banner87

AİHM referandumun iptali davası için hareketleniyor

Türkiye bir yandan ABD'deki Zarrab davasına kilitlenmişken, AİHM ise CHP'nin referandumun iptali için yaptığı başvuruyu ele almaya hazırlanıyor. Başvuruların ocak ve şubat ayı içinde toptan değerlendirilebileceği belirtiliyor. Türkiye'den gelen iş yükünden bunalan mahkemenin, taraflara yönelik diyalog süreci başlatabileceği, iktidarın ise partili cumhurbaşkanlığının kalması ve diğer uygulamalardan vazgeçilmesi şartıyla uzlaşma arayabileceği konuşuluyor.

AİHM referandumun iptali davası için hareketleniyor

Türkiye bir yandan ABD'deki Zarrab davasına kilitlenmişken, AİHM ise CHP'nin referandumun iptali için yaptığı başvuruyu ele almaya hazırlanıyor. Başvuruların ocak ve şubat ayı içinde toptan değerlendirilebileceği belirtiliyor. Türkiye'den gelen iş yükünden bunalan mahkemenin, taraflara yönelik diyalog süreci başlatabileceği, iktidarın ise partili cumhurbaşkanlığının kalması ve diğer uygulamalardan vazgeçilmesi şartıyla uzlaşma arayabileceği konuşuluyor.

28 Kasım 2017 Salı 11:48
AİHM referandumun iptali davası için hareketleniyor

Türkiye’yi uluslararası arenada zor günlerin beklediği, ABD’deki Zarrab davasının ardından gündeme Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) bekleyen referandumun iptaline ilişkin davanın geleceği kaydediliyor. AİHM’in CHP’nin yaptığı başvuruları Ocak ve Şubat aylarında toptan değerlendirebileceği, Türkiye’den gelen iş yükünden bunalan mahkemenin, taraflara yönelik diyalog süreci başlatabileceği belirtiliyor.

Yeniçağ yazarı Ahmet Takan, “Zarrab sonrası AİHM’de bekleyen dava’ başlığıyla kaleme aldığı yazıda, “Türkiye'yi uluslararası arenada gerçekten çok daha can sıkıcı günler bekliyor. İşim felaket tellallığı yapmak değil. İktidara da muhalefete de karşı muhalif kimlikli bir gazeteci olsam da bunları takip edip yazmaktan hiç keyif almıyorum!.. Olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin saygınlığına oluyor” yorumunu yaptı. Takan, özetle şunları yazdı:

“Aralık ayının sonuna doğru ABD'de görülen Zarrab Davası daha da ete kemiğe bürünecek. Türkiye'nin sıkıntısı bununla bitmeyecek. AİHM'de bekleyen bir dava süreci var. 16 Nisan referandumunun iptaline ilişkin. CHP parti olarak, eski CHP Konya Milletvekili Atilla Kart ile birlikte bireysel başvurular yapıldı. Kart'ın yaptığı başvurunun ön kabulü gerçekleşti. CHP, parti olarak yaptığı başvurusuna Yargıtay Onursal Başkanı Prof. Dr. Sami Selçuk'tan aldığı bilimsel görüş yazısını da ekledi. Kart'a AİHM'deki davanın seyrini sorup bilgi aldım ama önce başvurunun içeriğini hatırlatmakta fayda var;

Avukat kökenli eski CHP Konya Milletvekili Kart, AİHM'e şu gerekçelerle gitmişti:

"Türkiye'de adalete erişimin engellendiği, adil yargılanma hakkının kalmadığı... Bağlı olarak, anayasal kurumların işlevlerini kaybettiği, devletin anayasal organları olmaktan çıktığı, siyasi iktidarın doğrudan kontrolünde olan bu kapsamda kanunsuz emir ve talimatları yerine getiren organları haline dönüştüğü... Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 13. maddesi bağlamında, etkili iç hukuk yollarının kalmaması söz konusu olduğundan... Bunlara dayanarak, 16 Nisan halk oylamasının mühürsüz zarf ve oy pusulalarının kullanılması ile yasama organının yetkisinin gasp edildiği, tam kanunsuzluktan malul olan, yok hükmünde olan bir işlem tesis edildiğinden hukuki sonuçlarının kaldırılmasına..."

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6 ve 13'üncü maddeleri çok açık bir şekilde adalete erişmeyi engellemeyi içeriyor. Atilla Kart, sorularımı cevaplandırırken çok önemli bir haber verdi. Kart, yaptığı görüşmeler sonucunda AİHM'in Ocak-Şubat ayı içinde referandumun iptali için yapılan başvuruları toptan değerlendirme süreci içine gireceği izlenimini edindiğini bildirdi. Kart, başvurusunun ardına ek dilekçeler vererek, partili cumhurbaşkanlığı, HSK ve uyum yasaları sürecinden dolayı doğacak kaosa dikkat çekmiş. Adalete erişimin engellendiğine son 10 yıllık örnekleriyle dikkat çekmiş. Kaosa yol açmamak için başvurusunun ivedilikle incelenmek zorunda olduğunu belirtmiş.

İKTİDAR SİNYAL VERİYOR

AİHM, Ocak ayı içinde davaları değerlendirme ve karar alma sürecine girerse olacak şeyler belli. Mahkeme, referandum sürecinde hak ihlali yapılıp yapılmadığının tespitine karar verecek. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin maddeleri belli, mahkemenin hukuk normları ortada. Ne olacağını tahmin etmek için kâhin olmak gerekmiyor!.. Türkiye'den gelen iş yükünden bunalan mahkeme bu arada taraflara "dostane çözüm" için diyalog süreci başlatabilir. Bu bağlamda, iktidar, davacılarla partili cumhurbaşkanlığının kalması ve diğer uygulamalardan vazgeçilmesi şartıyla uzlaşma arayabilir. İktidar, muhtemel sonuçları gördüğü ve diyalog zemini yaratmak için sinyal veriyor bence... Atilla Kart'a, "uzlaşır mısınız", "veya hangi şartlarda uzlaşabilirsiniz" diye sordum. "Önce partimle konuşurum. Partimle konuşmadan hiçbir şey söyleyemem size" dedi. Genel fotoğrafa farklı bir not ekleyeyim;

‘AVRUPA ZARRAB DAVASINI BEKLEYİP AİHM SÜRECİNDE DÜĞMEYE BASACAK’

Saray kaynakları, anayasa değişikliklerinin mimarlarından Meclis Anayasa Komisyonu Başkanı Mustafa Şentop ile R. Erdoğan'ın araya çok mesafe koyduğunu söylüyor. Gerekçe olarak da Erdoğan'ın iki turlu Cumhurbaşkanlığı seçimi ve 50 artı 1'den dolayı duyduğu memnuniyetsizlik gösteriliyor.

Bana kalırsa, Avrupa, Zarrab Davası'nı bekleyecek, gidişata göre, AİHM sürecinde düğmeye basacak. Bakalım, saray ne yapacak?.. “

Önerilen Haberler
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
adalet 2017-11-28 15:49:17

referandum da muhursuz oylarin sayilmasi dogru degildir