IŞİD'in derdi bizi gerdi.
G-20 Liderler  Zirvesi'nde herkes IŞİD terörünü konuştu.
Adamlar Mısır'daki uçağı da düşürmüşler.
IŞİD denilince herkesin aklına Türkiye geliyor.
4 yıldır IŞİD ve Nusra saflarında savaşan tüm yabancı 'cihatçılar' Türkiye üzerinden Suriye'ye girdi.
Obama bile önceki gün 'Türkiye'nin Suriye ile olan sınırının kontrol altına alınmasından' söz etti.
IŞİD'çilerin sızmalarını ima ediyor.
Yardımcısı Biden Haziran 2014'te benzer laflar etmişti.
Obama, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Suriye ile ilgili 'bilinen' hiç bir isteğini kabul etmedi.
'Uçuşa yasak bölge olmaz, güvenli bölge ve kara operasyonu yok, PYD'ye yardımımız devam edecek  ve Esad ivedi bir konu değil'.
Obama bunu söyleyince Erdoğan'ın Suriye konusunda 'en stratejik' müttefiki Hollande
'Suriye'de düşmanımız Esad değil IŞİD. Esad konusunu daha sonra konuşuruz' dedi.
O da Obama ve diğer liderler gibi IŞİD'in kökünün kazılmasından söz etti.
Herkes sözünde durursa IŞİD'in işi biter. Irak ve Suriye ordularının desteğiyle…
Buna da en çok Esad sevinir.
Esad sevinirse Erdoğan kızar.
Kızacağı için zirve sonrası konuşmasında Esad'a yüklendi.
Ama esas yüklenen Dışişleri Bakanı Sinirlioğlu oldu. Sayın Bakan 'Esad'ın 6 ay içinde iktidarı bırakacağını ve sonrasında yapılacak seçimlerde aday olamayacağını' söyledi.
Sanki Esad'ın kaderini tek başına kendisi belirliyor.
Öyle olsaydı Viyana Toplantısına ya da G-20 Zirvesine gerek kalmazdı.
Baksanıza Obama bile 'Esad gidecek ya da aday olmaz' türünden laf edemedi.
Gariban Suudi Kral'dan çıt yok.
Zaman zaman bunama nöbetleri geçiren Kral Hazretleri konuşmuş olsaydı belki de  'Esad gitsin' yerine Obama ya da  Putin için  'Gıcık Adamlar' derdi.
Buna da en çok Cumhurbaşkanı Erdoğan sevinirdi.
Çünkü Obama Suriye ile ilgili tüm planlarına 'hayır' dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan 'Bak Çin'den füze almaktan vazgeçtik' dedi ama Obama'yı etkilemedi.
Putin ise '40 ülke IŞİD'e yardım ediyor ve bu ülkeler arasında G-20 üyesi ülkeler var' suçlamasında bulundu. Bu suçlama ile Türkiye'yi ima eden Putin IŞİD'in kaçak olarak Türkiye'ye petrol sattığını da anlattı.
Buna 'gıcıklık' denmez de ne denir?
Belki de önlem olsun diye Cumhurbaşkanı Erdoğan tüm toplantılarına MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ı da katıyordu. Sayın Fidan 'Arap Baharı' sonrasında AKP'nin başta  Suriye olmak üzere tüm bölge politikalarının 'kara kutusu' konumunda. Yani tüm legal ve illegal ilişkilerin başında o var. Öyle olmasaydı diplomasi tarihinde ilk kez bir İstihbarat Başkanı Başbakanın yanında Beyaz Saray'da ABD Başkan'ının  karşısına oturmazdı (16 Mayıs 2013).
Belki de bu nedenle Cumhurbaşkanı Erdoğan aday olma krizinden sonra Fidan için 'O benim sır küpüm' demişti. Çünkü AKP yani Başbakan olarak Erdoğan ve Dışişleri Bakanı olarak Davutoğlu Suriye krizinin her yerinde var oldukları gibi 'Arap Baharı' sonrasında tüm yanlış ve tehlikeli oyunların ortasındalar.
AKP yönetiminde Ankara'nın son baş yıllık tutum ve davranışlarının tümü yanlış...
Yanlış olduğu tamamen kanıtlanmasına rağmen bu politikada ısrar ediliyor.
Bu yanlış ve ısrardan hemen vazgeçilmeli.
AKP yönetiminde Ankara iç cahillerin ve dış kışkırtıcıların gazına gelmemeli.
Müttefikler dâhil herkes Türkiye'nin Suriye ve bölge bataklığında saplandığını görüyor.
Bazıları bundan büyük haz alıyor.
Osmanlı'nın son döneminde olduğu gibi…
Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti insanları bunu hak etmiyor.
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.