Türkiye şimdiden 16 Nisan referandumuna kilitlendi.AKP Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım “evet” için start verdi. TBMM Başkanları Bülent Arınç, Köksal Toptan ve Cemil Çiçek ön sırada yerini aldı.

Ancak tek kelime etmediler, “birlik ve bütünlük” görüntüsü için suratları adeta halk değimi ile sirke satıyordu. Adeta mevcutlu ifade vermeye gelen zoraki şahitler gibiydiler. Daha önce de söyledim.
Bir zamanların TV kuşları şu ana kadar tek bir programa çıkıp da kanaatlerini bile dile getirmediler.
Yazık, çok yazık.
AKP toplantısında eski heyecan yoktu.
Salonda Abdullah Gül ve Ahmet Davutoğlu gibi birçok isim de yoktu.
Adnan Menderes, Necmettin Erbakan, Alparslan Türkeş’in resimleri ellerinde eğreti duruyordu.
Oğlu Aydın Menderes ve arkadaşları RP’ye girince “olmaz” diye ayağa kalkanlar, Aydın Menderes’i milletvekili bile yapmayanlar ne kadar inandırıcı olacak ki?
Hele hele ayağına mahkum kelepçesi vurularak, ev hapsine gönderilen Erbakan’ın resimlerini
taşıyanlara ne demeli?
Aynı davadan yargılandığı halde Abdullah Gül’ün Başbakan,ardından Cumhurbaşkanı. Abdülkadir
Aksu’nun içişleri bakanı oldu. Aynı tarihlerde Erbakan mahkum sıfatıyla ev hapsindeydi.
Bir zamanlar Oğullarına Necmettin adını veren siyaset müridleri, o sağken yan yana gelince
kendisine selam bile vermemişlerdi. Gömlek çıkardıklarını söylemişlerdi. Bakalım Erbakan’ın 27 Nisan’da ölüm yıldönümü münasebetiyle bakalım ne yapacaklar?
Bunları niye aktardım?
Tartışmasız Saadet Partisi Milli Görüşün tek temsilcisidir. Aksini anlatan beriye gelsin. Oğuzhan Asiltürk, Şevket Kazan dahil tüm kadro orada. Genel Başkanı da Temel Karamollaoğludur.
Saadet Partisi referandumda “hayır” diyeceğini açık açık ortaya koydu.
Dün Demokrat Parti Büyük Kongresi toplandı.
Genel Başkan Gültekin Uysal Menderes fotoğraflarını tekzip ederek adeta , hançeresini yırtarak, “hayır” diye haykırdı. Hayır için and içtiklerini anlattı. Menderes’in vasiyetine değindi, Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiyesini istediklerini söyledi.
Çok etkili ve enteresan noktalara değindi.
Terör örgütü olarak kabul ettiği FETÖ’yü AKP iktidarının kucağında büyüttüğünü savundu. Iktidarı terör örgütlerine her türlü imkanı sağlamakla suçladı. En ilginç tespiti de bu referandumun yeni bir “milli şef” yaratmaya yönelik olduğunu belirterek, “sonradan demokratlar” diye tanımlamasıydı.
AKP iktidar, referandum kampanyasını CHP karşıtlığı üzerine kurarak işin içinden sıyrılmaya
çalışıyor. Ancak bu strateji tutmadı. Birincisi Erol Olçok gibi bir strateji dehası artık yok. İkincisi de bu referanduma AKP kadroları bile tam inanmış görünmüyor. Başbakan Binali Yıldırım’ın bile vefa adına bu değişikliğe evet dediğini sanıyorum.
AKP kurmayları Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan için hazırlanan hazır kıtalar dışında meydana
bile inemiyor. Halkın içine çıkamıyor. Çıkanlar da Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Antalya halinde mazot fiyatını soran bir çiftçiye “ben de çiftçiyim” demekten başka bir cevabı olmadığı gibi. Adeta kaçarcasına giderken, yaşlı ve dertli çiftçinin, “gonuşmadan geçmeyecen, cevap vercen” sözlerini duymazlıktan ne kadar gideceklerse.
Buna karşılık CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu her yerde. Halkın içinde. Sokakta, örgütte.
Kah dünkü gibi bir yanına Hikmet Çetin’i, Murat Karayalçın’ı, Altan Öymen gibi eski genel
başkanları alıyor, partinin eski milletvekillerini, yöneticilerinin tamamını kucaklıyor.
Bir önceki Genel Başkan Deniz Baykal başta olmak üzere Gürsel Tekin, Haluk Koç, Muharrem İnce gibi etkili isimleri de sahada.
Adım adım Türkiye’ye neden hayır denilmeli sorusunun cevabını veriyorlar. Özellikle Deniz Baykal ve Gürsel Tekin her partiden, her yaştan, her etnik kökenden vatandaşlar üzerinde etkili oluyor.
Deniz Baykal’ın, “Bu referandum en büyük tek adam mı, en büyük millet mi?” sorusu bu sürecin
püf noktası bence.
Gültekin Uysal’ın, “yeni milli şef” benzetmesi de çok önemli.
Bu referandumda anlaşılan simgeler üzerinde yürüyecek.
Simgelerin aslı sahipleri ile gibilerin mücadelesi olacak.
Biz de diyoruz ki evet de hayır da haktır.
Atatürk’ün her iki kesimin sahiplenmesi önemlidir. Memnuniyet veren bir durumdur.
Ama Kemal Kılıçdaroğlu’nun da dün ifade ettiği gibi Atatürk’e bile verilmeyen hakların bir kişiye verilmesini tartışmak bile abesle iştigaldir.
16 Nisan’da en büyük tek adam mı, millet mi? kararını vereceğiz.
Yeni tek şeflere gerek yok. ihtiyaç da yok...
Sorumluluk 80 milyonun. Sadece CHP’nin değil.
Karar da...
Hayırlısı olsun..

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.