banner87
Çok alametler belirdi. Türkiye’nin büyük bir dönüşümden geçtiğini görüyoruz. Darbe girişiminden sonraki günlerde yaşadığımız artçı sarsıntılar devam ediyor. ‘Bu kadar da olmaz’ denen birçok olay aynı gün içinde olup bitmekte. Cemaat-hükümet saflaşmasında yaşanan sarsıcı gelişmelerin yanı sıra, operasyonların iktidarın bugüne kadar koruyup kolladığı isimlere kadar uzanması az da olsa içimizi soğutuyor. İstanbul’un eski valisi Hüseyin Avni Mutlu’nun darbecilerle bağlantısı bulunduğu şüphesiyle gözaltına alınması, bizim için küçük, hükümet için büyük bir adım. Gezi döneminde halka uygulanan orantısız şiddetin, inanılmaz ölçüde yükselen gerilimin ve sokağa çıkan vatandaşa karşı ilan edilen savaşın sebebi, bu kararları verenlerin kimliği ortaya çıkınca biraz daha anlaşılır oldu…

Çünkü görüldü ki bu örgütün en önemli özelliklerinden biri gizlilik değil gaddarlık… Yoksa İstanbul boğazının incisi köprüyü bombalama emrini kim, nasıl verir? Veya milletin meclisini, sembolik de olsa demokrasinin kalesini bombalamak hangi hastalıklı üst aklın sonucudur?

Son dakika gelişmelerini takip etmekten sürmenaj olduk. Darbeci askerlerin itirafları peş peşe gelmeye başladı. Generallerin ifadelerinde okuyanı şok eden ayrıntılar var. Ordunun neredeyse bütün üst kademesi cemaatin elindeymiş. Genelkurmay Başkanı’nı makamında esir alan ve TRT’de darbe bildirisini okuması için zorlayan generallerden biri ‘aslında ben arabulucuydum’ diyor. İktidar partisine mensup abisinden yardım istiyor. Bir diğeri ‘sorunu çözmek için çağırdılar ben de geldim’ diye durumu kurtarmaya çalışıyor. Ciddiyetsiz, bir o kadar da tehlikeli bir tablo ortaya çıkarken, herkes topu birbirine atıyor. O gece başımızda jetleri alçaktan uçuran pilotlardan biri, aslında boğaz köprüsünü bombalamak üzere emir almış ama kıyamamış, bombaları Alibeyköy Barajı’na bırakmış.

Darbe girişimi nedeniyle tutuklanan generallerin hepsi 2013, 2014 ve 2015 yıllarında atanmış. Demek ki Gezi döneminden başlayarak, 17-25 Aralık soruşturması ve sonrasında gelen dönemde bile orduyu dizayn etmeye çalışırken, Atatürkçü askerleri atıp cemaatçileri doldurmuşlar.

Cumhurbaşkanı ve Genel Kurmay Başkanı’nın yaverlerinin de darbeye katıldığı anlaşılınca, 1920’lerden beri var olan Cumhurbaşkanlığı Yaverliği makamı aniden kaldırıldı.

Darbe girişiminden sonra ‘Dere geçerken at değiştirilmez’ deyip, MİT Müsteşarı ve Genel Kurmay Başkanı’nın görevde kalacağını açıklamışlardı. Ama on gündür yaşananlardan sonra görev değişikliği yapılmasının büyük bir ihtimal olduğu konuşuluyor. Bugün gerçekleşecek Yüksek Askeri Şura toplantısında önemli kararlar alınması, terfi etmesi beklenen isimlerin büyük oranda tasfiye edilmesi bekleniyor.
 
Cemaatle yıllar süren ortaklığı konusunda hiçbir özeleştiri içine girmeden ‘kandırıldık’ diyen iktidar, 15 Temmuz gecesinden sonra tutuklanan generallerin, komutanların yerine vakti zamanında Balyoz, Ergenekon gibi davalarda iftiraya uğrayanları getirmeye başladı. 

Kendi tabanını günlerdir meydanlarda tutmaya çalışan AKP, CHP’ye Taksim’de miting yapması için izin verdi. Hatta İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nin aldığı kararla, miting günü vatandaşların faydalanabilmesi için ücretsiz ulaşım sağlandı.

AKP’liler Taksim’deki mitinge heyet gönderdi. Gezi’den bu yana gördüğümüz en büyük kalabalık toplanmıştı ki bunun dışında kalmak istemediler.
Hainler mezarlığı fikriyle tepkileri üzerine çeken İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İstanbul’daki 39 ilçe belediye başkanını -CHP’liler dâhil- davet etti. Saraçhane’de demokrasi nöbeti tutanlara balkondan seslendi. Solunda CHP’li Avcılar Belediye Başkanı Handan Toprak, sağında Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar, arkasında Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu olduğu halde konuştu.

Cumhurbaşkanı ve Başbakan ilk defa Lozan Barış Antlaşması ile ilgili açıklama yaptı ve bu anlaşmanın Türkiye Cumhuriyeti devletinin tapusu olduğunu söyleyerek, bir anlamda modern cumhuriyete sahip çıktı.

Yine ilk defa AKP Genel Merkezi’nin dış cephesine dev Atatürk posteri asıldı.

Muhalefet partisi liderleri, Cumhurbaşkanı’nın çağrısıyla yıllardır kaçak saray dedikleri Aksaray’a gitti.

Darbeden iki gün sonra ‘Taksim’e Topçu Kışlası’nı yapacağız’ dediği için tepki alan ve bir daha gündeme getirmeyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefet liderlerine açtığı tüm ceza ve hukuk davalarını geri çekti.

Saraya çağrılmayan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, çözüm sürecine geri dönülmesi için çağrı yaptı.

Başarabilirse Türkiye başka bir siyaset ortamına girecek.

Umudu kesmeyin, gün gelecek, devran dönecek…

Önerilen Haberler
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.