Gazeteci içinde yaşadığı toplumun merak ettiği soruları, yansız ve ön yargısız soran, sorabilen kişidir.

Haber sorudan, doğru sorudan ve doğru cevaptan çıkar. Doğru haber de, doğru yorumlara sebep olur. Bu sebeple, gazeteciler yazarları gazeteci saymazlar. Tabii ki gazetecilikten gelmemişlerse. Yazarlar da haftada iki gün yazanı, köşe yazarı saymazlar. O bir sebeple şartların getirdiği kişidir. Haber kaynağı aynı haberi bir gerekçeyle, yazan başka bir gerekçeyle, yayınlayan da başka bir gerekçeyle yayınlar. Haber kutsal, yorum hürdür. Peki, şimdi o ikisi de var mı? Var diyebilir misiniz?

Bunun bir sorumlusu siyaset ise, diğer sorumlusu da gazetecilerdir. Bu sebeple ben kendimi gazeteci olarak saymam. Yazı yazmaya çalışan bir kişiyim. Bana tanınan o muhteşem imkânı, toplumun yararı için kullanmaya çalışıyorum. Zaman zaman siyaset arkadaşlarımı, yoldaşlarımı kırma pahasına. Yeri gelmişken söyleyeyim. Elinizde tuttuğunuz YURT gazetesi Durdu Özbolat’ın anasının ak sütü gibi kendi elinin, beyninin emeği olan helal kazançla ortaya koyduğu sermayeyle çıkıyor. Fedakâr gazeteciler ve sizlerin de katkılarıyla. Bunları niye anlattım? YURT Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Veysi Şahin dün Doğan Grubu daha doğrusu Hürriyet’teki yeni dönem ile ilgili önemli bir yazı kaleme aldı. Okumuşsunuzdur.

İktidarın, gazete ve yayın kuruluşları ile gazetecileri de tasfiye etmeye çalıştığı bir gerçek. Soru sormanın bile cesaret ve özgürlük ölçüsü olarak algılandığı bir sayıldığı bir dönemdeyiz. Kim ne derse desin, Hürriyet Gazetesi hâlâ Türk medyasının amiral gemisidir. Sadece yazılı basının değil, tüm medya sektörünün lokomotifidir. Aydın Doğan da yıllardır, AKP iktidarının baskılarına karşı  direnmektedir. Eleştirilerimizi ve tespitlerimizi bu noktadan başlattığımızı bilmenizi istiyorum.

Söz konusu edeceğim isimler de bire bir kıymetli gazetecilerdir. Ancak tartışılan bu çatı altında ne kadar başarılı olacakları, bu çatı altında ne kadar yerleri olduğudur. Sedat Ergin başarılı bir yazardır. Ancak, asla başarılı bir yayın yönetmeni değildir. Milliyet örneği bunu göstermiştir. Aydın Doğan Bey, Ertuğrul Özkök’ün de hipnozuyla aynı suda iki defa yıkanmıştır. Aydın Doğan Bey en büyük yanlışı işlerinin başına  oturmamakla yapmaktadır. Emanet yönetici ile hele hele emanet patron ile olmuyor. Olmayacak da.

Gelelim Abdulkadir Selvi’nin Hürriyet’te köşe yazmasına. Küçültmek için söylemiyorum. Abdulkadir Selvi gibi haftada iki gün yazı yazan kişileri ‘Hürriyet Yazı İşleri’nde de ana yazar kadrosundan saymazlar. O köşe başka kurumsal çabaların bir kişisel ödüllendirilmesidir. Ankara Temsilci Yardımcısı Şükrü Küçükşahin örneğinde olduğu gibi. Hürriyet Avrupa Sorumlusu Fatih Çekirge örneğinde olduğu gibi. Peki o zaman Abdulkadir Selvi’den Hürriyet’in beklentisi ne? Tabii ki tam bilmem mümkün değil ama bence iki sebebi var. Birincisi 20-25 yıl önce Sedat Ergin’in Ankara Temsilciliği döneminde yenilenen Hürriyet Ankara Bürosu siyasetin nabzını tam tutamıyor. Kulis alamıyor, gazetenin genel politikasına bakış koyamıyor.

Yaşlı bir haber merkezi var. Boşluk doğdu. İkincisi de siyasidir. Ama konjoktüreldir. Akif Beki ve Ahmet Hakan her şeye rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bakışını yansıtıyor. Gedikli Genel Yayın Yönetmeni adayı Vahap Munyar da apartta bekliyor. Apart adresi de son dönemde neredeyse hiç boş geçmediği cumhurbaşkanlığı uçağı olarak görülüyor. Veysi Şahin de yazdı. Abdulkadir Selvi Başbakan Davutoğlu’nu ve hükümet kanadından haberler ve kulisler için Hürriyet’te. Benim değerlendirmem o.

Peki, Abdulkadir Selvi bu dengeyi kurabilir mi? İlk yazılarına baktığımızda maalesef. Akif Beki dünkü yazısında Abdulkadir Aksu’nun kulis haberciliğinden bahsederek “Erdoğan’ın alanına girme” demeye çalıştı. Cem Küçük de çok saygılı bir dil kullansa da bunu ima ediyor. Peki, Abdulkadir Selvi dün ne yazdı? Başbakan Davutoğlu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ayak izini takip ettiğini yazdı. Bu ne demek?

Daha ilk günden yazarlığın verdiği ahkâm hastalığına bulaşıyor demek. Sayın Selvi, sizden beklenen o değil bence. Sizi oraya taşıyan kuvvet sadece gazeteciliğiniz değil, daha yazar da değilsiniz. Kusura bakmayın. Kulisinizi yazın, kulisinizi yapın. Sakın ama sakın AKP içinde ilişki düzenleme kalkmayın. Sedat Ergin’in de önünde şu soru var. Peki, Hürriyet okuyucusunun ortalamasına uygun kaç yeni yazarınız var? Peki, biz bunu niye konuşuyoruz? Amacımız karalamak değil. Taşıma akılla değil, çalışan akılla yürümek her işte geçerli sözünü hatırlatmak.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.