banner87

'Bülent Tezcan neden konuşmuyor?'

Habertürk yazarı Muharrem Sarıkaya, CHP'nin gündemi olan kurultay için toplanan imzaların gölgesinde yapılan açıklamaları ve CHP'lilerin tutumunu değerlendirdi.

'Bülent Tezcan neden konuşmuyor?'

Habertürk yazarı Muharrem Sarıkaya, CHP'nin gündemi olan kurultay için toplanan imzaların gölgesinde yapılan açıklamaları ve CHP'lilerin tutumunu değerlendirdi.

20 Temmuz 2018 Cuma 10:05
'Bülent Tezcan neden konuşmuyor?'

Sarıkaya bugünkü "Delege cenderesi" başlıklı yazısında Bülent Tezcan yerine neden Tuncay Özkan'ın açıklama yaptığını, delegelerin verdikleri oyların neden genel merkeze gönderilmediğini açıkladı. 

İŞTE SARIKAYA'NIN O YAZISI:

CHP Genel Merkez yönetimi başlangıçta önemsemiyordu...

Ne zaman ki imza sayısının 300’ü aştığı yönünde haberler geldi, hafta başından itibaren Genel Başkan yardımları da hareketlendi.

Teşkilattan sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan il başkanları ve yakın milletvekillerini arayıp, kaç delegenin imza verdiğini sorgulamaya başladı.

Gerekçe olarak da “Biz de bilelim delegenin ne düşündüğünü; eğer delege gerçekten istiyorsa görelim, yok istemiyorsa da algı yaratılmasının önüne geçelim” diye açıkladı.

İki günlük çalışmanın sonucunu Genel Başkan Yardımcısı Tuncay Özkan’ın dün açıkladığı gibi imza sayısının 438’e vardığı bilgisine ulaşıldı.

Genel Merkez'in tahmini kurultay için en çok 468-470 imzanın toplanabileceği noktasında…

İmza toplamaya başlanılan ilk haftanın son çalışma günü olması nedeniyle de “kritik eşik günü” olarak görülüyor.

Eğer bugün itibarıyla istenilen düzeye ulaşılamazsa, gelecek hafta içinde ulaşılma olanağının olmayacağına vurgu yapılıyor.

İşte bu nedenle dün Tuncay Özkan’a açıklama yapıp, bu sayıya ulaşılmadığını kamuoyuna duyurması istendi.

Açıklama yapması için Özkan’ın seçilmesinin de önemli gerekçesi var…

O da, milletvekili aday belirleme sürecinde sözcü Tezcan’a tepkinin devam ettiği kanaatine varılması ve CHP tabanının sıcak baktığı isimlerin sırasıyla açıklama yapmasının faydalı olacağı kanaati...

Amaç ise Muharrem İnce’nin öncülük ettiği muhalefet kanadının algı etkisini kırmak…

PSİKOLOJİK EŞİK

Daha da önemlisi psikolojik eşik olarak nitelenen 500 imzayı geçmesini engellemek.

Muhalefet kanadı bunu görmüş olmalı ki, bütün açıklamalarını 500’ün üzerinde imza topladığı algısı üstüne kuruyor.

Çünkü 500 eşiğini aşması halinde gerekli 634 imzanın öneminin kalmayacağını Genel Merkez yönetimine yakın olanlar da kabul ediyor.

Kılıçdaroğlu’nun imzaların bu sayıya ulaşması halinde doğrudan kurultay çağrısı yapacağına dönük beklenti de yüksek.

Ancak Kılıçdaroğlu kanadı muhalefetin bu sayıya ulaşmasının imkansız olduğu kanaatinde.

TAKİP ZOR MU?

Hem muhalif kanada, hem de Genel Merkez yöneticilerine, “noter huzurunda kurultay talebinde bulunan delege sayısına ulaşmak bu kadar zor mu?” diye de sordum.

Şu ilginç açıklamayla karşılaştım…

Geçmiş yıllarda delegeler imza verdikten sonra noterden bir kopyasının Genel Merkez’e yollanmasını istermiş.

Bunun için de ek ücret ödermiş…

Genel Merkez yönetimi de kendisine gelen imzalara bakıp, ikna edilebilecekler varsa arayıp geri çektirme yoluna gidermiş.

Bu kez delegeler yöntem değiştirmiş...

Hem ek ödemede bulunmamak, hem de gelebilecek baskılardan kurtulmak için 3 nüsha halinde düzenlenen imzalı talep formundan birini notere bırakıp, diğerlerini Genel Merkez’e bizzat iletme yoluna gitmiş.

Ama öncesinde de İnce ekibinin ilan ettiği WhatsApp numarasına bir kopyasının fotoğrafını yollamış.

Gereken sayıya ulaşıldığında Genel Merkez’e iletilecekmiş.

BAŞKANLARIN GÜCÜ

Burada en dikkat çeken ise belediye başkanları…

İnce’nin, Kılıçdaroğlu’na karşı yarıştığı bu yılın şubat ayında yapılan olağanüstü kurultayda da belediye başkanlarının delege üzerindeki hakimiyeti dikkat çekmişti.

O dönem belediye başkanları Kılıçdaroğlu’ndan yana tavır göstermişti.

Ancak son dönem başkanların sessiz kalması her iki tarafa da marj bıraktıkları şeklinde değerlendiriliyor.

Hatta bir büyükşehir ilçe belediye başkanının başka kentte delege oğlunun kurultay için imza vermesine karşın, babasının sessiz kalmasına dikkat çekiliyor.

Sessizliğin gerisinde yatan neden de yerel genel seçimin yaklaşmış olması ve bir daha adaylık için başkanların her iki tarafa karşı kozu elinde tutması…

Bazılarının ise “Tren kaçmadan İnce’nin trenine bineyim, kurultay toplanmasa da Kılıçdaroğlu zaten bir şey demez, kin tutmaz” yaklaşımı içinde imza verdiğine vurgu yapılıyor.

Ancak bu durum CHP’de bir daha aday gösterilmesi halinde kaybetme riski bulunan belediye başkanlarına koruma zırhı getiriyor.

Delege cenderesi tek başına Genel Merkez değil, aynı zamanda muhalif kanat açısından da sorun oluşturuyor.

Değişimi çift yönlü tıkıyor…

Önerilen Haberler
Son Güncelleme: 20.07.2018 13:48