Tarım sektörünün Türkiye için ne kadar önemli olduğunu artık 7’den 70’e her kademeden herkes öğrenmiş durumda. Vatandaşın bütçesini direkt olarak etkilediği ve uzun süredir güncelliğini koruduğu için ülkenin tamamını ilgilendiriyor. Gıda fiyatlarının şu günlerde bu kadar çok konuşulup, hakkında en çok şikâyet edilen konu olması zamanlama olarak hükümeti tedirgin ediyor. Zira önümüzde seçim var, kısa zamanda çözüm bulmak da mümkün olmadığına göre dikkatleri dağıtmak ilk akla gelen çözüm oluyor.

Son günlerin günah keçisi marketler… Raflarda ayrı fiyat gösterip kasada daha yüksek fiyattan sattıkları, bir ürünün rafa girmesi için ödediği paranın yüksekliği gibi nedenlerle marketler siyasetçilerin hedef tahtasında. Raf bedelleri ülkemiz açısından yeni bir konu değil. Organize perakende zincirlerinin yayılması ve geleneksel perakendenin payının düşmeye başladığı 2000’li yılların başından itibaren bu sorun gündemde.

Üreticiler, “ürünün fiyatı kadar raf parası ödüyoruz, ödemelerimizi geç alıyoruz” diyor, marketler de “Bir ürünü rafa koymanın maliyeti bizim açımızdan çok yüksek, bunu paylaşmalıyız” iddiasında ısrar ediyor.

Marketler bitiyor, bu kez gündeme hal sorunu geliyor. Hallerin fiyatları yükselttiği tartışılıyor, hemen komisyonlar kurulup yeni hal yasası çalışmaları başlatılıyor. Halciler eskiyince bu kez tüccarlar konusu tartışılıyor.

“Katil uşak” repliği gibi her tartışmanın bir parçası olan her koşulda kaybeden taraf üretici oluyor.

Paketler havada uçuşuyor

Bu tartışma, bana onlarca yıldır her iktidar tarafından kullanılan ancak birkaç aylık rahatlamanın ardından Hazine’ye ciddi yük bırakan art arda açılan önlem paketleri, teşvik uygulamalarını anımsatıyor. Malum şu günlerde de bir paketin içeriğini tam olarak anlamadan yenisi geliyor. KOBİ, kredi, teşvik, ÖTV vs… Noel Baba misali hediye verilmeyen kimse bırakılmayacak 31 Mart’a kadar…

Gıda fiyatlarını kontrol altına almak, anormal şekilde yükselmesini önlemek için yapılacaklar belli, bunu yıllardır yapan ve oldukça başarılı olan ülke örnekleri de var üstelik… Öncelikle popülizmden uzak ve bilimsel temellere dayanan uzun vadeli bir tarım ve hayvancılık politikası oluşturulup uygulanmaya başlanacak. İkincisi de üretici üzerinden para kazanan aracı sayısını azaltıp, çiftçilerin birlikte hareket edip satıcıya karşı daha güçlü olacağı, hatta bizzat kendisinin pazarlık gücüne sahip olacağı kooperatif sistemine yeniden dönülmeli. Cumhuriyet döneminde kurulan ve çoğu kapatılan, işlevsiz hale getirilen kooperatifler…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.