Ve Vedat Türkali ‘üstat’ göçüp gitti bu dünyadan…
Gri siyaset günlerinde.
Dün gözler dostları aradı.
Kemal Kılıçdaroğlu yoktu. O gelmeyince  de belediye başkanları ve milletvekillerinden oluşan siyasetin 'saz arkadaşları' yoktu.
CHP’den kafasına ‘siyaset mermileri’ sıkılmaya çalışılan İstanbul Milletvekilleri Enis Berberoğlu ve Gürsel Tekin vardı.
15 Temmuz’dan beri ‘ortalarda görünmeyen’ Siyasetin Küçük Emrah’ı HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş da oradaydı.
Veda töreninde gözler Aydın Çubukçu, Mustafa Yalçıner ve Bozkurt Nuhoğlu’nu aradı.
Ben göremedim. Belki de kalabalıktan.
Aydın kimdir?
Somut olayların üstüne gidip, soyut düşünendir.
Toplumun yapısal meseleleri ve değerleriyle meşgul olup, başlıca sosyal, ekonomik ve politik gelişmeleri değiştirebilen, genellikle kabul edilmiş açıklama tarzları ve varsayımları tahlil ve tenkit edebilme, bunlara bir şey katabilme veya hiç olmazsa, bu görüşleri yürütebilme gücüne sahip kimselerdir.
Türkiye’de aydın var mı?
O başka konu ama. Ben var varsayımı üzerinden bakayım soruna.
Aydınlar hakkında söylenecek çok söz var. Ülkemizde aydın olmak zor zanaat.
Ya hapiste ömür sürüyorlar ya da dışarıda cezalandırılıyorlar.
Bir de aydın geçinenler var. Yani sahte aydınlar.
Eleştiri en doğal haktır.
Çünkü eleştiri yanlış giden hususları düzeltilebilir. Yanlışı düzeltmek her aydının temel sorumluluğundadır.
Aydın, değerlendirmeyi, yorumlamayı ve sonuca gitmeyi en iyi bilendir. Bu sorumluluktan hiç kimse kaçamaz. Ulusal ve toplumsal sorunlar aydını harekete geçiren hususlardır.
Atatürk dönemi hariç, aydın olarak bilinenler sorumluluklarını yerine getiremiyorlar ya da getirmiyorlar.
Hayatın en şaşmaz yasası bir kez daha hükmünü yürüttü. Sosyalist aydın Vedat Türkali yaşamını yitirdi.
Türkali’nin ölüm haberinin duyulmasıyla birlikte sosyal medyaya yansıyanlar, onun ne kadar büyük bir sevgi halesiyle kuşatılmış olduğunu gösteriyor.
Bu büyük sevgi halesi boşuna değil.
Vedat Türkali’yi kuşatan bu sevgi halesi, onun ülkemiz sineması ve edebiyatına taşımış olduğu parlak ışığın ve tüm yaşamı boyunca ezilen ve sömürülenler safında net ve kararlı bir politik duruş sergilemiş olmasının ürünü.
Vedat Türkali, “Karanlıkta Uyananlar” filmi ile 1960’ların hareketli dünyasında ülkemizde hızlı bir gelişme ritmine sahip olan işçi sınıfını ve sınıf mücadelelerini sinemaya taşımıştı ve onun bu başarılı girişimi, ülkemizde zaman içinde gelişecek politik sinema birikiminin başlangıç noktasını oluşturuyordu.
Vedat Türkali’nin ülkemiz sinemasındaki bu ön açıcı tarihsel rolü çok önemlidir ve bu işi Vedat Türkali’nin üstlenmiş olması, onun içinde biçimlendiği kültürel ve politik ortamın ürünüdür. Bu nasıl bir kültürel ve politik ortamdır?
1919 yılında İstanbul’da Abdulkadir Pirali ismiyle doğan doğmuş olan Vedat Türkali, Edebiyat Fakültesi’nde okumuş, okulu bitirdikten sonra edebiyat öğretmenliği yapmıştı, ancak edebiyatla kurmuş olduğu sıkı ilişki çocukluk dönemine dek uzanıyordu.
Vedat Türkali politik mücadeleye gençlik yıllarında, o dönem yasadışı olan Türkiye Komünist Partisi saflarında katılmıştı. İkinci Emperyalist Paylaşım Savaşı’nın ardından yeni bir örgütlenme hamlesi gerçekleştirmeye çalışan TKP, 1951 yılında tarihinin en büyük tutuklaması ile yüz yüze gelmiş, bu tutuklama sürecinde yoldaşlarıyla birlikte ağır işkencelere maruz kalan Türkali de tutuklanmış ve yedi yıl hapishanede kalmıştı.
1974 yılında, “Bir Gün Tek Başına” ile edebiyat alanında yaptığı açılış, sinemada açmış olduğu yolla benzerlikler taşır.  
Türkali’nin eserinde yeni ve sarsıcı olan, yarattığı sinemasal roman dili, bilinç akışının olanaklarını kullanmaktaki ustalığı idi.
96 yaşında vatanı için yüreği yanan barıştan kardeşlikten yana olan güzel insan yolun açık olsun.
Gri siyasetten selam olsun…
Önden gidenlere de bizden selam olsun.

 

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.