banner87
CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin’i aradım. Diyarbakır’dan yeni gelmişti. Çok etkilenmişti. Sesi titriyordu. Sorumuz üzerine CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da gördüğü manzaradan dolayı çok duygulandığını  söyledi.
Anlaşılan Kemal Kılıçdaroğlu da arkadaşları da Diyarbakır’a duygusal açıdan bakmaya başlamış.
O ortamda başka türlü düşünemez ki insan…
Hesaplamaya başladı:
Haziran ayından  bu yana temmuz, ağustos, eylül, ekim, kasım ayları geçti. Tamı tamına 140-150 gün.
Ne hesabı? Diyecek oldum. Diyarbakır’ın 150 gündür baskı altında olduğuna dikkat çekti ve ekledi:
‘Bir gün, iki gün değil. Tam 140-150 gündür insanlar gerilim içinde. Herkes gerilimli. Vali gerilimli, polis gerilimli, memur gerilim içinde, hele hele vatandaş tam arada kalmış. Endişe çocukların yüzünden okunuyor. İnsanların ruh hali bozulmuş maalesef.‘
Gerilimin ve üzüntünün başsağlığı ziyaretlerinde de kendisini gösterdiğini anlattı.
Ve ekledi: Ağlayan bir şehir. Mutlu olan yok. Diyarbakır terör ile yaşamaya alışkın bir şehir. Ama bu sefer başka. Şehrin merkezine girmiş çatışmalar. Terör ateşi şehrin merkezinde, göbeğinde. Bu sürdürülebilir bir durum değil. Hepimiz adına.
Gürsel Tekin ‘açılım’ adı verilen süreç ile ilgili olarak da bu süreçte şehirde inşaatların başladığını, terör olayları ile birlikte inşaatların tamamen durduğunu da söyledi. Ticari hayatın, sosyal hayatın da tamamen durduğunu sözlerine ekledi.
En çok duyduğunuz söz ve istek neydi?
Tekin’in bu sorumuza verdiği cevap da çok can acıtıcıydı:
‘Bir şeyler yapın’
Erdal İnönü ve SHP’ye yapılan haksızlıklar
Ateş düştüğü yeri yakar. Geçen gün de söyledim. Ağzımızı dikmeden doğruları konuşmak gerekiyor. Ne demiştik? Türkiye Büyük Millet Meclisinde iktidarlar muhalefetin yol göstericiliğinde yürür. Muhalefet partileri bu yolu açmak zorunda. CHP Lideri de bu ziyaretle bunu yapmaya çalıştı sanırım. Doğru da yaptı.
Peki, bunu anlayacak bir iktidar var mı?
Maalesef hayır.
Davutoğlu Ahmet Hoca ve AKP’liler geçmişte Deniz Baykal’a ve Devlet Bahçeli’ye Diyarbakır’dan ‘gel gel’ yapıyordu. Büyük konuşmayacaksın. Şimdi kendileri, seçim zamanı bir sabah namazında rüzgâr gibi geçiyor.
HDP’ye gelelim. Selahattin Demirtaş son olayda yanlış yaptı. Davutoğlu haklı. Tahir Elçi’yi canından eden kahpe kurşunun adresini ne biliyorsun? Biliyorsan da bildiklerini çık anlat. Karanlıkta göz kırpma. 
Bu sıkıntıların kaynağı, siyasetin asıl mecrasından sapmasıdır. Kürt etnik milliyetçiliği ile siyaset yapılamaz. Yapılırsa da bu kadar olur. MHP’nin de durumu da ortada. Irkçı, inanç ve coğrafi ayrımcılık bölücülüktür.
Kürt siyaseti yapanlar CHP ve 1991seçiminden sonra SHP’yi terk ederek yanlış yola saptılar. Kimse kusura bakmasın. 1991-92 yılındaki HEP niye kuruldu? Ya da HEP’in kuruluşu Türkiye’ye pahalıya mal oldu. En azından koskoca bir İnönü soyadına. Fatura merhum Erdal İnönü’ye çıktı. Oysa SHP ve İnönü İnsan hakları, eşit yurttaşlık, kültürel yaşamın korunmasının dışında ne söylüyordu?  Şimdi açılım türküleri söyleyenler, o gün buna karşı çıkıyordu.
Ve de kişisel hırslar yüzünden Türkiye’nin kimyası başka bir değiş ile morfolojisi bozuldu.  Siyasetin Türkiye’yi getirdiği nokta budur. O kadar.
 
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.