Gel de geçen hafta ABD'de ‘ihtiyatlı’ algılanan FOMC tutanakları sonrası $/TL düştü de, gel de Londra kaynaklı 1,5 milyar $ geçen hafta piyasaya giriş yaptı de.
Kafam çok bozuk, içimiz kan ağlıyor.

Sadece on gün önce 2 Ekim’de “Savaş tamtamları gürültüsünde çocuklarını kaybeden annelere hiçbir iktisadi durumu anlatamazsınız ve ben ekonomistlik bir yana, önce bir İNSAN’ım” demiş ve eklemiştim:

- Bizler savaş tamtamlarından daha gür; Türkiye için, analar için, ekonomi için, insanlık için; Barış, Barış, Barış diye haykırmadıkça, çocuklarımız ölmeye, sırtımıza da semer vurulmaya devam edilecek. Kâğıda dökülenler de ırkımın değil vicdanımın sesini temsil ediyor. Vicdanını hala derin dondurucuya kaldırmamış olanlara sesleniyorum.

Bu ülkede hiçbir yerin ve hiçkimsenin güvende olmadığı algısını yaratıp, toplumsal umutsuzluk sağlamak için; Ankara’da en az 95 insanın yaşam hakkını elinden aldılar.

Barış şehitleri
Bu ‘Barış Şehitleri’ bir istatistik rakamı değillerdir. Doğduğu gün katledilenler. Karı koca ateşin ortasına düşenler. Peşlerinden 80 milyonu mateme boğarak kayıp giden hayatlardı, canlardı. Anneydiler, babaydılar, kardeştiler, evlattılar, eştiler. Hayatları iki hain bomba ile sona erdi. Olaydan sadece 5-10 dakika sonra ambulanslar bile gelmeden yaralı ve cenazelerin üstüne Toma ile su sıkmak, cansız bedenlerin üzerine, yaralılara biber gazı sıkmak ayıbını da yüzümüze vurarak hayat penceresinden bir bakış atıp gittiler. Bizi üzüntü, iktidarsız iktidar sahiplerini de yıllarca sürecek utançları ile baş başa bırakarak.
Hani Yezid, son erkek torunu Hz. Hüseyin’i katledip Peygamber Efendimiz’in soyunu kurutmaya çalışarak, İslam'ın ve Ehli Beyt’in ‘barış’ çizgisini saptırmayı nasıl başaramadıysa; bu katliamı yapanlarda bilsinler ki, başaramayacaklar. Toplumsal barışı dinamitleyenlere karşı; barış diyenler elbet bir gün kazanacak.

Masayı devirelim
Ama nasıl? Bu yöntemle olmaz. Emperyalistlerin kumar masasında; onların kurallarıyla, onların kâğıtlarıyla, onların zarlarıyla oynarsanız. Kazandığınızı sandığınız tek şey onların fişleri olur.

Siz şeytandan bir tüy çektiğinizi sanırsınız. Oysa kurdukları sistemdeki tam da onların istediği ‘kazanan’ olursunuz. Ben meşhur ‘jöleli’ ekonomi danışmanları gibi ‘büyük resme bakın’ falan diye süslü laflar da etmeyeceğim. Tam aksine yalın ve basit düşünün diyeceğim. ‘400 vekil verin bu iş huzur içerisinde çözülsün’ denildiğinden beri neredeyse her gün şehit geliyor. Ardından da sivil kayıplar, önce Suruç’ta şimdi ise başkent Ankara’da ‘barış’ yürüyüşlerinin ortasında bombalar patlıyor.

Peki, biz ne yapıyoruz?
‘Şiddetle kınıyoruz. Lanetliyoruz.’ vs diye açıklama yapan ‘kocaman’ devlet büyükleri ve kurumlarını sosyal medya üzerinden biz de ‘şiddetle kınıyoruz’. Hemen siyasi duruşumuza göre bir tarafa geçip, başlıyoruz sosyal medya üzerinden aynı tarafta durmadığımız arkadaşımızla, komşumuzla kavga etmeye, küsmeye...

Belki de farkında olmadan ayrışıyoruz, bölünüyoruz. Üstelikte bu olayı sanalda sosyal medyada yaşıyoruz. Belki de hiç tanımadığımız trollerin yönlendirmesiyle. Peki, bizim ayrışmamızın, bölünmemizin gerçek kazananı kim? Bir abim derdi ki ‘masa daima kazanır.’
O zaman devrimci bir ruhla biz önce o masayı devirmekle işe başlamalıyız.
Bu zor günlerde bile, ‘Savaş’ diyenlere karşı ‘Yaşasın Barış’, ayrışalım diyenlere karşı da ‘Yaşasın Halkların Kardeşliği.’
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.