Arkadaşım Metin Işık'ın beni etkileyen bir tabiri var. Zamanın ruhunun 'bed' yanını  O ''gibilerin iktidarı, gibilerin çağı' diye tarif eder. Gibilerin iktidarını sadece siyasi iktidar olarak algılamayın sakın. O da var. Ama çok geniş bir kavram bu. Sayın Işık, '' sadece doğa çöp üretmez' der. Bu da doğru bir tespit. İnsanoğlu olduğu her yerde çöp üretir. Siyasetçinin 'çöplüğü' de başarısızlıkları ve başarısız geçmişidir.

Müslüman gibi..... İnsan gibi.... Alevi gibi.... Devlet adamı gibi... Türk gibi.. Sanayici gibi... Gazeteci gibi... Yazar gibi...

2015 yılı 'asılları' ile 'gibilerin' mücadelesinin arenasıdır.  Asıllar ile gibileri birbirinden ayırd etmek  çok zordur ha. Biz de aklımızın yettiği kadar ''sahici ve dokunulur' olmaya çalışıyoruz. Moda değim ile 'sanal' değil.
Neyse. Göç bakanlığının kurulmasına ilişkin mütevazi önerim çok taraftar buldu. Genel Yayın Yönetmenimiz Veysi Şahin bey bunu tam sayfa gazetemize taşıdı. Doğan Şentürk'ün yönetimindeki Fox TV'nin başarılı ismi İsmail Küçükkaya bu önerimizi Dünya'ya duyurdu. Kendisine teşekkür ederiz. Okuyucularımız başta olmak üzere bu konuda duyarlı milyonlar 'evet doğru, göç bakanlığı kurulmalı' dedi. Mülteciler konusuna yıllarını veren Metin Çorabatır duayenimiz ve Muaz Yanılmaz da öneriyi destekledi. Siyasetçiler de..

Bu önerideki maksadım şudur. Sayısı 4 milyonu bulan göçmenler Türkiye'de kalıcı. Göçmen sorunu da kalcı. Peki bu hengamede çocuklar ne olacak. İnsan ırkının garantisi çocuklar. İnsanlığın da. Türkiye Cumhuriyeti Devleti sadece kimsesiz değil, analı babalı muhtaç göçmen çocuklarını da korumaya almalı. Onlara barınacak yer, sıcak aş vermeli. Göçmen veya mülteci aileler de işlerini yoluna koyduğu zaman, ya da çocuklarını geçindireceklerini ispat edince yavrularını 'zedelenmeden, heder olmadan' bağırlarına basmalı.
Yoksa ne olur?

10-15 sene çok çabuk geçer. PKK'dan sonra nur topu gibi Arap Milliyetçiliğini savunan bir  terör örgütümüz olur. Sokak çeteleri kangren gibi her yanımızı sarar. PKK'nın militan devşirdiği alanlar yüzyıllardır 'kardeşçe yaşayan, ortak vatana sahip' kişilerdi. Bu kardeşlikten 35 yıldır süren kanlı bir 'kardeş kavgası'' çıkmadı mı?''

Gözünüzü kapatın  'sokakta büyüyen' veya ailesini kaybettiği için  'suça itilen' Suriyeli çocukları, yine sokakta sistemden acımasızca intikam alan gençler olarak  düşünün.

Siyasetçiler mi? Onlar alınmaz ki? Duruma göre 'reçete' yazarlar. İktidar dobranın papucunu dama attı bile. 1 Kasım seçimlerindeki, kliplerini 'yallellilerle' doldurarak ''yallelli gibi siyasete'  ayak uydurdu bile. Hem de Türkçe, Kürtçe ve Arapça.

Peki canını bu topraklar için veren şehit dul ve yetimleri ne olacak? İnşallah Yurt Gazetesi'nin Sayın Kılıçdaroğlu, Bahçeli, Demirtaş, Desdici, Perinçek ve Taş'ın sahiplendiği önerisi en kısa kanunlaşır.

Çünkü sakat bırakan gazilik, şehit dulluğu, yetimliği kalıcı hasardır. Süreli değil yaşam boyudur. Yetimlik nezle mi ki limon verip tedavi edesin? O zaman devlet devletliğini gösterecek kendisini vatana adayanların ve ailelerinin hayatını her alanda yüzde elli (en az) kolaylaştıracak. Vergide, elektrik ve doğalgaz faturasında, memuriyet ve üniversite sınavında. Her alanda.

Ya koca koca iş adamlarımız. Rifat Hisarcıklıoğlu, Bendevi Palandöken özellikle siz. Biriniz Kayseri'li diğeriniz Erzurumlusunuz. Bölücülük yapmayalım ama en çok şehit veren illerimizdensiniz. Siz kalıcı olarak ne yaptınız? Bu kanun önerisini desteklediğinizi hala niye açıklamadınız. O gölgesinde rahat rahat Ankara sokaklarında mitig yaptığınız al bayrak için ölenler için kurum olarak kalıcı ne hangi işleri yaptınız. İsim isim değil. İstatistikleri konuşturun. Biz de, kamuoyu da bilsin. Bütçenizin kaçta kaçını gazi ve şehit dul ve yetimleri için harcıyorsunuz. Oran verin lütfen. Rakam değil. Çünkü rakamlar ve istatikler istendiğinde en büyük yalancıdır.
Aslında bugün Geçiici Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun, 'AKP'de reisci ve hocacı yok. Cumhurbaşkanı yönlendirilen biri olmadığımı bilir' şeklindeki trajı-komik sözlerini yazacaktım. 7 Haziran seçimlerinin sorusu HDP barajı aşacak mıydı? 1 Kasım seçimlerinin sorusu ise ''AKP tek başına gelse bile Davutoğlu Türkiye'yi tek başına yönetebilecek mi?'dir.

Türkiye 1 Kasım'da sşiyasi istikrarı sağlamalı. Bunun için de Tayyip Erdoğan'ı mutlaka devre dışı bırakmalıdır. Görüyorum ki Davutoğlu da bunu istiyor. O zaman söz seçmende. Haydi sandık başına. Büyük Koalisyonu sandıkta kuralım ki Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanlığı sıbnırları içinde kalsın. Aksi halde Davutoğlu ve AKP Tayyip Erdoğan'ı tutamaz. Olmaz ama kıl payı ile de olsa tek başımna gelse. Erdoğan Türkiye'yi yönettirmez. Boynukalın'ın Hürriyet Gazetesi önünde hançeresini yırtarak 'Seni Başkan Yaptıracağız'  bağırtısınıa asla unutmayın.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.