkarılma maddeleri 18. madde olarak değiştirilecek ve çalışmadıkları 10 ay boyunda işsizlik maaşı alacaklar.

Boyun eğmeyen kadın işçiler, 297'inci gününde patronun bileğini büktü. Bu 297'inci gün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'ydü...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.