Şenlik havasında başlayan CHP 35.Kurultayı sona erdi. PM üyeliğine adaylık başvuruları gece geç saatlere kadar sürdü. Biz de kurultayı ‘coşku ve şenlik havasını’ içimize çekerek yaşadık.
Kemal Kılıçdaroğlu şenlik bitti. Sıra gösteri de.
Tek aday olarak seçildiniz. Bu seçimin kıymetini daha çok bilin lütfen.
Tekrar ana muhalefet liderisiniz. Şimdi çalışmak zamanıdır. Yüzde 25 ‘iyidir’ mazeretiniz geçerliliğini yitirdi. Bu CHP’nin değil belki de sizin ‘son fırsatınızdır’ Unutmayın hepsi sizin ‘olurunuz’ ile Ankara’ya gelen ve yaklaşık 250 kurultay delegesi genel başkanlık seçiminde ‘geçersiz oy’ verdi. Bu rakam sizin aldığınız 990 oy kadar önemlidir.
YURT Gazetesi olarak yanınızda durduk ve şahsen şahsım bu konuda çok eleştiri de aldım.
“Hele 7 Haziran geçsin, "1 Kasım var" ya da "Kurultay öncesi olmaz" gibi mazeretler sona erdi. En azından bizim için. Benim için de… Sizin adınıza üretilecek "mazeret" de kalmadı. Şimdi özeleştiri yapma zamanıdır. Adaletli olma zamanıdır. Empati yapma zamanıdır.
MYK üyesi şu olsun, baş danışman şu olsun beklentileri doğacak. Ama bence bir numaralı gündeminiz TBMM’de yaşanan poster skandalına el atmak olmalı. Hani şu görmezden geldiğiniz TBMM’deki poster skandalı var ya O.
Gazeteci Talat Atilla sizin yıllar önce tanıdığınız bir gazeteci dostunuzdur. Ben tanışmam bile. Atilla, Aylin Nazlıaka’nın  CHP’li bir bayan milletvekilinin TBMM’deki odasındaki duvara asılı olan Atatürk posterini "yeni şeyler söylemek lazım" diye önce masanın üstüne, çöp kutusuna ardından da  dolabın arkasında bıraktığını, ancak odada bulunan milletvekilinin uyarısı üzerine yeniden yerine astığını yazdı. Nazlıaka’nın da bunu bir grup milletvekiline anlattığını aktardı.  Polemik üstadı Nazlıaka habere hemen tepki gösterdi. Mahkeme ve yüksek tazminat çabaları yetmedi. Nazlıaka’nın avukatı Siz kürsüde medya özgürlüğü diye bağırırken,   Atilla’nın cep telefonuna ve bilgisayarına el konulmasını istedi. Yetmedi sizin de "okuduğum iki siteden biri" dediğiniz Türktime sitesinin kapatılmasını da…
Siz bu konuda 15 gündür susuyorsunuz. Kamuoyu susmadı. Yurt da alıntı yaptı. Ne hikmetse kurmaylarınız Nazlıaka’yı anlamsız bir koruma çabasına girdiler. En azından "çeneni niye tutmadın?" diye sormadılar bile. Ya da araştıracağız. TBMM Grup Başkanvekili Levent Gök, TRT’yi Atatürk haberleri için (bizce de haklı gerekçelerle) basarken kimse bu poster skandalını sormadı. Ama bu baskın TBMM’deki poster skandalını örtme çabası olarak algılandı. Hele Engin Altay’ın CNNTÜRK’te Ahmet Hakan’ın sunduğu tarafsız bölgede düştüğü komik durum neydi? Nedim Şener, Yurt ve diğer gazetelerin de yansıttığı olayı hatırlatınca sanki oradaymış gibi ‘olayın yaşanmadığı’ mesajını verdi.
Ve Muharrem İnce telefona bağlandı. "Evet, Aylin Nazlıaka CHP’li bir bayan milletvekilinin Atatürk posterini duvardan indirdiğini söyledi" diye mertçe konuştu. Bu sözleri söylerken de Mehmet Bekaroğlu’nun da orada olduğunu sözlerine ekledi. Atalay kem küm etti. Bu tavır da başka merakları tetikledi.
Nazlıaka’yı bu koruma niye? Hatta korku… Korku var mı korku…
Atilla’nın iddiası ete kemiğe büründü. İspatlandı. CHP bu olayı artık göz ardı edemez. Susamaz.
Sayın Kılıçdaroğlu’nun da bu olayın üstüne gideceğini ve kabullenmeyeceğine inancımı hala muhafaza ediyorum.
Yoksa CHP sadece Atatürk’e sonuna kadar sadık olma yönündeki "genetiğini" inkâr etmiş olmaz aynı zamanda medya özgürlüğü türküleri de boşa gider. Gerçi biz şimdilik, görevi CHP’de, oyu başka partilerde, ağzını yayarak  muhataplarıyla ‘canım’lı  ‘cicim’li konuşan, akreditasyon ve kategorize etme  meraklısı, ailece duble maaşlı,  MHP kökenli ya da HDP seçmeni danışman kadrolarını görmezden geliyoruz. En azından şimdilik. Bu tavırlar uzun süre tepkisiz kalmaz/kalamaz da, biz görmezsek başkaları görür.
 
Hangi CHP?

Peki, CHP ne yapmalı? Ya da hangi CHP? Buna CHP’nin kendisi karar verecek.  Bence merkeze soldan bakmalı. Merkezden de sola. Sadece ‘etnik’ ve ‘ırk’ değil, bölgeci siyaseti de reddetmeli. İnsanı merkeze koymalı.  Bölücülük ile arasına da sınır koymalı. Alevi, Kürt tanımlarını bırakmalı. O kesimleri insan hakları ve birey haklarını savunan bir parti olmalı. Halk ve İnsan tanımı üzerinde yoğunlaşmalı.
Sayın Kılıçdaroğlu sizin de dediğiniz gibi "ötekileştirilmiş ve mağdurların" partisi olmalı.
Yeri gelmişken ‘kirveme’ de birkaç cümle söylemek isterim. Sayın Cemal Canpolat vefakâr CHP seçmeni bütün aleyhte propagandaya rağmen sizin kökeninize değil CHP’li kimliğinize oy verdi. Şimdi İstanbul hizmet bekliyor. Siz ise ayağınızın tozuyla Diyarbakır’a gitmekten söz ediyorsunuz. İstanbul’un yolu Diyarbakır’dan geçmiyor. Bu söylem 1990’larda kaldı. Yoksa siyasete değil, ideolog olmaya mı soyundunuz? Siz İstanbul il başkanısınız. Sadece İstanbul ile ilgilenin. CHP’li belediyeler bile cem evlerindeki düzenlemeye uymuyor. Siz Diyarbakır’dan başlıyorsunuz.
İstanbul’da yaşayan insanların tamamını kucaklayın. Ekmeğini, aşını konuşun. Gazi Mahallesi’ni, Bağcıları, Pendik’i, tek bir sineması bile olmayan Sultanbeyli’ye gidin,  konuşun. Diyarbakır'a gidip ne konuşacaksınız? PKK'yı eleştirecek misiniz? Hendeklere ne diyeceksiniz?
Sol ama hangi sol? Sol dalkavukluğu yapacağım diye işe kendinizi tartıştıracak yerden başlamayın. İnanç özgürlüğünden başlayın. İnsan haklarından başlayın. İş, aş ekmek ve daha çok özgürlük değin.  İzmir’i örnek alın. Anadolu’dan gelen milyonlar İzmir’de İzmirli oluyor. Maalesef İstanbul insanları dışlayarak daha çok  Diyarbakırlı, Karslı, Malatyalı, Rizeli yapıyor.
Gelelim örgütlenmeye. İllerde her ay ilçe başkanları, ilçelerde mahalle temsilcileri toplanmalı. İstekler ve temenniler her hafta, her ay muntazam olarak  önce illere sonra Ankara’ya iletilmeli. Takip edilmeli. İnsanlara dokunulmalı.
CHP ve Kemal Kılıçdaroğlu her ay il başkanlarını, ilçe başkanlarını toplamalı. O ay uygulanacak politika ve söylemler ele alınmalı.
Öffff. Şimdi dedikodu ve konuşma zamanı değil çalışma zamanı. CHP’yi, Türkiye'yi  anlatma zamanı.
Referandum ve erken seçim bahanesine girmeden.
Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.