Tarım ve Ormancılık Bakanlığı tarım ürünleri ile ilgili günde yüz bin veri topluyor. Bütün il ve ilçelerde üreticiler, aracılar, hâller, pazarlar ve marketlerden birçok tarım ürünü ile ilgili fiyatlar toplanıyor. Bakanlıkta dev gibi bir veri her gün toplanmaya devam ediyor. Enflasyonda tarım ürünlerinin önemli bir yer tuttuğu epeydir fark edildi. Şüphesiz bu hem toplumda hem de yönetenlerde büyük bir endişe yaratıyor. Bu büyük veri (Big data)  kullanılarak ülkenin tarım ürünleri fiyatları açısından adeta nabzı tutulabiliyor. İyi de soğan, patates, kırmızı etteki hızlı fiyat artışlarına ne demeli? Sorun verilerde mi yoksa bu verilerle yapılmasına izin verilen önlemlerin kısıtlılığında mı? Buna bir bakalım.   

2014 yılında “gıda ve tarım ürün piyasalarını izleme ve değerlendirme komitesi” kuruldu. Bugün Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yönetiliyor. Kısaca TÜFİS denilen “Tarım Ürünleri Fiyat İzleme Sisteminin” amacı doğru tarım politikalarına katkı sağlamak olarak açıklanıyor. Daha önce bu sistemin sekretaryasını Merkez Bankası yapıyordu. Hızlı fiyat artışlarına karşı yapılabilecekler çok sınırlı. Merkez Bankasının dokümanlarında ve Kahramanmaraş’ta yapılan “Tarım Ekonomisi Kongresinde” bakanlık yetkililerin yaptıkları sunumlarda bu ipuçlarını elde ediyoruz.

Öncelikle yetkililerin açıklamalarında gördüğümüz bir sorun var. Fiyat problemi deyince nerdeyse sadece tüketicilerin ödediği fiyatlar ele alınıyor. Hâlbuki tarım ürünlerinde çiftçinin eline geçen fiyatlar yerlerde sürünüyor. Bu fiyatların arttırılması için pek bir şey yapılmıyor, hatta düşünülmüyor.  Diğer yandan birçok üründe tüketici; çiftçinin eline geçen fiyatın beş, altı, yedi mislini ödüyor. Aracılar, gıda sanayicileri ve zincir marketler arada büyük bir pay alıyor.

Yetkililer fiyatların artışını frenlemek için önlemleri ikiye ayırıyorlar. Konjonktürel dedikleri kısa vadeli önlemlerde sözünü ettikleri dış ticaret düzenlemeleri. Yani ithalatta alınan gümrük vergilerini azaltmak ve ithalata başvurmak...

Yapısal tedbirlerde ise ele aldıkları şunlar:

1-Yaş sebze ve meyvede fire oranını azaltmak

2-Üretici Birliklerinin payının artması için çalışmak

3-Aksayan rekabeti önlemek için denetimi arttırmak

4-Tarım sektörünün finansman koşullarını iyileştirmek…

Dikkat ederseniz gerçekte yapılanların hemen hemen sadece gümrük vergilerinin düşürülmesi ve ithalata başvurmak olduğunu görüyorsunuz. Fiyatları çok hızlı artan buğday, arpa, mısır, canlı dana, karkas et, nohut, kuru fasulye, barbunya, börülce, gibi birçok üründe gümrük vergileri bazılarında sıfıra varan ölçülerde düşürüldü ve büyük miktarlarda ithalat yapıldı ve yapılıyor. 

Önerilen ve henüz ciddi bir başarı elde edilmeyen yaş ve sebzede fire oranını azaltmak elbette gerekiyor, ancak aracılar hem çiftçi eline geçen hem de tüketicinin ödediği fiyatlar üzerinde hegemonya oluşturabiliyorsa fire oranını düşürmek ne ölçüde etkili olacaktır.

Neden sadece üretici birliklerinin pazarlamadaki payları söz ediliyor da kooperatiflerin adı bile geçmiyor. Pazarlamayı bütün dünyada yapan kooperatiflerdir. Kooperatiflere ciddi bir destek yapılmıyor.

Diğer bir konu: Rekabet aksıyor mu? Tabii ki aksıyor. Ülkemizde birçok üründe çok az sayıda şirket tam bir hegemonya oluşturmuştur. Bu fiyatlarla ilgili temel yapısal sorundur. Bunu görmeden gıda fiyatları sorununu çözmek imkânsızdır. Bu konuda hiçbir şey yapılmıyor. Rekabetin aksadığının kabul edilmesi için belli bir ürünle ilgili şirketlerin rekabeti yok etmek üzere aralarında yazılı bir anlaşma yapmış olmaları ve bu belgenin de ele geçirilmesi gerekiyor. Ele geçtiği çok nadir durumlarda da çok dokunmayan bir para cezası ile yetiniliyor.

Çok uzatmayalım, gıda fiyatlarının artmaması için aslında ithalattan başka bir şey yapılmıyor. Şöyle bir benzetme yapalım. Ava giden bir avcıya sadece sapan veriyorsunuz ve vahşi hayvanları avlamasını bekliyorsunuz.

Örneğin neden bir taraftan üretici kooperatiflerini diğer yandan tüketici kooperatiflerini, ekolojik köylü pazarlarını, topluluk destekli tarım gruplarını desteklemiyorsunuz? Toprak Mahsulleri Ofisine daha yüksek miktarda hububat alımı yapması için neden mali imkânlar yaratmıyorsunuz? Süt ve Et Kurumu neden piyasaya girip süt veya et almıyor?

Bunların yapılmamasının temel nedeni IMF, Dünya Bankası ve emperyalist ülkelerin fiyatları etkileyen destekleme politikalarının uygulanmasını imkânsız hale getiren politikaları ülkemize dayatmış olmalarıdır. Bu nedenle önlem deyince gümrük vergilerini azaltmak gibi gelişmiş emperyalist ülkeleri daha da sevindiren önlemlerden başkaları akla gelmemektedir.

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.